- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Düsünmesinin semeresini ise, ona ün kazandiran Polaroid makineyi gelistirerek
gördü. Burada küçük kizin, o güne kadar düsünülmemis veya hayata geçirilememis
bir olay için babasina ilham kaynagi olmustur. Yeni kesif ve icatlara zemin
hazirlayan müessir yollardan biri de beyin firtinasidir (Brainstorming). Beyin
firtinasinintemel prensibi sudur: Bir problemi çözmekle
görevlendirilen bir grubun üyeleri mümkün oldugu kadar kadar çok fikir
üretirler. Buradaki problem illâ da bir sikintili durum olmayabilir (Negatif
problem) . Olumlu bir problem de olabilir. Meselâ bir sirket, yil sonunda elde
ettigi kâri en verimli bir sekilde nasil kullanacagini bir beyin firtinasi
seansi ile halledebilir. Beyin firtinasi seanslarinda üretilen fikirler
mantiksiz, sira disi, çilginca ve görünüste imkânsiz olabilirler. Burada temel
kaide, kesinlikle elestiri ve kritik olmamasi. Nasil olur?, bu da mi olur ?
yahu, hadi be sende !, kafayi mi yedin !! ? türünden sözler henüz yeni ortaya
çikmis veya çikacak olan fikri hemen yok edebilir.
Albert Einstein bu konuda söyle demistir: Ortaya atilan yeni fikirlerde bir
ilginçlik, saçmalik yoksa bu fikirde umut yok demektir. Dahasi baslangiçta
aptalca imis gibi görünen bir fikir, beyin firtinasi ekibinin diger üyeleri
üzerinde müsbet tesirler icra edebilir. Beyin firtinasi seansinda görüsler
yüksek sesle söylenmeli ve hemen kaydedilmelidir. 30-40 dklik bir seanstan sonra
bütün fikirler üyeler tarafindan degerlendirilerek en iyi fikir çözüm olarak
seçilir.
Beynimizin sag tarafi, zihindeki resimlerle veya hikâyelerle ilgilenmekten ve
çapraz bagintilar kurmaktan hoslanir. Beyin firtinalari çalismalari sag beyni
uyarir.
Yapilan çalismalar çocuklarin (bilhassa 2-7 yas arasi) okula gitmeden
önce, okul dönemine göre sag beyni dokuz kat daha fazla kullandiklarini ortaya
koymustur. Yani çocuklar yeni (mucitce) fikirleri daha fazla üretirler. Durum
böyle iken niçin uzun yillardan beri hiçbir bilim adamimiz Nobel mükâfati
almamistir? Niçin bütün yeni bulus ve icatlar baskalari tarafindan
yapilmaktadir? Son yüz yildaki patentlerin yüzde kaçi bize aittir? Cevaplardan
bir tanesi, okullarimizda beyin firtinasi gibi yenilikçi düsüncelerin yeterince
ögretilmemesi olabilir.
Okullarimizda genellikle merakli sorular pek tesvik
edilmemekte, aksine, çocuklardan kaliplar içinde düsünmeleri ve önceden
hazirlanmis cevaplari vermeleri istenmektedir. Yeri gelmisken tarihimizdeki
duruma kisaca bir göz atip Mimar Sinanlarin, Itrîlerin, Fatihlerin,
Hazerfenlerin, Gazalilerin nasil yetistigini daha iyi anlayabiliriz.
Fatih Sultan Mehmetin kurdugu, Sahn-i Seman Medreselerinde fizik, kimya,
biyoloji, matematik, astronomi, mantik, felsefe, edebiyat gibi fen ve sosyal
bilimler birlikte ögretiliyor, mucit ve kâsifler yetistiriliyordu.
Havan topunu ilk icat eden Fatihtir. Barutu atesli silahlarda ilk kullanan
Osmanlilardir. Ilk uçan insan bir Türktür. Mimar Sinan hâlâ asilamamistir. Bir
Itrî, bir Dede Efendi henüz geçilemedi. Bir Gazali yetismedi.
Süleymaniye Kütüphanesi hâlen Dünyanin en çok el yazmasi eser bulunduran
kütüphanesidir. Ancak mâzide kalmis bu hâmasî destanlara bakip iç geçirmektense,
davranip Eski hâl muhâl, ya yeni hâl, ya izmihlâl deyip, gayrete gelmenin
zamanin çoktan geldigini ve geçmek üzere oldugunu farketmeliyiz.
