Gitmesine izin vermek yaşamak ve yaşanmasına izin vermek için çok önemlidir. Eğer izin vermezsem, başkalarının hayatta kalmalarına izin vermemiş olurum. Neden koşulların gitmesine izin vermek istemeyiz? Koşullar değişir, hiçbir şey aynı kalmaz. Her an farklı bir sahnedir. Bu sahneleri kendi zihinlerimizde sürdürürüz. Belli bir durumun imajı, veya her hangi bir şeyin zihinde kalmış olan etkisi kafamda tekrarlanmaya devam eder. Bu bilinç düzeyine bağlı kalırım ve bu da kıymetli bir alanı işgal eder. Zihnimde yalnızca sınırlı, mahdut miktarda bir alan vardır. Bununla ne yapacağımı seçebilirim. Her nasılsa güzel anıların yok olduğu ve yalnızca acı dolu anıların kaldığı görülür. Bu gariptir, çünkü acı deneyimlemek istemem, ama gene de acı dolu anılara bağlı kalırım. Bu anılar hakkında tekrar tekrar düşünerek tekrarlanan bir acı yaratır ve kendime eziyet ederim. Zulmeden başka bir kimse değildir. Kendime zulmederek ve bu belirli durumun gitmesine izin vermeyerek kendimin kurbanı haline gelirim.
Gitmesine izin vermek, kesip atmak anlamına gelmez. Eğer bir şeyi keskin bir bıçakla kesmeye çalışırsanız, o zaman muhtemelen çok miktarda kan akacaktır ve mutlu bir deneyim olmayacak, çok acı verecektir. Meseleleri kesmek iyi değildir. Ilımlı bir şekilde geri çekilin, çözün ve meseleler değişime hazır olduğu zaman, doğru anda gitmesine izin verebileceğinizi fark edin. Bu çok daha yumuşak ve daha az acı veren bir süreçtir.
Kendinize sorun: ihtiyacım olan şey gerçekte nedir? Kendi içsel gereksinimlerinizi yerine getirmeye başladığınız zaman, aslında o kuşu tutmanız gerekmediğini idrak edeceksiniz. Elinizi açtığınız ve kuşun özgürce uçuşunu izlediğiniz zaman, onun güzelliğini ve uçuşunu takdir edebilir ve sevebilirsiniz. Muhtemelen kuş, kendi doğal arzusu ve seçimiyle, uçarak geri gelecek ve elinizde dinlenecektir.
Bu nedenle, arzularımın gitmesine izin vermem gerekir. Bir arzu doğduğu zaman, bunu yerine getirmeyi başarıncaya kadar dönüp duracak ve zihninize geri gelmeye devam edecektir. Arzu bir kez yerine getirildiği zaman, daha fazla arzular olacaktır, ve daha fazla, ve daha fazla. Bu hiçbir zaman huzurlu bir hale ve doyuma ulaşamayacağım, bitmeyen bir durumdur. Arzularımın gitmesine izin verdiğim zaman, içimde huzura sahip olabilirim. Gitmesine izin vermek, bütün ihtiyaçlarımın içimde olduğunu bilmektir. Bunu izlediğim ve düşüncelerimin, sözlerimin ve eylemlerimin bu gerçeğe göre sıralandığından emin olduğum zaman, gereksinimlerim sağlanır. Bir zamanlar Gandhi’nin söylediği gibi, “ Herkesin ihtiyacına yetecek şey var, ama bir kişinin bile ihtirasına yetecek kadar yok.”–Mahatma Gandhi.
Bu gitmesine izin verme durumunda, geriye çekilebilir ve meseleleri bir mesafeden görebilirim. Meseleleri çok yakından gördüğünüz zaman, çok net bir resim elde edemezsiniz. Bir ağaç gördüğünüz zaman, bunun bütün bir ormanın bir parçası olduğunu idrak edemezsiniz. Biraz geriye çekilin, meseleleri daha geniş bir açıdan göreceksiniz. Meselelere farklı bir şekilde bakmak içsel bilgelik yöntemidir. Meselelere pek çok farklı açıdan bakmak için kendimi eğitmek ruhsallık yoludur.
