- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Diğer yandan kriz sinyallerinin alınmaya başlandığı 1993
yılının son ayları ile 1994 yılının Nisan ayı arasında geçen sürenin incelenmesi
krizin yönetimi açısından da oldukça yanlış uygulamalara başvurulduğunu
göstermektedir. Aşırı spekülatif sermaye girişinin ekonomik dengeler üzerindeki
olumsuz etkilerini Türkiye kadar ağır yaşamış olan bazı gelişmekte olan
ülkelerde krizin ortaya çıkmasıyla birlikte alınan önlemler ile krizin daha
hafif atlatılması mümkün olmuştur. Ancak Türkiye'de başvurulan uygulamalar ve
iktisadi kararlar krizin boyutunu artırıcı etki yaratmıştır
denilebilir.Bir başka deyişle, 1993 sonu ve 1994 başını kapsayan dönemde
Türkiye, kriz yönetiminde de başarısız olmuştur. 1993 yılının ortalarında siyasi
otorite kamunun faiz yükünün çok yüksek olduğunu ve kısa dönemde uygulanacak
politikaların faiz oranlarını düşürme amacı taşıyacağını açıklamaya başladı. Bu
aşamada ekonomiye likidite enjekte edilmeye başlandı ancak yüksek likidite ve
düşmesi beklenen döviz talebini hızla artırmaya başladı. Diğer yandan yüksek
cari açık da devalüasyon beklentilerini kamçılamakta ve döviz talebini artırıcı
işlev görmekteydi.Siyasi otorite dövize olan talebi yüksek döviz
rezervlerini satarak sınırlamanın mümkün olacağı, bu şekilde piyasada dolaşan
paranın İMKB'ye yönlendirilebileceği varsayımı ile hareket etmekteydi. Bu
varsayımlar iki nedenle geçerli olmadı. Bunlardan birincisi büyük bankalar
yüksek bir devalüasyon olacağı bilgisi ile hareket etmekteydiler. Dolayısıyla
piyasaya sürülen döviz talebi kırma işlevini yerine getirmekten uzak kalmakta ve
piyasaya sürülen döviz giderek artan fiyatta alıcı bulmaktaydı.Diğer
yandan İMKB, o dönem için 52 milyon dolar gibi dar bir işlem hacmine sahipti ve
piyasada dolaşan spekülatif sermayeyi mas etme kapasitesine sahip olmaktan çok
uzaktı. Sonuç olarak Ocak 1994'te döviz kuru 19 000 TL/$ Merkez Bankası
rezervleri 7 milyar dolar iken Nisan 1994'te döviz kuru 38 00 TL/$'a çıkarken,
uluslararası rezervler 3 milyar dolara düştü.5 Nisan 1994'te hükümet
dengeleri yeniden kurmak amacıyla yeni kararlılık önlemleri paketini ilan etti.
Dövize olan akını kesmek ve kısa dönemli kamu borçlarını ödeyebilmek için Mayıs
1994 tarihinde %400 faizli borçlanma kağıtlarını piyasaya sürmek zorunda kaldı.
Dengeleri düzeltmeden yapay yolla faiz oranlarını düşürme çabası faiz
oranlarında çok daha yüksek oranda bir sıçramaya neden olmuştur. Sonuç,
ücretlerin düşürülmesi, işsizlikte artış, yüksek bir devalüasyon ve üç basamaklı
enflasyon döneminin açılması olarak kendini gösterdi.Uygulamanın
İçeriğiİstikrar programı, enflasyon oranını azaltma, TL'ye kazandırma,
dışsatımı artırma ve bunları gerçekleştirerek, 'sürdürülebilir'bir ekonomik ve
toplumsal gelişme sürecini elde etmeyi amaçlamaktadır. Bu amaçlara ulaşılması,
başta kamu kesimi açıklarının azaltılması ve bir dizi yapısal yeni
düzenlemelerle gerçekleştirilecektir.Yaklaşım 'temel ilke'olarak 'üretim
yapan, sübvansiyon dağıtan bir devlet yapısından, ekonomide piyasa
mekanizmasının tüm kurum ve kurallarıyla işlemesini sağlayan ve sosyal dengeleri
gözeten bir devlet yapısına geçmeyi'almaktadır.Uygulama programı, ek
olarak, döviz kurunun fiyat artışıyla uyumlu kılınmasını, TCMB'nin giderek
'özerk bir yapıya'kavuşturulmasını sağlıklı bir para politikası düzenlenmesi,
sermaye piyasasında spekülatif işlemlerin sınırlandırılmasını ve dışsatımın ve
yabancı sermaye girişlerinin artırılmasını öngörmekteydi.
