- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Her ne kadar Romalıların
ezmeleri kayda geçen en eski sos olarak bilinse de ketçabın atası sayılamazlar.
Çin'de 1690 yılında yine balık ve tavuk yemekleri için, tuzlu suda salamurası
yapılmış balık ve baharatlardan oluşan bir sos kullanılıyordu. Bu sosun adı
'ketsiap' idi ve ünü zamanla Malezya'ya yayıldı. Orada adı 'kechap' olarak
azıcık değişti.1700'lü yılların başlarında İngiliz kaşif ve denizcileri
bu çok sevdikleri sosu anavatanlarına getirdiler. Ne var ki bu karışık sosun
içinde ne olduğunu çözemeyen İngiliz aşçılar onu kendi kafalarına göre mantar,
ceviz, salatalık karışımı ile hazırladılar. Bu karışımı 'ketch-up' olarak
telaffuz eden İngilizler onu o kadar çok sevdiler ki, 1748 yılında devrin en
önemli yemek kitabında bile yer aldı.İyi güzel de, domates ketçabın
içine ne zaman girdi? 1790 yılında girdi ve daha Önce olamazdı çünkü o tarihe
kadar, Amerika kıtasından getirildiğinden beri domatesin zehirli olduğu
sanılıyordu. Domates o zamanlara kadar saksılarda pencereleri süslüyordu. Gerçi
domates, bazı cinsleri zehirli olan 'solanum ailesindendir ama o bitkilerin de
sadece yapraklan zehirlidir.1876 yılında, hem iyi bir aşçı hem de
başarılı bir işadamı olan Hanry Heinz Amerika'da ilk ketçap fabrikasını kurdu.
'Heinz ketçapları'nın içinde bulunanlar ve şişesinin şekli günümüze kadar, yüz
yıldan fazla bir sürede hemen hiç değişmeden geldi.Bu süre içinde de
insanlar ketçap şişeleriyle boğuşup durdular. Şişeyi sallayarak, dibine vurarak,
çatalı şişenin ağzına tıklayarak, bıçağı daracık ağzından içeri sokmaya
çalışarak, geliştirdikleri birçok ilginç metotlarla ketçabı şişesinden çıkarmaya
çalıştılar.Ketçabın içinde şeker, sirke, nişasta, tuz ve bazı aromatik
kimyasal maddeler vardır ama aslında ketçap koyu bir domates suyudur. İçinde
baharat ve acı maddelerin yok denecek kadar az olmasından dolayı yiyeceklerin
üstüne bol bol dökülür. Bir şeyin üzerine dökülecek sıvı için ise en iyi kap
şekli dar ağızlı bir şişedir.Ketçabın kardeşi hardal için ise durum
farklıdır. Hardalın tadı yakıcıdır, bir yiyeceğin üstüne bol miktarda sürülemez,
dolayısıyla bıçağın ucu ile alınabileceği geniş ağızlı bir cam kap onun için
daha uygundur. Bu nedenlerle yıllar boyu ketçap şişeleri ince uzun ve dar
ağızlı, hardal şişeleri de kısa ve geniş ağızlı imal
edilmişlerdir.Heinz, ketçabını piyasaya sürmeden önce diğer bütün soslar
geniş ağızlı kaplarda satılıyorlardı. Heinz'in ketçabı başlangıçta daha sulu ve
akıcı idi. Bu nedenle de dar ağızlı ve sekiz köşeli şişeleri kullandı. Zamanla
müşteri isteği doğrultusunda ketçabının kıvamını koyulttu ama aynı müşteri
alıştığı ve elde tutması kolay olan şişenin dizaynının değişmesini
istemedi.Heinz mecburen ketçabını dar ağızlı şişelerle satmaya devam
etti. Ketçap deyince Heinz markası ve onun sekizgen şişeleri akla geldiğinden,
diğer üreticiler de ürünlerini bu tip şişelerde salmaya başladılar.Koyu
kıvamlı ketçabı dar ağızlı şişeden çıkarmaya çabalayanların verdikleri amansız
mücadele, 1983 yılında, yine Heinz firmasının ürettiği plastik şişelerle son
buldu. Artık ketçap, şişenin ortası sıkılarak kolayca şişesinden
çıkarılabiliyordu.Ayaküstü, sandviç, hamburger ve benzeri yiyecekler
satan yerlerde ketçap da. hardal da birbirine benzer kaplarda sunulurlar.
Musluklarına basarak yiyeceklerin üstüne istenildiği kadar konulabilir. Burada
amaç herkesin aynı kabı veya şişeyi kullanmamasıdır. Tabii bu kaplardaki
ketçabın da, hardalın da fazla koyu olmadıkları dikkatinizi çekmiştir.