Bir Beyin Firtinasi Seansi
Problem:
Sirketimizin bu seneki gelirleri çok düstü zarar ediyoruz.
Seans sirasinda
ortaya atilan bir görüs: Kuslar uçar.
Beyin Firtinasi: Onlar nesnelere bir kusun gözleriyle
bakarlar… Her seyi tepeden iyi bir sekilde görebilirler… Keskin bir görüsleri
vardir… Bazen kanat çirpmayi birakirlar ve asagiya dogru süzülürler. Ama bunu
zarif bir sekilde yaparlar… Çok beceriklidirler… Kaynaklari ziyan etmezler…
Güçlerini tutumlu sekilde kullanmaya çalisirlar… Nereye gittiklerini biliyor
gibidirler… Oysa çok uzaktadir, gittikleri yer… Yolculuga iyi hazirlanirlar… Her
çesit hava sartlarina hazirdirlar… Gittikleri yere varmayi ümid ederler…
Düsmanlarini tanirlar… Bazen kendilerini güvenlik içinde bulurlar… Bazen yirtici
hayvanlar arasinda… Ama her zaman çevrelerinde bütün olup bitenlerin
farkindadirlar… Bir yolunu bulup gitmeyi sürdürürler… Her gizli hava akimini
kendi hizmetlerine kullanarak.. rüzgârla bozusmadan.. ama çevreyle basarili bir
is birligi sergileyerek… Uçmanin büyüsündeki asaleti daima koruyarak.. dengeyi,
kontrolü, ustaligi elden birakmadan yapabileceklerinin en iyisini yaparlar.
Gördünüz mü ? Bir kusun uçmasindan nerelere geldik !
Sinirlari Zorlayin
Insan hayatinda birçok sinirlar vardir ve bu sinirlarin ötesine geçmek
ürkütücü bulunur. Hayatimizda fizikî sinirlar oldugu gibi zihnî sinirlar da
vardir. Zihnî sinirlamalar beyin firtinasi olusturacak sekilde düsünmemize izin
vermezler, degisimi engellerler. Bu daha önce denenmedi, çok güçsüzüm, izin
vermezler, yapamam, ne derler, bu kadar da olur mu?.. gibi ifadeler zihnî
sinirlamalara örnektir. Zihnî kaliplar asildigi an, kapilar açilir ve yepyeni
ufuklar bizi bekler. Sinirlari bazen bir soru ile asariz. Tipki Edward Lande,
ailesinin fotograflarini çekerken küçük kizinin fotograflarimizi görmek için
niçin beklemek zorundayiz? sorusunda oldugu gibi. Sinirlarimizi zorlayalim,
düsünelim, düsünelim, derin tefekkürlere dalalim. Muhtesem birer makine olan
hücrelerimizi, sütün diski ile kan arasinda nasil olustugunu, uzayin sonsuz
büyüklügünü, kuslari, denizleri, rüzgâri… Beynimizde firtinalar olusturalim.
Neticede yenilikler, kesfedilenler sizin olsun.
Think-Tank Düsünce KulüpleriÜlkemizin içine düstügü
ve bir türlü çikamadigi bu durumdan kurtulmasi için insanimizin kolayciligi terk
etmesi, okumasi, düsünmesi, tartismasi gerekmektedir. Bütün bunlarin olabilmesi
için de her seyin rahatça konusulup elestirilebildigi, bir toplum yapisinin
olusturulmasi gerekmektedir.
Günümüzde egitim, saglik, ekonomi, politika, savunma tratejileri ve çevre
gibi hayatin her alaninda yeni yaklasimlara orijinal fikirlere ihtiyaç vardir.
Bu da bol bol beyin firtinasi yapan, tefekkür eden genç ve dinamik insanlarla
olacaktir. Bunun bir yolu da çok alternatifli-beyin firtinali düsünme
kulüplerini (Think-Tank) her bir müessese ve sirket için kurup ayakta kalmasini
ve isletilmesini saglamaktir.