Afyon Jeotermal Merkezi Isıtma Sistemi, Ekonomisi Ve Hava Kirliliğini Önlemedeki KatkKserofitlik Ve Su Ekonomisi ÖkofizyolojisiFloresanların EkonomikliğiVarlık Vergisi1987-1993 Türkiye Ekonomisi1983-1987 Türkiye Ekonomisi1980-1982 Türkiye Ekonomisi1923-1980 Türkiye Ekonomisi19 Şubat KriziSermaye Piyasası Kurulu (SPK)İMKB PazarlarıİMKB'de Kote İşlemiMilli Korunma KanunuAltın KurallarElliot Dalga KuramıDow KuramıDirectional MovementDikdörtgen FormasyonuDestek ve DirençBollinger Bands
yılının son ayları ile 1994 yılının Nisan ayı arasında geçen sürenin incelenmesi
krizin yönetimi açısından da oldukça yanlış uygulamalara başvurulduğunu
göstermektedir. Aşırı spekülatif sermaye girişinin ekonomik dengeler üzerindeki
olumsuz etkilerini Türkiye kadar ağır yaşamış olan bazı gelişmekte olan
ülkelerde krizin ortaya çıkmasıyla birlikte alınan önlemler ile krizin daha
hafif atlatılması mümkün olmuştur. Ancak Türkiye'de başvurulan uygulamalar ve
iktisadi kararlar krizin boyutunu artırıcı etki yaratmıştır
denilebilir.Bir başka deyişle, 1993 sonu ve 1994 başını kapsayan dönemde
Türkiye, kriz yönetiminde de başarısız olmuştur. 1993 yılının ortalarında siyasi
otorite kamunun faiz yükünün çok yüksek olduğunu ve kısa dönemde uygulanacak
politikaların faiz oranlarını düşürme amacı taşıyacağını açıklamaya başladı. Bu
aşamada ekonomiye likidite enjekte edilmeye başlandı ancak yüksek likidite ve
düşmesi beklenen döviz talebini hızla artırmaya başladı. Diğer yandan yüksek
cari açık da devalüasyon beklentilerini kamçılamakta ve döviz talebini artırıcı
işlev görmekteydi.Siyasi otorite dövize olan talebi yüksek döviz
rezervlerini satarak sınırlamanın mümkün olacağı, bu şekilde piyasada dolaşan
paranın İMKB'ye yönlendirilebileceği varsayımı ile hareket etmekteydi. Bu
varsayımlar iki nedenle geçerli olmadı. Bunlardan birincisi büyük bankalar
yüksek bir devalüasyon olacağı bilgisi ile hareket etmekteydiler. Dolayısıyla
piyasaya sürülen döviz talebi kırma işlevini yerine getirmekten uzak kalmakta ve
piyasaya sürülen döviz giderek artan fiyatta alıcı bulmaktaydı.Diğer
yandan İMKB, o dönem için 52 milyon dolar gibi dar bir işlem hacmine sahipti ve
piyasada dolaşan spekülatif sermayeyi mas etme kapasitesine sahip olmaktan çok
uzaktı. Sonuç olarak Ocak 1994'te döviz kuru 19 000 TL/$ Merkez Bankası
rezervleri 7 milyar dolar iken Nisan 1994'te döviz kuru 38 00 TL/$'a çıkarken,
uluslararası rezervler 3 milyar dolara düştü.5 Nisan 1994'te hükümet
dengeleri yeniden kurmak amacıyla yeni kararlılık önlemleri paketini ilan etti.
Dövize olan akını kesmek ve kısa dönemli kamu borçlarını ödeyebilmek için Mayıs
1994 tarihinde %400 faizli borçlanma kağıtlarını piyasaya sürmek zorunda kaldı.
Dengeleri düzeltmeden yapay yolla faiz oranlarını düşürme çabası faiz
oranlarında çok daha yüksek oranda bir sıçramaya neden olmuştur. Sonuç,
ücretlerin düşürülmesi, işsizlikte artış, yüksek bir devalüasyon ve üç basamaklı
enflasyon döneminin açılması olarak kendini gösterdi.Uygulamanın
İçeriğiİstikrar programı, enflasyon oranını azaltma, TL'ye kazandırma,
dışsatımı artırma ve bunları gerçekleştirerek, 'sürdürülebilir'bir ekonomik ve
toplumsal gelişme sürecini elde etmeyi amaçlamaktadır. Bu amaçlara ulaşılması,
başta kamu kesimi açıklarının azaltılması ve bir dizi yapısal yeni
düzenlemelerle gerçekleştirilecektir.Yaklaşım 'temel ilke'olarak 'üretim
yapan, sübvansiyon dağıtan bir devlet yapısından, ekonomide piyasa
mekanizmasının tüm kurum ve kurallarıyla işlemesini sağlayan ve sosyal dengeleri
gözeten bir devlet yapısına geçmeyi'almaktadır.Uygulama programı, ek
olarak, döviz kurunun fiyat artışıyla uyumlu kılınmasını, TCMB'nin giderek
'özerk bir yapıya'kavuşturulmasını sağlıklı bir para politikası düzenlenmesi,
sermaye piyasasında spekülatif işlemlerin sınırlandırılmasını ve dışsatımın ve
yabancı sermaye girişlerinin artırılmasını öngörmekteydi.
Afyon Jeotermal Merkezi Isıtma Sistemi, Ekonomisi Ve Hava Kirliliğini Önlemedeki KatkKserofitlik Ve Su Ekonomisi ÖkofizyolojisiFloresanların EkonomikliğiVarlık Vergisi1987-1993 Türkiye Ekonomisi1983-1987 Türkiye Ekonomisi1980-1982 Türkiye Ekonomisi1923-1980 Türkiye Ekonomisi19 Şubat KriziSermaye Piyasası Kurulu (SPK)İMKB PazarlarıİMKB'de Kote İşlemiMilli Korunma KanunuAltın KurallarElliot Dalga KuramıDow KuramıDirectional MovementDikdörtgen FormasyonuDestek ve DirençBollinger Bands
