- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Eski Roma'da
gelinliklerin rengi sarıydı. Gelinler yine sarı renkte peçe takıyorlardı. Peçe
evli ve bekar kadınları ayırt ediyordu. Ortaçağlarda ise gelinliğin rengi
üzerinde pek durulmadı. Kumaşın kaliteli ve gösterişli olması daha önemliydi.
Herkes en iyi elbiselerini giyiyordu, renk de herkesin kendi tercihine göreydi.
Beyaz gelinlik adetinin yaygınlaşması 16. yüzyılda olmuştur. Bu yıllarda
kraliyet ailesi gelinlerinin gümüşi renkte gelinlik giymeleri gelenekti. Kraliçe
Viktorya bunu reddetti ve beyaz gelinlik giymekte ısrar etti. Bundan
sonra İngiliz ve Fransız yazarlar, beyaz rengin masumiyetin simgesi olduğu
konusunu işlemeye başladılar. O dönem ahlakına göre bekaret evliliğin
vazgeçilmez koşulu olduğu için beyaz gelinlik adeti tuttu. Evlenirken beyaz
giysi giymek genç kızların bekaretlerini topluma ilan etmelerinin vasıtası oldu.
Gelinlikle ilgili bazı batıl inançlar da var. Bunlara göre gelinin
gelinliğini bizzat kendisi dikmesi, damadın düğünden önce gelini gelinlikle
görmesi, gelinin gelinliği düğünden önce giymesi uğursuzluk getiriyor.
Söz evlenmeden açılınca evlilik yüzüğünden de bahsetmek gerekiyor.
İnsanların evlenince yüzük takmaları eski Mısırlıların inançlarına dayanıyor.
Milattan 2800 yıl önce Mısır'da yaşayanlar dairenin veya halka şeklindeki
cisimlerin, başlangıç ve bitiş noktalarının olmaması nedeni ile sonsuzluğu
temsil ettiklerine inanıyorlardı. Yüzük evliliğin sonsuza dek süreceğini
simgeliyordu. Sonra bu inanç ve adet Romalılar vasıtası ile iyice yaygınlaştı.
Kazılarda o devirlere ait çok ilginç evlilik yüzüklerine rastlanılmıştır.
Evlilik yüzüğünün sol ele ve sondan bir önceki parmağa takılmasının
sebebi ise modern tıbbın gelişmesinden önceki devirlere ait yanlış bir insan
anatomisi bilgisidir. O zamanlarda dolaşım sistemimizdeki ana damarın sol
elimizde bu parmaktan başlayıp kalbimize gittiği sanılıyordu. Böylece buraya
takılan yüzükler evli çiftin kalben bağlılığını simgeliyordu. Gerçi şimdi
damarların nereden gelip nereye gittiği biliniyor ama bu da bir adet olarak
kaldı.
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
gelinliklerin rengi sarıydı. Gelinler yine sarı renkte peçe takıyorlardı. Peçe
evli ve bekar kadınları ayırt ediyordu. Ortaçağlarda ise gelinliğin rengi
üzerinde pek durulmadı. Kumaşın kaliteli ve gösterişli olması daha önemliydi.
Herkes en iyi elbiselerini giyiyordu, renk de herkesin kendi tercihine göreydi.
Beyaz gelinlik adetinin yaygınlaşması 16. yüzyılda olmuştur. Bu yıllarda
kraliyet ailesi gelinlerinin gümüşi renkte gelinlik giymeleri gelenekti. Kraliçe
Viktorya bunu reddetti ve beyaz gelinlik giymekte ısrar etti. Bundan
sonra İngiliz ve Fransız yazarlar, beyaz rengin masumiyetin simgesi olduğu
konusunu işlemeye başladılar. O dönem ahlakına göre bekaret evliliğin
vazgeçilmez koşulu olduğu için beyaz gelinlik adeti tuttu. Evlenirken beyaz
giysi giymek genç kızların bekaretlerini topluma ilan etmelerinin vasıtası oldu.
Gelinlikle ilgili bazı batıl inançlar da var. Bunlara göre gelinin
gelinliğini bizzat kendisi dikmesi, damadın düğünden önce gelini gelinlikle
görmesi, gelinin gelinliği düğünden önce giymesi uğursuzluk getiriyor.
Söz evlenmeden açılınca evlilik yüzüğünden de bahsetmek gerekiyor.
İnsanların evlenince yüzük takmaları eski Mısırlıların inançlarına dayanıyor.
Milattan 2800 yıl önce Mısır'da yaşayanlar dairenin veya halka şeklindeki
cisimlerin, başlangıç ve bitiş noktalarının olmaması nedeni ile sonsuzluğu
temsil ettiklerine inanıyorlardı. Yüzük evliliğin sonsuza dek süreceğini
simgeliyordu. Sonra bu inanç ve adet Romalılar vasıtası ile iyice yaygınlaştı.
Kazılarda o devirlere ait çok ilginç evlilik yüzüklerine rastlanılmıştır.
Evlilik yüzüğünün sol ele ve sondan bir önceki parmağa takılmasının
sebebi ise modern tıbbın gelişmesinden önceki devirlere ait yanlış bir insan
anatomisi bilgisidir. O zamanlarda dolaşım sistemimizdeki ana damarın sol
elimizde bu parmaktan başlayıp kalbimize gittiği sanılıyordu. Böylece buraya
takılan yüzükler evli çiftin kalben bağlılığını simgeliyordu. Gerçi şimdi
damarların nereden gelip nereye gittiği biliniyor ama bu da bir adet olarak
kaldı.
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
