- Katılım
- 13 Eylül 2011
- Mesajlar
- 1,081
- Reaksiyon puanı
- 1
- Puanları
- 0
- Yaş
- 43
Birinden değişmesini istemek
olanı kontrol etmeye çalışmak
beklenti içindeki egomuzun oyunlarından biridir!!!
Sevgilinin sabah uyanınca size kahvaltı hazırlamasını
akşam işten çıkınca ilk iş koşarak eve gelip sana sarılmasını
sürpriz tatil planları yapmasını bekliyormuşsun....
Mutlu olmayı bunlar olana kadar bir süre için ertelemiş
bunların olmasını hayal ediyormuşsun.....
Durakta saatine sabırsızca bakıp
mutluluk anların dolu olacağı otobüsün gelmesini bekliyormuşsun.....
Duydum haberini
koşarak geldim hemen “Yapma –etme. İşin aslı bu değil. Gelecek olan niyetler otobüsün seni mutluluklar ülkesine bu şekilde götüremez
ancak bir sonraki durağa taşır.” diyecektim ki; yüzünde kocaman bir gülümseme binmişsin.
Kendinle buluşmayı gene ertelemişsin.........
Bugün sizlerle egonun oyunlarında biri olan “beklenti” hakkında konuşalım
ilişkimizi nasıl beklentiler üzerine kurduğumuza bakalım istiyorum
ne dersiniz?
Önce size bakalım; diyelim ki siz ilişki içinde olduğunuz kadının bakımlı olmasından hoşlanıyorsunuz. Yolda her gördüğünüz yüksek topuklu
makyajlı
boyalı saçlı
dekoltesi eksik olmayan kadınları beğeniyorsunuz.
Oysaki evdeki eşiniz her zaman böyle değil. Kimi zaman iş
ev ve çocuk arasında koşuşturmaktan sizi dağınık saçları
üzeri yemek kokmuş kıyafetleri ile karşılıyor. İşten çıkıp akşam dışarıda buluşabildiğiniz ender baş başa yemeklerinize gelirken de doğal olarak seksi kıyafetlerini giymeye vakti olmuyor.
Ya da siz eşinizin saçlarını omuzlarında beğeniyorsunuz
oysa ki o size sormadan her ay gidip saçlarını kısacık kestiriyor. Evde eşit sorumluluk almasını
buzdolabının eksiklerini sizden önce fark edip elleri dolu eve gelmesini umut ediyorsunuz.
Çocukları alıp baş başa programlar yapıp
size kendinizle kalabileceğiniz saatler yaratmasını diliyorsunuz. Kapınızı açmasını
sizinle gözleri gözlerinizde uzun sohbetler yapmasını bekliyorsunuz.
İlişki içinde ister kadın olalım
ister erkek; sürekli bir talep
sürekli bir beklenti içindeyizdir.
Bu taleplerimizi bir şekilde üstü kapalı da olsa karşı tarafa iletiriz. Önce fısıldar
sonra alt yazı geçer
hatta işi abartıp megafon elimizde gerekirse bağırırız.
Bunlar olmadan ilişkimizde mutlu olamayacağımıza inanırız. Bu sebeple beklentilerimizi talep etmeye devam ederiz.
Birinin bize uymasını beklemek yerine onu olduğu gibi kabul edebilir misiniz?
Birinden değişmesini istemek
olanı kontrol etmeye çalışmak
beklenti içindeki egomuzun oyunlarından biridir.
Bu şekilde mutluluğumuzun sorumluluğunu başka birinin ellerine vermiş oluruz.
Onun yapabildikleri ya da yapamadıklarına bakarak mutlu olup olmamaya karar vermek
bizim kendi gücümüzü inkar etmemizden başka bir şey değildir...
Olanı olduğu gibi kabul etmek
anda kalıp mutlu olmak aslında yapmamız gerekendir.
Ama egomuz bize hep o an için sahip olmadıklarımızı gösterir. İlgimiz mükemmel resmi görmek yerine çerçevemizin kenarındaki çatlağa odaklanır. Biz de bu ufak detaylarda kaybolur
mutluluğumuzu sürekli erteleriz.
Kabulleniş hayattaki en büyük erdemlerden biridir.
Beklenti yaratmadan olanı olduğu gibi kabul etmek ve kendimizi akışa bırakmak birey olarak yapmamız gerekendir.
Teslimiyet bizim yükselmemiz için sahip olmamız gereken erdemlerden biridir.
Özümüze yani aşka, sevince ve her daim mutlu olmaya bir adım daha yaklaşmak için beklentileri bırakıp
anda kalmalı ve yaşamın bize sunduklarını sevgiyle kabul etmeliyiz.