Batida ileriye dönük projeler gelistiren Türkçeye tam tercümesi Düsünce Tanki
olan Think-Tank kuruluslari ise Türkiyede yok denecek kadar azdir. Dolayisiyla
Türkiyede bir düsüncesizlik ve bunun getirdigi bir çözümsüzlük hüküm
sürmektedir. ABDde 3.500 kadar think-tank müessesesi bulunmaktadir. Bunlarin her
biri ayri ihtisas sahalarinda, politikadan içtimaî problemlere, bütçeden millî
müdafaaya kadar birçok sahada çalismalarini sürdürmektedirler.
Meselâ; bir think-tank kurulusu olan Brooklyns Institute sadece devlet
bütçesi ile ilgilenmeyip, bütçenin hazirlanisinda müessir olmakta ve
uygulamasini da takib etmektedir. Misirda bile bir think-tank arastirma
enstitüsünün yillik bütçesi 2 milyon dolardir. Türkiyede ise hiçbir kurulusun
bütçesi bu kadar degildir. Lübnanda bir arastirma kurulusunda çalisanlarin
sayisi 30-35 kisi iken Türkiyede en büyük think-tank kurulusu olan Türkiye
Ekonomik ve Sosyal Etütler Vakfinin çalisan sayisi 9-10
civarindadir.
Think-tank kulüplerini, düsüncenin AR-GEleri olarak kabul
edebiliriz. Hedef çok düsünmek ve mümkün oldugunca çok düsünce üretmektir. Bir
bakima, think-tanklar düsüncesizlige karsi bir isyandir. Türkiyede think-tank
kuruluslari açisindan birçok bâkir sahalar vardir. Meselâ; hosgörü ve barisçi
çözüm üretme konusunda Türkiyede arastirma yapan bir kurum yoktur. Silahsizlanma
konusunda Batili ülkelerde çalisma yapan binlerce kurum varken, Türkiyede bir
tane bile yoktur. Üniversite egitimi ve üniversiteye giris imtihani sistemi
hakkinda fikir üreten kaç tane think-tank kulübü vardir?
Kisacasi Türkiyede birçok mevzuda çok sayida think-tanklara ve tabiî ki
buralarda görev alarak beyin firtinalari olusturacak, yeni kesif ve icatlara
zemin hazirlayacak genç dimaglara ihtiyaç vardir.
kendini geliştir
gördü. Burada küçük kizin, o güne kadar düsünülmemis veya hayata geçirilememis
bir olay için babasina ilham kaynagi olmustur. Yeni kesif ve icatlara zemin
hazirlayan müessir yollardan biri de beyin firtinasidir (Brainstorming). Beyin
firtinasinintemel prensibi sudur: Bir problemi çözmekle
görevlendirilen bir grubun üyeleri mümkün oldugu kadar kadar çok fikir
üretirler. Buradaki problem illâ da bir sikintili durum olmayabilir (Negatif
problem) . Olumlu bir problem de olabilir. Meselâ bir sirket, yil sonunda elde
ettigi kâri en verimli bir sekilde nasil kullanacagini bir beyin firtinasi
seansi ile halledebilir. Beyin firtinasi seanslarinda üretilen fikirler
mantiksiz, sira disi, çilginca ve görünüste imkânsiz olabilirler. Burada temel
kaide, kesinlikle elestiri ve kritik olmamasi. Nasil olur?, bu da mi olur ?
yahu, hadi be sende !, kafayi mi yedin !! ? türünden sözler henüz yeni ortaya
çikmis veya çikacak olan fikri hemen yok edebilir.
Albert Einstein bu konuda söyle demistir: Ortaya atilan yeni fikirlerde bir
ilginçlik, saçmalik yoksa bu fikirde umut yok demektir. Dahasi baslangiçta
aptalca imis gibi görünen bir fikir, beyin firtinasi ekibinin diger üyeleri
üzerinde müsbet tesirler icra edebilir. Beyin firtinasi seansinda görüsler
yüksek sesle söylenmeli ve hemen kaydedilmelidir. 30-40 dklik bir seanstan sonra
bütün fikirler üyeler tarafindan degerlendirilerek en iyi fikir çözüm olarak
seçilir.
Beynimizin sag tarafi, zihindeki resimlerle veya hikâyelerle ilgilenmekten ve
çapraz bagintilar kurmaktan hoslanir. Beyin firtinalari çalismalari sag beyni
uyarir.
