- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Uçakların
rahatça havada kalabilmeleri, uzun mesafelere az yakıtla ulaşabilmeleri, mümkün
olduğunca hafif malzemeden yapılmış olmalarına bağlıdır. Bu malzemeler
çoğunlukla alüminyum ve plastiktir. Kokpitteki sesleri ve uçuş
bilgilerini kaydeden her iki kutu da paslanmaz çelikten yapılır. En ve boyları
yaklaşık 25'er santimetre, derinlikleri 12-13 santimetredir. Kutuların et
kalınlıkları ise 6-7 milimetre kadardır. Kutular ayrıca ısıya ve yangına karşı
tedbir olmak üzere plastikle çevrili sıvı köpük ile de donatılmışlardır.
Kutular o kadar sağlamdırlar ki, denize düşmüş bir uçağın kutuları 7
sene sonra çıkarılabilmiş ama buna rağmen kayıtlar sağlıklı olarak
dinlenebilmiştir. Başlangıçta kutular kanatların birleşme noktasına yakın bir
yere konuluyorlardı. Bu bölge uçağın en ağır kısmı olduğundan düşüş anında bu
ağır parçalar kutuların üzerlerine düşerek zarar verebiliyorlardı. Sonraları
kutular uçağın kuyruk kısmına konulmaya başlanıldı. Tabii bu, uçağın kuyruk
kısmındaki koltuklar insanlar için daha emniyetlidir anlamına gelmez, ancak bu
yer karakutuların uçağın enkazından en uzağa düşmesini sağlamaktadır.
Uçak kazalarının nedenleri değişiktir. Havada bir şekilde infilak ederek
düşen uçaklarda yolcuların kurtulma olasılığı yoktur. Bu nedenle de uçağın
yapıldığı malzeme bu açıdan önemli değildir. Uçak yere bir bütün halinde çarpsa
da düşen bir asansörde olduğu gibi yolcular çarpmanın şiddetinden hayatlarını
kaybederler. Uçağın içine sıvı köpük doldurmak elektronik aletleri
koruyabilir ama insanların sadece ölüm nedenlerini değiştirir. Uçağın
malzemesini karakutu malzemesinden yapmak, parçalanma ve yangından zarar görme
tehlikelerini önler ama ne yazık ki bu malzemeden yapılmış bir uçak da uçamaz.
Karakutuların renkleri kara değil turuncudur. Bu rengin tercih
edilmesinin sebebi enkaz arasından daha rahat fark edilmeleri içindir.
rahatça havada kalabilmeleri, uzun mesafelere az yakıtla ulaşabilmeleri, mümkün
olduğunca hafif malzemeden yapılmış olmalarına bağlıdır. Bu malzemeler
çoğunlukla alüminyum ve plastiktir. Kokpitteki sesleri ve uçuş
bilgilerini kaydeden her iki kutu da paslanmaz çelikten yapılır. En ve boyları
yaklaşık 25'er santimetre, derinlikleri 12-13 santimetredir. Kutuların et
kalınlıkları ise 6-7 milimetre kadardır. Kutular ayrıca ısıya ve yangına karşı
tedbir olmak üzere plastikle çevrili sıvı köpük ile de donatılmışlardır.
Kutular o kadar sağlamdırlar ki, denize düşmüş bir uçağın kutuları 7
sene sonra çıkarılabilmiş ama buna rağmen kayıtlar sağlıklı olarak
dinlenebilmiştir. Başlangıçta kutular kanatların birleşme noktasına yakın bir
yere konuluyorlardı. Bu bölge uçağın en ağır kısmı olduğundan düşüş anında bu
ağır parçalar kutuların üzerlerine düşerek zarar verebiliyorlardı. Sonraları
kutular uçağın kuyruk kısmına konulmaya başlanıldı. Tabii bu, uçağın kuyruk
kısmındaki koltuklar insanlar için daha emniyetlidir anlamına gelmez, ancak bu
yer karakutuların uçağın enkazından en uzağa düşmesini sağlamaktadır.
Uçak kazalarının nedenleri değişiktir. Havada bir şekilde infilak ederek
düşen uçaklarda yolcuların kurtulma olasılığı yoktur. Bu nedenle de uçağın
yapıldığı malzeme bu açıdan önemli değildir. Uçak yere bir bütün halinde çarpsa
da düşen bir asansörde olduğu gibi yolcular çarpmanın şiddetinden hayatlarını
kaybederler. Uçağın içine sıvı köpük doldurmak elektronik aletleri
koruyabilir ama insanların sadece ölüm nedenlerini değiştirir. Uçağın
malzemesini karakutu malzemesinden yapmak, parçalanma ve yangından zarar görme
tehlikelerini önler ama ne yazık ki bu malzemeden yapılmış bir uçak da uçamaz.
Karakutuların renkleri kara değil turuncudur. Bu rengin tercih
edilmesinin sebebi enkaz arasından daha rahat fark edilmeleri içindir.
