- Katılım
- 21 Ocak 2009
- Mesajlar
- 42
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
[FONT=Segoe UI, sans-serif]ANLAMADIĞINIZA YANLIŞ DEMEYİN[/FONT]
[FONT=Segoe UI, sans-serif]Bazı insanlar Secret adı altında sunulan bilgilerin pek çok şeyi açıklamakta yetersiz olduğunu bu yüzden de doğru bir bilgi olmadığını veya doğru olsa bile evrendeki en güçlü yasa diye tabir edilmemesi gerektiğini söylemektedirler. Bunu söylerken dayandırdıkları düşünceleri milyonlarca insanın öldüğü olaylar olmaktadır.[/FONT]
[FONT=Segoe UI, sans-serif]Bu insanlar demektedirler ki “Eğer bu yasa kesin doğru bir yasa ise savaşı istemeyen insanlar veya öldürülmeyi hiç düşünmemiş olanlar niye öldürülüyor ve savaşın içine çekiliyor?” Buna cevabım şu olacaktır. İlk önce dediniz ki “savaşı istemiyorlar” Bunu söylerken ne dediğinizin farkında mısınız? Savaşı istemiyorum derken Secret'a göre kelimelere değil düşüncelerimize odaklanılıyor. Savaş ve savaşla ilgili her türlü düşünce akıldan geçiyor. Mesela dini kaynaklar bize “kişi için ancak niyetinin karşılığı vardır” derken aynı şeyler kastedilmiyor mu? [/FONT]
[FONT=Segoe UI, sans-serif]Gelelim ikinci cümlenize “öldürülmeyi hiç düşünmemiş olsa bile” demiştiniz. İşte bu noktada çok basit bir şey farkedilmeyerek inkara gidilmektedir. Şunu bilelim ki biz insanlar şuurlu ve düşüncelerimizin farkında olarak yaşamadığımız için kolayca etki altına girebiliyoruz. Ölmek bizim düşüncemizde yer almayabilir belki ama biz aklımızdan geçen bazı düşünceleri “başkasının düşüncesi benim değil” diyerek saçma bir mantık üretiyoruz. Başta gerçekten ölmeyi düşünmezsiniz ama öldürmek isteyen bir insanın bulunduğu yerde o kişinin bu öldürme isteğinden haberdar olduğunuz için onun düşünceleri sizin düşünceniz haline gelir. Falanca kişi binlerce insanı öldürdü, derken başkasının yaptığı bir şeyden bahsediyor gibiyizdir ama düşüncenin çıktığı kaynak biziz ve bu yüzden düşünce kaynağına geri dönecektir. Mesela bu mantıkla dedikodu, gıybet, yalan ve iftira gibi şeyler yasaklanmıştır. [/FONT]
[FONT=Segoe UI, sans-serif]Yani başkalarının düşüncelerini kendi düşüncelerimiz haline getirmemizden kaynaklanıyor “düşünmüyoruz ama başımıza geliyor” dediğiniz olaylar. Bazı insanlar şöyle diyebilir: “Ama mesela daha ben ölme hakkında hiçbir şey düşünmezken adam gelip bana ateş ediyor, buna ne demeli?” Bu insan aslında şuurlu yaşamayan ve düşündüğü şeylerin farkında olmayan insandır. Neden? Çünkü bu insan bu olayı yaşamadan önce sık sık “ortalık kötü her yerde adam öldürüyorlar, çarşıya çıkınca dikkatli olmak lazım” gibi şeyleri veya “yahu bu devirde en yakınına bile güvenmeyeceksin, maazallah yani insan en yakınından bile kötülük görebilir” gibi düşünceleri akıldan geçirmiştir. Düşündüğünüz şey hemen gerçekleşmez. Gerçekleşme ortamı bulduğu ilk fırsatta gerçekleşme ihtimali çok yüksektir. [/FONT]
