Cesaretin bittiği yerde esaret başlar

phantomm

Çevirmen
Katılım
13 Ekim 2008
Mesajlar
0
Reaksiyon puanı
10
Puanları
0
Yaş
38
Bir Hint masalına göre, kedi korkusundan devamlı endişe içinde yaşayan bir fare vardır. Büyücünün biri fareye acır ve onu bir kediye dönüştürür. Fare, kedi olmaktan son derece mutlu olacağı yerde bu kez de köpekten korkmaya başlar. Büyücü bu kez onu bir kaplana dönüştürür. Kaplan olan fare, sevineceği yerde avcıdan korkmaya başlar. Büyücü bakar ki, ne yaparsa yapsın farenin korkusunu yenmeye imkan yok. Onu eski haline döndürür.Ve der ki, "Sen cesaretsiz ve korkak birisin. Sende sadece bir farenin yüreği var. O yüzden ben sana yardım edemem."
 
Ve ünlü yazar Shakespeare, bu konuda şöyle diyor :

"İnsanların çoğu

Sevmekten korkuyor, kaybetmekten korktuğu için.

Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.

Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.

Yaslanmaktan korkuyor, gençliğin kıymetini bilmediği için.

Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için.

Ve ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için..."


Paylaşım için teşekkürler
Sevgiler sapkal89
 



Merhaba
Yaşam kendi içinde tehlikeler barındıyor,evet.
Cesaret,kimin için,ne adına,ne zaman?

Şimdi National Geographic'te Helikopter Savaşları belgeselini seyrediyordum.
Hepsi 3-4 ayrı bölüm herhalde.
Bu bölüm Irak savaşında geçiyor.
Belgeselin bir yerinde İngiliz komutan birliğindeki daha küçük birlikleri oluştururken
ekiplerindeki ''gençlerle tecrübeli personelinin'' ekip içinde dengeli,
aynı sayıda olmasına dikkat ettiğini söylemişti.
Sadece,cepheye yeni gelmiş genç ve tecrübesiz askerlerden oluşan bir ekibi,
ateş hattına gönderdiğimde,''aşırı cesaretli davranacaklar ve muhtemelen ölecekler''
demişti.
Bundan dolayı,birlikleri dengede olacak şekilde
özellikle tecrübeli ve tecrübesiz aynı sayıda askerden oluşturduğunu söyledi.
Tabii ki bu gerçek savaş şartları ve olağandışı bir durum.

Birde bizim,sürdürdüğümüz bu hayatımızda,
bizi çevreleyen ve 'esir' alan,'esir' eden duygusal durumlar varki,
davranışlarımızı kısıtlayan,kendimizi ifade etmemizi engelleyen,
sanırım yukarıdaki Hint hikayesi de bize bu hayatımızda yaşadığımız
yetersizlik duygularını anlatmaya çalışıyor.

Birde sanırım sevgi üzerine,aşk mevzuları var.
Çok derin mevzular değil tabi ama cesaretli olmak gerekiyor,kendi adıma.

Sanırım birde gerçekleştirmek istediğimiz ideallerimiz adına cesaretle
çalışmak ve çabalamak gerekiyor.

Benim cesaretimi sınayan soru;
Beş yıl sonra nerede olmak istiyorum?
Bu sorunun cevabını verirken ben cesaretli olmalıyım.

Paylaşımın için teşekkür ederim phantomm.

Selamlar
 
Ve ünlü yazar Shakespeare, bu konuda şöyle diyor :

"İnsanların çoğu

Sevmekten korkuyor, kaybetmekten korktuğu için.

Sevgiler sapkal89

İşte sadece bunu öğrenmek için gerçekten çok acı çekmek gerekiyor.
Yada ben bu şekilde öğrendim:)

Tekrar selamlar
.
 
Ne kadar üretken bir insansın pinnko sen.Gerçekten.İki satır bir paylaşımda bulunuyoruz sen onu kocaman birşey yapıyorsun:)
Ben de şu aralar düşündüğüm şeyleri çok iyi anlattığı için paylaşmak istedim.
Önemli olan insanın yüreği ve bakış açısı.
Şimdi şöyle düşünüyorum.Hani geçmişe takık yaşıyoruz ya.Herkesin takıldığı konu farklı ama durum hep aynı.Geçmişi affedememek.
Bu durumda diyorum geçmişteki olay ne olursa olsun ben zaten takılacaktım.Önemli olan o olaylar değil çünkü.Benim kafa yapım.Geçmişte yaşama takıntım.Pişmanlık,suçluluk hissetmeye olan yatkınlığım.
Bu hikayede de korkulan şey ne olursa olsun fare hep aynı korkuyu hissediyor.Yani korkulan şey önemli değil.Önemli olan o yürekteki korkmaya duyulan ihtiyaç,ya da yatkınlık her ne ise.

