Bir Sevgilim Olsun İstiyorum!

Işıldayan Safir

Administrators, Zerynthia
20
HD RANK
Katılım
6 Mart 2009
Mesajlar
5,993
Reaksiyon puanı
76
Puanları
0
Konum
Mutlulukya

2ur59ph.jpg

Bir Sevgilim Olsun İstiyorum!

Kime sorarsanız sorun eğer bir sevgilisi yoksa bir sevgilisi olsun ister. Herkesin isteği de birbirinden farklıdır. Kimi zaman benzerlikler gösterse de aslında herkes kendi dünyasından yansımalar yaparak karsısındaki kişiden beklentilerini dile getirir. Aradığı tüm özellikler kendi iç ihtiyaçlarından başka bir şey değildir. Çünkü kendisini sevgili diye nitelediği kişiyle bütünleme, tamamlama ihtiyacındadır.

Biz bu arayış içindeyken bir gün karşımıza biri çıkagelir. Birileri vesile olmuştur yada biz tesadüfen bir yerlerde karşılaşmışızdır. Bu tesadüf bizi bazen gerçek dünyamızda, bazen de sanal dünyamızda bulabilir. İlk isteğimiz olmuştur ve birisiyle tanışma fırsatını bulmuşuzdur.

İlk adım tamamlandıktan sonra bizi bir başka heyecan alır. Acaba beni beğenecek mi? Acaba sevecek mi? Benim için doğru insan mı? Hayatımın aşkı olabilir mi? Yoksa ruh eşim mi? Onu nasıl elde edebilirim? Mutlaka beni beğenmesini sağlamalıyım… Giderek artan heyecanımız artık iyice kafamızı karıştırmış, bizi kontrolsüz bırakmıştır. Sevelim ki sevilelim beklentisi bizi alır götürür bir yerlere.

Kendimize olan güvenimizi öylesine kaybederiz ki o kişiyle ilgili beklentilerimizi unutur, ilk heyecanla koşulsuz kabul gösteririz. Koşulsuz kabulün ardında bizim gerçeğimizle örtüşmeyen belki de bir sürü şey vardır ancak tüm bunları görmezden geliriz. Çünkü artık hedef değişmiştir. İkinci hedefimiz kendimizi beğendirmek, sevilmek ve karşımızdakini elde etmektir.

İkinci hedef yolculuğu oldukça yıpratıcıdır. İlk kabullenişin ardındaki güvensizlik duygusu giderek ilişkideki birlikteliğin getirdiği rahatlamayla sanal özgüvene dönüşmeye başlar. Özgüvenin ardındaki görünmeyen gerçek; karşımızdaki kişi tarafından beğenildiğimiz, önemsendiğimiz için özgüvenimizde artış olduğudur. Tensel temas da özgüvenimizin artışında büyük rol oynar. Yani aslında kendi değerimiz ve önemli olduğumuz gerçeğini içselleştirip kendi özümüze güven duymamızla ortaya çıkması gereken özgüven; içimiz yerine dışımızdan destek görerek kendini ifade etmiştir.

Artık ikinci hedefteki endişe, telaş, beğenilme kaygısı yerini sahiplenmeye bırakmıştır. Çünkü onu çok sevdiğimizi ve onsuz olamadığımızı düşünmeye başlarız. Bu kez sahiplenme beraberinde kaybetme korkusunu getirir. Yine kendimiz olmaktan uzaklaşmış başka bir mücadelenin kapısını açmışızdır. Bu durumda farkında olmadan karşımızdaki kişiyi kontrol etmeye başlayarak baskı altında tutmaya çalışırız. “Ya terk ederse?” kaygısı ile endişelendikçe de endişelerimizin artmasına neden olan deneyimlere tabi oluruz. Sonuçta kaybederiz ve bir gün ilişki bitme noktasına gelir. Onca emek, onca mücadele sona ermiştir.

Onunla var olmaya çalışırken onsuz olmanın getirdiği büyük çöküntüyü yaşarız. Bu acı aslında belki de bize içimizdeki sevgisizliğin bir işaretidir. İçimizde hissettiğimiz acı aslında ne ayrılıktır, ne kayıptır. Asıl gizlenen gerçek kendimizi sevmediğimiz ve kendimize acıdığımızdır, çaresizliğimizdir, hiçliğimizdir. Bu ilişkiden aslında bunları öğrenmişizdir ve işte en büyük acı kendimizi yok saydığımız gerçeğidir. Kendimize hiç önem vermediğimiz, kendi değerimizin hiç farkında olamadığımızdır. Varoluşumuzun neredeyse temeli o olmuştur ve var olma duygusu sözde sevginin içinde kaybolmuştur.