Hayatınızı duraklarda beklemek yerine akışta hareket halinde ve kendi sorumluluklarınızın farkında olarak geçirmenizi dilerim
Sevgiyle yazdım
-ALINTI-
Saba Deniz
olanı kontrol etmeye çalışmak
beklenti içindeki egomuzun oyunlarından biridir!!!Sevgilinin sabah uyanınca size kahvaltı hazırlamasını
akşam işten çıkınca ilk iş koşarak eve gelip sana sarılmasını
sürpriz tatil planları yapmasını bekliyormuşsun....Mutlu olmayı bunlar olana kadar bir süre için ertelemiş
bunların olmasını hayal ediyormuşsun.....Durakta saatine sabırsızca bakıp
mutluluk anların dolu olacağı otobüsün gelmesini bekliyormuşsun.....Duydum haberini
koşarak geldim hemen “Yapma –etme. İşin aslı bu değil. Gelecek olan niyetler otobüsün seni mutluluklar ülkesine bu şekilde götüremez
ancak bir sonraki durağa taşır.” diyecektim ki; yüzünde kocaman bir gülümseme binmişsin. Kendinle buluşmayı gene ertelemişsin.........
Bugün sizlerle egonun oyunlarında biri olan “beklenti” hakkında konuşalım
ilişkimizi nasıl beklentiler üzerine kurduğumuza bakalım istiyorum
ne dersiniz? Önce size bakalım; diyelim ki siz ilişki içinde olduğunuz kadının bakımlı olmasından hoşlanıyorsunuz. Yolda her gördüğünüz yüksek topuklu
makyajlı
boyalı saçlı
dekoltesi eksik olmayan kadınları beğeniyorsunuz. Oysaki evdeki eşiniz her zaman böyle değil. Kimi zaman iş
ev ve çocuk arasında koşuşturmaktan sizi dağınık saçları
üzeri yemek kokmuş kıyafetleri ile karşılıyor. İşten çıkıp akşam dışarıda buluşabildiğiniz ender baş başa yemeklerinize gelirken de doğal olarak seksi kıyafetlerini giymeye vakti olmuyor. Ya da siz eşinizin saçlarını omuzlarında beğeniyorsunuz
oysa ki o size sormadan her ay gidip saçlarını kısacık kestiriyor. Evde eşit sorumluluk almasını
buzdolabının eksiklerini sizden önce fark edip elleri dolu eve gelmesini umut ediyorsunuz. Çocukları alıp baş başa programlar yapıp
size kendinizle kalabileceğiniz saatler yaratmasını diliyorsunuz. Kapınızı açmasını
sizinle gözleri gözlerinizde uzun sohbetler yapmasını bekliyorsunuz. İlişki içinde ister kadın olalım
ister erkek; sürekli bir talep
sürekli bir beklenti içindeyizdir. Bu taleplerimizi bir şekilde üstü kapalı da olsa karşı tarafa iletiriz. Önce fısıldar
sonra alt yazı geçer
hatta işi abartıp megafon elimizde gerekirse bağırırız. Bunlar olmadan ilişkimizde mutlu olamayacağımıza inanırız. Bu sebeple beklentilerimizi talep etmeye devam ederiz.
Birinin bize uymasını beklemek yerine onu olduğu gibi kabul edebilir misiniz?
Birinden değişmesini istemek
olanı kontrol etmeye çalışmak
beklenti içindeki egomuzun oyunlarından biridir. Bu şekilde mutluluğumuzun sorumluluğunu başka birinin ellerine vermiş oluruz.
Onun yapabildikleri ya da yapamadıklarına bakarak mutlu olup olmamaya karar vermek
bizim kendi gücümüzü inkar etmemizden başka bir şey değildir...Olanı olduğu gibi kabul etmek
anda kalıp mutlu olmak aslında yapmamız gerekendir. Ama egomuz bize hep o an için sahip olmadıklarımızı gösterir. İlgimiz mükemmel resmi görmek yerine çerçevemizin kenarındaki çatlağa odaklanır. Biz de bu ufak detaylarda kaybolur
mutluluğumuzu sürekli erteleriz. Kabulleniş hayattaki en büyük erdemlerden biridir.
Beklenti yaratmadan olanı olduğu gibi kabul etmek ve kendimizi akışa bırakmak birey olarak yapmamız gerekendir.
Teslimiyet bizim yükselmemiz için sahip olmamız gereken erdemlerden biridir.
Özümüze yani aşka, sevince ve her daim mutlu olmaya bir adım daha yaklaşmak için beklentileri bırakıp
anda kalmalı ve yaşamın bize sunduklarını sevgiyle kabul etmeliyiz. Hayatınızı duraklarda beklemek yerine akışta hareket halinde ve kendi sorumluluklarınızın farkında olarak geçirmenizi dilerim
Sevgiyle yazdım
-ALINTI-
Saba Deniz