[FONT=Segoe UI, sans-serif]İşte açıklamam bu kadar. Umarım bir şeyler kavramışsınızdır. (UYGUNER)[/FONT]
[FONT=Segoe UI, sans-serif]Bazı insanlar Secret adı altında sunulan bilgilerin pek çok şeyi açıklamakta yetersiz olduğunu bu yüzden de doğru bir bilgi olmadığını veya doğru olsa bile evrendeki en güçlü yasa diye tabir edilmemesi gerektiğini söylemektedirler. Bunu söylerken dayandırdıkları düşünceleri milyonlarca insanın öldüğü olaylar olmaktadır.[/FONT]
[FONT=Segoe UI, sans-serif]Bu insanlar demektedirler ki “Eğer bu yasa kesin doğru bir yasa ise savaşı istemeyen insanlar veya öldürülmeyi hiç düşünmemiş olanlar niye öldürülüyor ve savaşın içine çekiliyor?” Buna cevabım şu olacaktır. İlk önce dediniz ki “savaşı istemiyorlar” Bunu söylerken ne dediğinizin farkında mısınız? Savaşı istemiyorum derken Secret'a göre kelimelere değil düşüncelerimize odaklanılıyor. Savaş ve savaşla ilgili her türlü düşünce akıldan geçiyor. Mesela dini kaynaklar bize “kişi için ancak niyetinin karşılığı vardır” derken aynı şeyler kastedilmiyor mu? [/FONT]
[FONT=Segoe UI, sans-serif]Gelelim ikinci cümlenize “öldürülmeyi hiç düşünmemiş olsa bile” demiştiniz. İşte bu noktada çok basit bir şey farkedilmeyerek inkara gidilmektedir. Şunu bilelim ki biz insanlar şuurlu ve düşüncelerimizin farkında olarak yaşamadığımız için kolayca etki altına girebiliyoruz. Ölmek bizim düşüncemizde yer almayabilir belki ama biz aklımızdan geçen bazı düşünceleri “başkasının düşüncesi benim değil” diyerek saçma bir mantık üretiyoruz. Başta gerçekten ölmeyi düşünmezsiniz ama öldürmek isteyen bir insanın bulunduğu yerde o kişinin bu öldürme isteğinden haberdar olduğunuz için onun düşünceleri sizin düşünceniz haline gelir. Falanca kişi binlerce insanı öldürdü, derken başkasının yaptığı bir şeyden bahsediyor gibiyizdir ama düşüncenin çıktığı kaynak biziz ve bu yüzden düşünce kaynağına geri dönecektir. Mesela bu mantıkla dedikodu, gıybet, yalan ve iftira gibi şeyler yasaklanmıştır. [/FONT]
[FONT=Segoe UI, sans-serif]Yani başkalarının düşüncelerini kendi düşüncelerimiz haline getirmemizden kaynaklanıyor “düşünmüyoruz ama başımıza geliyor” dediğiniz olaylar. Bazı insanlar şöyle diyebilir: “Ama mesela daha ben ölme hakkında hiçbir şey düşünmezken adam gelip bana ateş ediyor, buna ne demeli?” Bu insan aslında şuurlu yaşamayan ve düşündüğü şeylerin farkında olmayan insandır. Neden? Çünkü bu insan bu olayı yaşamadan önce sık sık “ortalık kötü her yerde adam öldürüyorlar, çarşıya çıkınca dikkatli olmak lazım” gibi şeyleri veya “yahu bu devirde en yakınına bile güvenmeyeceksin, maazallah yani insan en yakınından bile kötülük görebilir” gibi düşünceleri akıldan geçirmiştir. Düşündüğünüz şey hemen gerçekleşmez. Gerçekleşme ortamı bulduğu ilk fırsatta gerçekleşme ihtimali çok yüksektir. [/FONT]
[FONT=Segoe UI, sans-serif]İşte açıklamam bu kadar. Umarım bir şeyler kavramışsınızdır. (UYGUNER)[/FONT]