İşte şimdi ayağa kalkmanın tam zamanıdır! İşte şimdi yaraları sarma zamanıdır! İşte şimdi kendi gerçeğimizle, kendimizle buluşma zamanıdır! Başkasından beklediğimiz sevgiyi kendimize verme zamanıdır! İçimizden dışımıza taşma zamanıdır! Belki de bu bir vuslat günü, içimizdeki sevgiliyle buluşmak zamanıdır!

Her kayıp bir kazançtır aslında... Kendimizle buluşmak, kendimizle bütünlenme zamanıdır! Haydi, izin verin kendinize, haydi uzatın elinizi özünüze, açın kalbinizi, görün aşkı, görün sevginin aşkınlığını… Çok uzak değil hemen şimdi birleşin kendinizle. Sizin de içinizde bir sevgiliniz olsun. O aslında hep orada ve sizi beklemekte. Farkedin...

Rüya Yüksel

16471606.gif
 
çok güzel bi yazı , teşekkür ederim paylaşım için .
 
kasımda da aşk başka olur, böyle güzel paylaşımlar insanın içini çikolata gibi eritiyor:)
 
Kasımda aşk başka mıdır bilemiyorum ancak benzetmenize bayıldım. Teşekkür ederim smyrna1 :zpzp:

Sevgilerimle. actionsmile
 
harika bir paylaşım........teşekkürler
 
iyi ozetlenmis :) tesekkurler
 

2ur59ph.jpg

Bir Sevgilim Olsun İstiyorum!

Kime sorarsanız sorun eğer bir sevgilisi yoksa bir sevgilisi olsun ister. Herkesin isteği de birbirinden farklıdır. Kimi zaman benzerlikler gösterse de aslında herkes kendi dünyasından yansımalar yaparak karsısındaki kişiden beklentilerini dile getirir. Aradığı tüm özellikler kendi iç ihtiyaçlarından başka bir şey değildir. Çünkü kendisini sevgili diye nitelediği kişiyle bütünleme, tamamlama ihtiyacındadır.

Biz bu arayış içindeyken bir gün karşımıza biri çıkagelir. Birileri vesile olmuştur yada biz tesadüfen bir yerlerde karşılaşmışızdır. Bu tesadüf bizi bazen gerçek dünyamızda, bazen de sanal dünyamızda bulabilir. İlk isteğimiz olmuştur ve birisiyle tanışma fırsatını bulmuşuzdur.

İlk adım tamamlandıktan sonra bizi bir başka heyecan alır. Acaba beni beğenecek mi? Acaba sevecek mi? Benim için doğru insan mı? Hayatımın aşkı olabilir mi? Yoksa ruh eşim mi? Onu nasıl elde edebilirim? Mutlaka beni beğenmesini sağlamalıyım… Giderek artan heyecanımız artık iyice kafamızı karıştırmış, bizi kontrolsüz bırakmıştır. Sevelim ki sevilelim beklentisi bizi alır götürür bir yerlere.

Kendimize olan güvenimizi öylesine kaybederiz ki o kişiyle ilgili beklentilerimizi unutur, ilk heyecanla koşulsuz kabul gösteririz. Koşulsuz kabulün ardında bizim gerçeğimizle örtüşmeyen belki de bir sürü şey vardır ancak tüm bunları görmezden geliriz. Çünkü artık hedef değişmiştir. İkinci hedefimiz kendimizi beğendirmek, sevilmek ve karşımızdakini elde etmektir.

İkinci hedef yolculuğu oldukça yıpratıcıdır. İlk kabullenişin ardındaki güvensizlik duygusu giderek ilişkideki birlikteliğin getirdiği rahatlamayla sanal özgüvene dönüşmeye başlar. Özgüvenin ardındaki görünmeyen gerçek; karşımızdaki kişi tarafından beğenildiğimiz, önemsendiğimiz için özgüvenimizde artış olduğudur. Tensel temas da özgüvenimizin artışında büyük rol oynar. Yani aslında kendi değerimiz ve önemli olduğumuz gerçeğini içselleştirip kendi özümüze güven duymamızla ortaya çıkması gereken özgüven; içimiz yerine dışımızdan destek görerek kendini ifade etmiştir.

Artık ikinci hedefteki endişe, telaş, beğenilme kaygısı yerini sahiplenmeye bırakmıştır. Çünkü onu çok sevdiğimizi ve onsuz olamadığımızı düşünmeye başlarız. Bu kez sahiplenme beraberinde kaybetme korkusunu getirir. Yine kendimiz olmaktan uzaklaşmış başka bir mücadelenin kapısını açmışızdır. Bu durumda farkında olmadan karşımızdaki kişiyi kontrol etmeye başlayarak baskı altında tutmaya çalışırız. “Ya terk ederse?” kaygısı ile endişelendikçe de endişelerimizin artmasına neden olan deneyimlere tabi oluruz. Sonuçta kaybederiz ve bir gün ilişki bitme noktasına gelir. Onca emek, onca mücadele sona ermiştir.

