"An"da Kalmak

yurdahal

New member
2
HD RANK
Katılım
18 Eylül 2008
Mesajlar
222
Reaksiyon puanı
3
Puanları
0
Yaş
58
Konum
İstanbul
Web sitesi
www.astroistanbul.com
“An”da kalmak

Bir türlü dilimizden düşürmediğimiz ve savunduğumuz “an”da kalmak hiçte o kadar kolay bir durum değildir aslında. Geçmişe ve geleceğe ait düşüncelerin gri hücrelerimizden ışık hızı ile hareket etmesi ve bizlerin de “çobanını takip eden kuzu” gibi bu düşüncelerin peşinden sürüklenmesi “an”da kalma şartlarımızı iyice zorluyor. Bazen düşüncelerimiz bizi bir noktaya sabitlerken, bazen rüzgâr tarafından savrulurcasına dağıtıyor. Her iki durumda şimdi’de kalmamızı zorlaştırıyor.

Anın sürekli aktığını, halden hale girdiğini anladığımızda, sabitlenmenin bizi geçmişte tuttuğunu ve o an içinde bulunduğumuz durumu algılamamızı engellediğini fark ederiz. Rüzgârda savrulmanın ise, başkalarının ne düşündüğü üzerinde fikir yürütmek olduğunu  ve başkalarının elbiselerine bürünmek, özümüzden uzaklaşmak olduğunu anlarız. Tüm bunlar bizi kendi “an”ımızı ve bilincimizin değerlerini anlayabilme fırsatından uzaklaştırır.

Her ikisi de, bizi içinde bulunduğumuz şimdiden koparır dolayısı ile evrenle olan bağımız da kopar.

Yeni fikirler, yaratıcılık ve ifadenin gücü  “an”da gizlidir.  Aslında gizlidir demek pek doğru olmuyor, apaçık ortadadır ama biz onu görmekten yoksun olabiliyoruz. Yaratıcılığımızı maddesel boyuta dönüştürebilmemiz için öncelikle ona ulaşmalı, yani “an”ı yakalamalıyız.

“An”ı yakalamak için egzersiz yapmak gerekir. Bu egzersizlerin yoğunluğu ise zamanla artırılmalıdır (gerçekten yoğunluğu kastediyorum, süreyi değil).

Kendimden örnek vereyim;

Meditasyon “an”da kalabilmek için kullanılabilecek en iyi araçlardan biridir. Meditasyonu ilk öğrenmeye başladığımda, hocam bana tek bir odak vermişti. Bu odağı kullanarak duyularımı dışarıya kapamayı öğrenmem gerekiyordu.

Başlangıçta pek kolay olmasa, zaman içerisinde pek de zorlanmadan odaklanmayı başarıyordum. Anda kalmak denen kavramı yaşadığımı sanıyordum. Zaman içerisinde, bu çalışmalar sayesinde duyularımın geliştiğini, zihnimin ise daha kurnaz ve kıvrak olmaya başladığını fark ettim. Zaman içerisinde tek odak yetmemeye başladı. Meditasyonda her zamanki çalışmamı yapmama rağmen, aynı zamanda düşünebiliyor, duyabiliyor, kokuları alabiliyor, hatta görebiliyordum(vizyon). Eskiden boşluk olarak adlandırdığım hal, artık boşluk değildi.

Algılarım hassaslaşmıştı. Hocamla gidip konuştuğumda artık ikinci bir odak daha kullanmam gerektiğini söyledi. İki odaklı çalışma, çok zor olmaz diye düşündüm ama kavramam zaman aldı. Tekrar boşluğun içinde yüzmeye başladım. Bu boşluklarda yüzmek benim için sanırım “an”da olmaktı (“sanırım” diyorum, çünkü  kelimelerin ifade ve içerikleri de benimle yaşamışlıklarım ile birlikte gelişiyor).

İki odaklı meditasyonu başarmaya başladığımı fark ettiğim an, tekrar algı düzeyimin arttığını ve boşlukta olmadığı anladım.

Şu an beşinci odağı da kullanarak meditasyon yapmaya çalışıyorum. Ne kadar başarılı olduğum ise göreceli ve tartışmaya açık. Bazen başarılı olsam da, zaman zaman “an”dan kolaylıkla kopabiliyorum. Okuduğum bir yazı, ya da duyduğum bir söz, bir film v.s. tekrar “an”a dönmem gerektiğini hatırlatıyor.

Bu çalışmalardan anladığım “an”ın, algı ve farkındalık arttıkça daha odaklı ama yoğun birimlerden oluştuğu, kendimize ait “an”ın ise bu çalışmalarla tüm çapaklarından, çer ve çöpünden temizlendiğidir. Aynı zamanda arındırılmış bir “an”a, kalitesiz “şimdi”den çok daha fazla şey sığdırabildiğimizi fark ettim.
Egzersizler sayesinde zihin süzgecimizi, arınmamış düşünceleri, geçmişi, geleceği yakalamaya programlarız. Bu güvenlik duvarını aşan ve bize ulaşanlar ise kaliteli, işe yarar ve en önemlisi “an”a ait olurlar.

An’ı yakalamak sadece meditasyonla olmak zorunda değildir. Çok severek yaptığınız işleri ya da zevkle geçirdiğiniz zamanları düşünün. Bu ister yemek yapmak olsun, ister müzik dinlemek, çocukları seyretmek…. Hepimiz için farklı zamanlarda, farklı şeyler olabilir bunlar. Bunlar mutluluk anlarıdır. Fakat yine de meditasyon kendimizi bilerek ve isteyerek an’a bağlama çalışmalarının en iyilerinden biridir… diğer saydıklarımız ise daha çok üzerinde çalışılmadan ortaya çıkan hallerdir.

Bu gibi durumlarda zamanın süresini tanımlamamız çoğunlukla zordur, aynı “an” için hem çok kısa, hem de çok uzun ifadesini kullanabiliriz.
Bu tür “an”ların kalitelerini artırdığımızda, günlük hayatımızda daha kolay “an” ile bağlantı halinde olabiliriz.

Çekim yasası çalışmalarınızı yapmadan önce meditasyon yapmanız son derece etkili olacaktır. Bağlantıların en güçlü olduğu anlarda özgüveniniz  tam olur, ne istediğinizi/neye sahip olduğunuzu çok iyi bilirsiniz. Hal böyle olunca, isteklerinizi dile getirirken iç sesiniz titremez, çünkü bağlantınıza, onun yetkinliğine güvenirsiniz. Sahip olduğunuzu iliklerinize kadar hissedersiniz.

An’da kalmanız dileği ile
Yurdahal
23.09.2008
Salı 22:38
Bostancı
 
Anda kalmaya başlıyorum galiba eskiden biçok şey için çok yoğun endişe yaşarken artık bu endişeleri duymamaya başladım ki olumsuzluklar olmasına rağmen. sonucu bekliyorum bakalım yeni yıla nasıl giricem?
 
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, yasaya aykırı yada telif hakkı içeren paylaşımlar BURADAN bize ulaşıldığı taktirde, ilgili konu en geç 48 saat içerisinde kaldırılacaktır. Sitemizde Bulunan Videolar YouTube, Facebook, Dailymotion, v.b. video paylaşım sitelerinden alınmaktadır. Telif hakları sorumluluğu bu sitelere aittir. Videoların hiç biri sunucularımızda bulunmamaktadır.
Geri
Üst