ego üzerine…
"mağrifet egoyu silmek değil bilmektir." hacı bektaşi veli
egoyu (nefsi) bir ata benzetirsek kendini keşfetme yolundaki kişi bu atın binicisidir.
ego alt seviyelerindeyken yabani bir at gibidir, kişiyi peşinden koşturur, sırtında taşıtır,
kendini tespite ve yargıya mahkûm kılar. kişi kendiyle ilgili yargılar ortaya koydukça kendini diğerlerinden ayırır.
böylelikle sözcükler insanlar arasında görünmez duvarlar örerler.
terk edilmesi gereken sanrılarla dolu olan bu ego seviyesidir.
zihin kişinin kendiyle ilgili oluşturduğu yargıların toplamını muhafaza eder (hafıza).
geçmişin toplamıdır. öyleyse yargılayan zihin geçmişi var etmeye devam etmiş;
düşünce geçmişin ağına takılmıştır.
bu durumda kişi yargılara göre hareket ettiğini fark eder.
kendini yargılarına ve sözcüklerine hapsettiğini kavrar.
tutsaklığın algılanması bu içsel özgürlük duygusunu kamçılar.
yargının seçimle aynı anlama geldiğini bilir.
seçim yapmadan düşüncelerini gözlemler.
bu durumda zihin sessizleşir. bu meditasyondur. ortada yargılayan yoktur, düşünce özgürdür.
varoluşun temelindeki boşluğa ulaşılmış, boşlukta zaman silinmiştir.
geride boşlukta yapılabilecek tek eylem olan sevmek kalmıştır.
çözünen egolar bütünün egosunda birleşmiş ve birlik duygusu ortaya çıkmıştır.
kişinin farkındalığı arttığında ego ehlileştirilmiş bir ata benzer.
kendini bir yola sokar. yolun gerektirdiği yöntemler de terk edildikçe daha ileriki seviyelerinde
ego (nefs) sürücüsü üstünde dörtnala seyreden bir ata benzer;
öyle ki ortada ne süren ne sürülen, ne at ne de binicisi vardır.
sadece hızlı bir seyir vardır. yüksek hızla dönen bir motor gibi bu seyre de sessizlik egemendir.
c. eldeniz den...
"mağrifet egoyu silmek değil bilmektir." hacı bektaşi veli
egoyu (nefsi) bir ata benzetirsek kendini keşfetme yolundaki kişi bu atın binicisidir.
ego alt seviyelerindeyken yabani bir at gibidir, kişiyi peşinden koşturur, sırtında taşıtır,
kendini tespite ve yargıya mahkûm kılar. kişi kendiyle ilgili yargılar ortaya koydukça kendini diğerlerinden ayırır.
böylelikle sözcükler insanlar arasında görünmez duvarlar örerler.
terk edilmesi gereken sanrılarla dolu olan bu ego seviyesidir.
zihin kişinin kendiyle ilgili oluşturduğu yargıların toplamını muhafaza eder (hafıza).
geçmişin toplamıdır. öyleyse yargılayan zihin geçmişi var etmeye devam etmiş;
düşünce geçmişin ağına takılmıştır.
bu durumda kişi yargılara göre hareket ettiğini fark eder.
kendini yargılarına ve sözcüklerine hapsettiğini kavrar.
tutsaklığın algılanması bu içsel özgürlük duygusunu kamçılar.
yargının seçimle aynı anlama geldiğini bilir.
seçim yapmadan düşüncelerini gözlemler.
bu durumda zihin sessizleşir. bu meditasyondur. ortada yargılayan yoktur, düşünce özgürdür.
varoluşun temelindeki boşluğa ulaşılmış, boşlukta zaman silinmiştir.
geride boşlukta yapılabilecek tek eylem olan sevmek kalmıştır.
çözünen egolar bütünün egosunda birleşmiş ve birlik duygusu ortaya çıkmıştır.
kişinin farkındalığı arttığında ego ehlileştirilmiş bir ata benzer.
kendini bir yola sokar. yolun gerektirdiği yöntemler de terk edildikçe daha ileriki seviyelerinde
ego (nefs) sürücüsü üstünde dörtnala seyreden bir ata benzer;
öyle ki ortada ne süren ne sürülen, ne at ne de binicisi vardır.
sadece hızlı bir seyir vardır. yüksek hızla dönen bir motor gibi bu seyre de sessizlik egemendir.
c. eldeniz den...