Bizi asıl sınırlayan şey zihnimiz.Şartlar,insanlar değil.

Böyle birşey düşündüm ben de işte kendi çapımda.
 
İşte sadece bunu öğrenmek için gerçekten çok acı çekmek gerekiyor.
Yada ben bu şekilde öğrendim:)

Sen ancak böyle öğrenebileceğini düşündüğün için öyle öğrenmişsin bence de:)
 
Gerçekten çok güzel bir paylaşımdı teşekkür ederiz...
 
Sen ancak böyle öğrenebileceğini düşündüğün için öyle öğrenmişsin bence de:)


Bilmiyordum.
Hele hele öğrenmenin yöntemleri olduğunuda yeni öğrendim.
İlk öğrediğim;
-'Hımm evet,hayatta böyle durumlarda yaşanılıyormuş.' demek oldu.

Sonra sonra bununda hayatta karşılabileceğimiz bir durum olduğunu kavradım.
Kabullenmek ilk safhalarda çok güç geliyor,imkansız gibi:)
 
Önemli olan insanın yüreği ve bakış açısı.
Şimdi şöyle düşünüyorum.Hani geçmişe takık yaşıyoruz ya.Herkesin takıldığı konu farklı ama durum hep aynı.Geçmişi affedememek.
Bu durumda diyorum geçmişteki olay ne olursa olsun ben zaten takılacaktım.Önemli olan o olaylar değil çünkü.Benim kafa yapım.Geçmişte yaşama takıntım.Pişmanlık,suçluluk hissetmeye olan yatkınlığım.
Bu hikayede de korkulan şey ne olursa olsun fare hep aynı korkuyu hissediyor.Yani korkulan şey önemli değil.Önemli olan o yürekteki korkmaya duyulan ihtiyaç,ya da yatkınlık her ne ise.

Bizi asıl sınırlayan şey zihnimiz.Şartlar,insanlar değil.
Böyle birşey düşündüm ben de işte kendi çapımda.



Bingo! Tam isabet.
Gerçek olan bu.
Gerisi yanılsama.
Şartlanma vb. şeyler.

 
Ve ünlü yazar Shakespeare, bu konuda şöyle diyor :

"İnsanların çoğu

Sevmekten korkuyor, kaybetmekten korktuğu için.

Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.

Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.

Yaslanmaktan korkuyor, gençliğin kıymetini bilmediği için.

Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için.

Ve ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için..."


Paylaşım için teşekkürler
Sevgiler sapkal89




Bu güzel Shakespeare alıntısı için de ayrıca teşekkür ederiz.
Unuttum yukarıda.

 
Ne kadar üretken bir insansın pinnko sen.Gerçekten.İki satır bir paylaşımda bulunuyoruz sen onu kocaman birşey yapıyorsun:)
Ben de şu aralar düşündüğüm şeyleri çok iyi anlattığı için paylaşmak istedim.
Önemli olan insanın yüreği ve bakış açısı.
Şimdi şöyle düşünüyorum.Hani geçmişe takık yaşıyoruz ya.Herkesin takıldığı konu farklı ama durum hep aynı.Geçmişi affedememek.
Bu durumda diyorum geçmişteki olay ne olursa olsun ben zaten takılacaktım.Önemli olan o olaylar değil çünkü.Benim kafa yapım.Geçmişte yaşama takıntım.Pişmanlık,suçluluk hissetmeye olan yatkınlığım.
Bu hikayede de korkulan şey ne olursa olsun fare hep aynı korkuyu hissediyor.Yani korkulan şey önemli değil.Önemli olan o yürekteki korkmaya duyulan ihtiyaç,ya da yatkınlık her ne ise.

Bizi asıl sınırlayan şey zihnimiz.Şartlar,insanlar değil.

Böyle birşey düşündüm ben de işte kendi çapımda.


Katılıyorum phantomn arkadaşımıza.Pinnko tebrikler.Güzel bir Türkçe, güzel,sade bir anlatım..
 
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, yasaya aykırı yada telif hakkı içeren paylaşımlar BURADAN bize ulaşıldığı taktirde, ilgili konu en geç 48 saat içerisinde kaldırılacaktır. Sitemizde Bulunan Videolar YouTube, Facebook, Dailymotion, v.b. video paylaşım sitelerinden alınmaktadır. Telif hakları sorumluluğu bu sitelere aittir. Videoların hiç biri sunucularımızda bulunmamaktadır.
Geri
Üst