Gitmesine izin vermek, bu içsel huzur düzeyinde olmak, böylece duruma uygun olarak doğru olanı yapmak demektir. Yanıtlarımızın çoğu mantıki değil, duygusaldır. Bir şey olduğu zaman, duygularımız ve hislerimiz derhal tetiklenir, ve yanıtımız da ani olur. Bu nedenle, zaten bir şey söylemişimdir, zaten bir şey ifade etmişimdir, ve bunun hakkında sonra düşünürüm. Bu şekilde yaşamayı seçebiliriz, sürekli olarak tepki vererek, karmaşa yaratarak ve daha sonra da bunu temizleyerek. Sorun şudur ki, temizleme süreci vakit alır. Yapmam gereken enine boyuna düşünülmüş, anlayışa dayalı,sevgi ve sıcaklıkla dolu bir yanıt geliştirmektir. Yalnızca görmek ve tepki vermek değil, fakat kendime mola vermek için bir zaman ayırmak, düşünmek ve sonra yanıtlamaktır.
BK JAYANTI BRAHMA KUMARIS MEDITASYON DERNEGININ SITESINDEN ALINTIDIR.
Gitmesine izin vermek, kesip atmak anlamına gelmez. Eğer bir şeyi keskin bir bıçakla kesmeye çalışırsanız, o zaman muhtemelen çok miktarda kan akacaktır ve mutlu bir deneyim olmayacak, çok acı verecektir. Meseleleri kesmek iyi değildir. Ilımlı bir şekilde geri çekilin, çözün ve meseleler değişime hazır olduğu zaman, doğru anda gitmesine izin verebileceğinizi fark edin. Bu çok daha yumuşak ve daha az acı veren bir süreçtir.
Kendinize sorun: ihtiyacım olan şey gerçekte nedir? Kendi içsel gereksinimlerinizi yerine getirmeye başladığınız zaman, aslında o kuşu tutmanız gerekmediğini idrak edeceksiniz. Elinizi açtığınız ve kuşun özgürce uçuşunu izlediğiniz zaman, onun güzelliğini ve uçuşunu takdir edebilir ve sevebilirsiniz. Muhtemelen kuş, kendi doğal arzusu ve seçimiyle, uçarak geri gelecek ve elinizde dinlenecektir.
Bu nedenle, arzularımın gitmesine izin vermem gerekir. Bir arzu doğduğu zaman, bunu yerine getirmeyi başarıncaya kadar dönüp duracak ve zihninize geri gelmeye devam edecektir. Arzu bir kez yerine getirildiği zaman, daha fazla arzular olacaktır, ve daha fazla, ve daha fazla. Bu hiçbir zaman huzurlu bir hale ve doyuma ulaşamayacağım, bitmeyen bir durumdur. Arzularımın gitmesine izin verdiğim zaman, içimde huzura sahip olabilirim. Gitmesine izin vermek, bütün ihtiyaçlarımın içimde olduğunu bilmektir. Bunu izlediğim ve düşüncelerimin, sözlerimin ve eylemlerimin bu gerçeğe göre sıralandığından emin olduğum zaman, gereksinimlerim sağlanır. Bir zamanlar Gandhi’nin söylediği gibi, “ Herkesin ihtiyacına yetecek şey var, ama bir kişinin bile ihtirasına yetecek kadar yok.”–Mahatma Gandhi.
Bu gitmesine izin verme durumunda, geriye çekilebilir ve meseleleri bir mesafeden görebilirim. Meseleleri çok yakından gördüğünüz zaman, çok net bir resim elde edemezsiniz. Bir ağaç gördüğünüz zaman, bunun bütün bir ormanın bir parçası olduğunu idrak edemezsiniz. Biraz geriye çekilin, meseleleri daha geniş bir açıdan göreceksiniz. Meselelere farklı bir şekilde bakmak içsel bilgelik yöntemidir. Meselelere pek çok farklı açıdan bakmak için kendimi eğitmek ruhsallık yoludur.
Gitmesine izin vermek, bu içsel huzur düzeyinde olmak, böylece duruma uygun olarak doğru olanı yapmak demektir. Yanıtlarımızın çoğu mantıki değil, duygusaldır. Bir şey olduğu zaman, duygularımız ve hislerimiz derhal tetiklenir, ve yanıtımız da ani olur. Bu nedenle, zaten bir şey söylemişimdir, zaten bir şey ifade etmişimdir, ve bunun hakkında sonra düşünürüm. Bu şekilde yaşamayı seçebiliriz, sürekli olarak tepki vererek, karmaşa yaratarak ve daha sonra da bunu temizleyerek. Sorun şudur ki, temizleme süreci vakit alır. Yapmam gereken enine boyuna düşünülmüş, anlayışa dayalı,sevgi ve sıcaklıkla dolu bir yanıt geliştirmektir. Yalnızca görmek ve tepki vermek değil, fakat kendime mola vermek için bir zaman ayırmak, düşünmek ve sonra yanıtlamaktır.
BK JAYANTI BRAHMA KUMARIS MEDITASYON DERNEGININ SITESINDEN ALINTIDIR.