Onunla var olmaya çalışırken onsuz olmanın getirdiği büyük çöküntüyü yaşarız. Bu acı aslında belki de bize içimizdeki sevgisizliğin bir işaretidir. İçimizde hissettiğimiz acı aslında ne ayrılıktır, ne kayıptır. Asıl gizlenen gerçek kendimizi sevmediğimiz ve kendimize acıdığımızdır, çaresizliğimizdir, hiçliğimizdir. Bu ilişkiden aslında bunları öğrenmişizdir ve işte en büyük acı kendimizi yok saydığımız gerçeğidir. Kendimize hiç önem vermediğimiz, kendi değerimizin hiç farkında olamadığımızdır. Varoluşumuzun neredeyse temeli o olmuştur ve var olma duygusu sözde sevginin içinde kaybolmuştur.

İşte şimdi ayağa kalkmanın tam zamanıdır! İşte şimdi yaraları sarma zamanıdır! İşte şimdi kendi gerçeğimizle, kendimizle buluşma zamanıdır! Başkasından beklediğimiz sevgiyi kendimize verme zamanıdır! İçimizden dışımıza taşma zamanıdır! Belki de bu bir vuslat günü, içimizdeki sevgiliyle buluşmak zamanıdır!

Her kayıp bir kazançtır aslında... Kendimizle buluşmak, kendimizle bütünlenme zamanıdır! Haydi, izin verin kendinize, haydi uzatın elinizi özünüze, açın kalbinizi, görün aşkı, görün sevginin aşkınlığını… Çok uzak değil hemen şimdi birleşin kendinizle. Sizin de içinizde bir sevgiliniz olsun. O aslında hep orada ve sizi beklemekte. Farkedin...

Rüya Yüksel

16471606.gif
harika bir yazı teşekürler
 
Pin kodu kitabından öğrendiğim kadarıyla kişide su elementi ne kadar eksikse o kadar karşıdan sevgi bekliyor. Ne kadar element eksiği çoksa (toprak, su, hava, ateş ) o kadar eş arama derdinde, yani tamamlanma arzusunda oluyor. elementleri eşit dağılmış olanların evlilik kararlarını hemen vermediklerini, kendi kendilerine yetebildiklerini gördüm.
 
vay be her satırında doğru demekten kendimi alamadım emeğinize sağlık paylaşım için
 
Çok hoş bir yazı.25889
Bu yazı hasebiyle ben istemiyorum sevgilisadanim
 
Pin kodu kitabından öğrendiğim kadarıyla kişide su elementi ne kadar eksikse o kadar karşıdan sevgi bekliyor. Ne kadar element eksiği çoksa (toprak, su, hava, ateş ) o kadar eş arama derdinde, yani tamamlanma arzusunda oluyor. elementleri eşit dağılmış olanların evlilik kararlarını hemen vermediklerini, kendi kendilerine yetebildiklerini gördüm.


10 numara bir bakış açısı, bayıldım
 
Ciddi bir ilişkim olmadı ama iki insanın birbirini sevmesi çok güzel birşey bence. "kendi kendilerine yetebildiklerini" gözünden bakmıyorum ben. Çevremde gördüğüm kadarıyla söyleyebilirim ki daha çok huysuz, çok titiz insanlar geç evleniyor. Hatta bazıları evlenemiyor.

Sevgilim olsun ama kalıcı olsun.........
 
benim bir adet sevgilim mevcut allaha şükürler olsun ki bir tane o'ndan iki tane olsa ne yapardım hiç bilmiyorum :))
 
benim de bir adet sevgilim mevut ancak gelmesini bekliyorum.. daha gelmedi...
 
Defalarca okudum.. Harika bir paylasim, yureginiza saglik...
 
şuanaa kadar başımdan geçen aşklarda bu aşamaları katedemedm çünkü hep bi şekilde sorun çıktı ama şimdi dönüp baktığımda iyiki böyle olmuş diyorum ama ne zaman bana uygun bir insan çıkacak bunu da sormadan edemiyorum ve belki de geçmiş ilişkilermn bitmesndeki en büyük sebeplerden biriside benm şüpheci olmam ve karşımdaki insana güvenemem bu benm için büyük sorun çünkü karşmdaki insanı doğru tanımamıda engelliyor en ufak belirtileren büyük anlamlar çıkartıyorum
 
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, yasaya aykırı yada telif hakkı içeren paylaşımlar BURADAN bize ulaşıldığı taktirde, ilgili konu en geç 48 saat içerisinde kaldırılacaktır. Sitemizde Bulunan Videolar YouTube, Facebook, Dailymotion, v.b. video paylaşım sitelerinden alınmaktadır. Telif hakları sorumluluğu bu sitelere aittir. Videoların hiç biri sunucularımızda bulunmamaktadır.
Geri
Üst