Yapilan çalismalar çocuklarin (bilhassa 2-7 yas arasi) okula gitmeden
önce, okul dönemine göre sag beyni dokuz kat daha fazla kullandiklarini ortaya
koymustur. Yani çocuklar yeni (mucitce) fikirleri daha fazla üretirler. Durum
böyle iken niçin uzun yillardan beri hiçbir bilim adamimiz Nobel mükâfati
almamistir? Niçin bütün yeni bulus ve icatlar baskalari tarafindan
yapilmaktadir? Son yüz yildaki patentlerin yüzde kaçi bize aittir? Cevaplardan
bir tanesi, okullarimizda beyin firtinasi gibi yenilikçi düsüncelerin yeterince
ögretilmemesi olabilir.
Okullarimizda genellikle merakli sorular pek tesvik
edilmemekte, aksine, çocuklardan kaliplar içinde düsünmeleri ve önceden
hazirlanmis cevaplari vermeleri istenmektedir. Yeri gelmisken tarihimizdeki
duruma kisaca bir göz atip Mimar Sinanlarin, Itrîlerin, Fatihlerin,
Hazerfenlerin, Gazalilerin nasil yetistigini daha iyi anlayabiliriz.
Fatih Sultan Mehmetin kurdugu, Sahn-i Seman Medreselerinde fizik, kimya,
biyoloji, matematik, astronomi, mantik, felsefe, edebiyat gibi fen ve sosyal
bilimler birlikte ögretiliyor, mucit ve kâsifler yetistiriliyordu.
Havan topunu ilk icat eden Fatihtir. Barutu atesli silahlarda ilk kullanan
Osmanlilardir. Ilk uçan insan bir Türktür. Mimar Sinan hâlâ asilamamistir. Bir
Itrî, bir Dede Efendi henüz geçilemedi. Bir Gazali yetismedi.
Süleymaniye Kütüphanesi hâlen Dünyanin en çok el yazmasi eser bulunduran
kütüphanesidir. Ancak mâzide kalmis bu hâmasî destanlara bakip iç geçirmektense,
davranip Eski hâl muhâl, ya yeni hâl, ya izmihlâl deyip, gayrete gelmenin
zamanin çoktan geldigini ve geçmek üzere oldugunu farketmeliyiz.
Bir Beyin Firtinasi Seansi
Problem:
Sirketimizin bu seneki gelirleri çok düstü zarar ediyoruz.
Seans sirasinda
ortaya atilan bir görüs: Kuslar uçar.
Beyin Firtinasi: Onlar nesnelere bir kusun gözleriyle
bakarlar… Her seyi tepeden iyi bir sekilde görebilirler… Keskin bir görüsleri
vardir… Bazen kanat çirpmayi birakirlar ve asagiya dogru süzülürler. Ama bunu
zarif bir sekilde yaparlar… Çok beceriklidirler… Kaynaklari ziyan etmezler…
Güçlerini tutumlu sekilde kullanmaya çalisirlar… Nereye gittiklerini biliyor
gibidirler… Oysa çok uzaktadir, gittikleri yer… Yolculuga iyi hazirlanirlar… Her
çesit hava sartlarina hazirdirlar… Gittikleri yere varmayi ümid ederler…
Düsmanlarini tanirlar… Bazen kendilerini güvenlik içinde bulurlar… Bazen yirtici
hayvanlar arasinda… Ama her zaman çevrelerinde bütün olup bitenlerin
farkindadirlar… Bir yolunu bulup gitmeyi sürdürürler… Her gizli hava akimini
kendi hizmetlerine kullanarak.. rüzgârla bozusmadan.. ama çevreyle basarili bir
is birligi sergileyerek… Uçmanin büyüsündeki asaleti daima koruyarak.. dengeyi,
kontrolü, ustaligi elden birakmadan yapabileceklerinin en iyisini yaparlar.
Gördünüz mü ? Bir kusun uçmasindan nerelere geldik !