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
ezmeleri kayda geçen en eski sos olarak bilinse de ketçabın atası sayılamazlar.
Çin'de 1690 yılında yine balık ve tavuk yemekleri için, tuzlu suda salamurası
yapılmış balık ve baharatlardan oluşan bir sos kullanılıyordu. Bu sosun adı
'ketsiap' idi ve ünü zamanla Malezya'ya yayıldı. Orada adı 'kechap' olarak
azıcık değişti.1700'lü yılların başlarında İngiliz kaşif ve denizcileri
bu çok sevdikleri sosu anavatanlarına getirdiler. Ne var ki bu karışık sosun
içinde ne olduğunu çözemeyen İngiliz aşçılar onu kendi kafalarına göre mantar,
ceviz, salatalık karışımı ile hazırladılar. Bu karışımı 'ketch-up' olarak
telaffuz eden İngilizler onu o kadar çok sevdiler ki, 1748 yılında devrin en
önemli yemek kitabında bile yer aldı.İyi güzel de, domates ketçabın
içine ne zaman girdi? 1790 yılında girdi ve daha Önce olamazdı çünkü o tarihe
kadar, Amerika kıtasından getirildiğinden beri domatesin zehirli olduğu
sanılıyordu. Domates o zamanlara kadar saksılarda pencereleri süslüyordu. Gerçi
domates, bazı cinsleri zehirli olan 'solanum ailesindendir ama o bitkilerin de
sadece yapraklan zehirlidir.1876 yılında, hem iyi bir aşçı hem de
başarılı bir işadamı olan Hanry Heinz Amerika'da ilk ketçap fabrikasını kurdu.
'Heinz ketçapları'nın içinde bulunanlar ve şişesinin şekli günümüze kadar, yüz
yıldan fazla bir sürede hemen hiç değişmeden geldi.Bu süre içinde de
insanlar ketçap şişeleriyle boğuşup durdular. Şişeyi sallayarak, dibine vurarak,
çatalı şişenin ağzına tıklayarak, bıçağı daracık ağzından içeri sokmaya
çalışarak, geliştirdikleri birçok ilginç metotlarla ketçabı şişesinden çıkarmaya
çalıştılar.Ketçabın içinde şeker, sirke, nişasta, tuz ve bazı aromatik
kimyasal maddeler vardır ama aslında ketçap koyu bir domates suyudur. İçinde
baharat ve acı maddelerin yok denecek kadar az olmasından dolayı yiyeceklerin
üstüne bol bol dökülür. Bir şeyin üzerine dökülecek sıvı için ise en iyi kap
şekli dar ağızlı bir şişedir.Ketçabın kardeşi hardal için ise durum
farklıdır. Hardalın tadı yakıcıdır, bir yiyeceğin üstüne bol miktarda sürülemez,
dolayısıyla bıçağın ucu ile alınabileceği geniş ağızlı bir cam kap onun için
daha uygundur. Bu nedenlerle yıllar boyu ketçap şişeleri ince uzun ve dar
ağızlı, hardal şişeleri de kısa ve geniş ağızlı imal
edilmişlerdir.Heinz, ketçabını piyasaya sürmeden önce diğer bütün soslar
geniş ağızlı kaplarda satılıyorlardı. Heinz'in ketçabı başlangıçta daha sulu ve
akıcı idi. Bu nedenle de dar ağızlı ve sekiz köşeli şişeleri kullandı. Zamanla
müşteri isteği doğrultusunda ketçabının kıvamını koyulttu ama aynı müşteri
alıştığı ve elde tutması kolay olan şişenin dizaynının değişmesini
istemedi.Heinz mecburen ketçabını dar ağızlı şişelerle satmaya devam
etti. Ketçap deyince Heinz markası ve onun sekizgen şişeleri akla geldiğinden,
diğer üreticiler de ürünlerini bu tip şişelerde salmaya başladılar.Koyu
kıvamlı ketçabı dar ağızlı şişeden çıkarmaya çabalayanların verdikleri amansız
mücadele, 1983 yılında, yine Heinz firmasının ürettiği plastik şişelerle son
buldu. Artık ketçap, şişenin ortası sıkılarak kolayca şişesinden
çıkarılabiliyordu.Ayaküstü, sandviç, hamburger ve benzeri yiyecekler
satan yerlerde ketçap da. hardal da birbirine benzer kaplarda sunulurlar.
Musluklarına basarak yiyeceklerin üstüne istenildiği kadar konulabilir. Burada
amaç herkesin aynı kabı veya şişeyi kullanmamasıdır. Tabii bu kaplardaki
ketçabın da, hardalın da fazla koyu olmadıkları dikkatinizi çekmiştir.
Ü-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-LH-I-İGE-FC-Ç-DBAY-ZU-Ü-VŞ-TSP-RO-ÖN