Sinirlari Zorlayin
Insan hayatinda birçok sinirlar vardir ve bu sinirlarin ötesine geçmek
ürkütücü bulunur. Hayatimizda fizikî sinirlar oldugu gibi zihnî sinirlar da
vardir. Zihnî sinirlamalar beyin firtinasi olusturacak sekilde düsünmemize izin
vermezler, degisimi engellerler. Bu daha önce denenmedi, çok güçsüzüm, izin
vermezler, yapamam, ne derler, bu kadar da olur mu?.. gibi ifadeler zihnî
sinirlamalara örnektir. Zihnî kaliplar asildigi an, kapilar açilir ve yepyeni
ufuklar bizi bekler. Sinirlari bazen bir soru ile asariz. Tipki Edward Lande,
ailesinin fotograflarini çekerken küçük kizinin fotograflarimizi görmek için
niçin beklemek zorundayiz? sorusunda oldugu gibi. Sinirlarimizi zorlayalim,
düsünelim, düsünelim, derin tefekkürlere dalalim. Muhtesem birer makine olan
hücrelerimizi, sütün diski ile kan arasinda nasil olustugunu, uzayin sonsuz
büyüklügünü, kuslari, denizleri, rüzgâri… Beynimizde firtinalar olusturalim.
Neticede yenilikler, kesfedilenler sizin olsun.
Think-Tank Düsünce KulüpleriÜlkemizin içine düstügü
ve bir türlü çikamadigi bu durumdan kurtulmasi için insanimizin kolayciligi terk
etmesi, okumasi, düsünmesi, tartismasi gerekmektedir. Bütün bunlarin olabilmesi
için de her seyin rahatça konusulup elestirilebildigi, bir toplum yapisinin
olusturulmasi gerekmektedir.
Günümüzde egitim, saglik, ekonomi, politika, savunma tratejileri ve çevre
gibi hayatin her alaninda yeni yaklasimlara orijinal fikirlere ihtiyaç vardir.
Bu da bol bol beyin firtinasi yapan, tefekkür eden genç ve dinamik insanlarla
olacaktir. Bunun bir yolu da çok alternatifli-beyin firtinali düsünme
kulüplerini (Think-Tank) her bir müessese ve sirket için kurup ayakta kalmasini
ve isletilmesini saglamaktir.
Batida ileriye dönük projeler gelistiren Türkçeye tam tercümesi Düsünce Tanki
olan Think-Tank kuruluslari ise Türkiyede yok denecek kadar azdir. Dolayisiyla
Türkiyede bir düsüncesizlik ve bunun getirdigi bir çözümsüzlük hüküm
sürmektedir. ABDde 3.500 kadar think-tank müessesesi bulunmaktadir. Bunlarin her
biri ayri ihtisas sahalarinda, politikadan içtimaî problemlere, bütçeden millî
müdafaaya kadar birçok sahada çalismalarini sürdürmektedirler.
Meselâ; bir think-tank kurulusu olan Brooklyns Institute sadece devlet
bütçesi ile ilgilenmeyip, bütçenin hazirlanisinda müessir olmakta ve
uygulamasini da takib etmektedir. Misirda bile bir think-tank arastirma
enstitüsünün yillik bütçesi 2 milyon dolardir. Türkiyede ise hiçbir kurulusun
bütçesi bu kadar degildir. Lübnanda bir arastirma kurulusunda çalisanlarin
sayisi 30-35 kisi iken Türkiyede en büyük think-tank kurulusu olan Türkiye
Ekonomik ve Sosyal Etütler Vakfinin çalisan sayisi 9-10
civarindadir.
Think-tank kulüplerini, düsüncenin AR-GEleri olarak kabul
edebiliriz. Hedef çok düsünmek ve mümkün oldugunca çok düsünce üretmektir. Bir
bakima, think-tanklar düsüncesizlige karsi bir isyandir. Türkiyede think-tank
kuruluslari açisindan birçok bâkir sahalar vardir. Meselâ; hosgörü ve barisçi
çözüm üretme konusunda Türkiyede arastirma yapan bir kurum yoktur. Silahsizlanma
konusunda Batili ülkelerde çalisma yapan binlerce kurum varken, Türkiyede bir
tane bile yoktur. Üniversite egitimi ve üniversiteye giris imtihani sistemi
hakkinda fikir üreten kaç tane think-tank kulübü vardir?
Kisacasi Türkiyede birçok mevzuda çok sayida think-tanklara ve tabiî ki
buralarda görev alarak beyin firtinalari olusturacak, yeni kesif ve icatlara
zemin hazirlayacak genç dimaglara ihtiyaç vardir.
kendini geliştir
