Meydan okuma, Baş kaldırma, Mücadele etme

  • Konuyu Başlatan Konuyu Başlatan Berilce
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi

Berilce

New member
8
HD RANK
Katılım
21 Mart 2011
Mesajlar
834
Reaksiyon puanı
0
Puanları
0
Konum
Ankara
MEYDAN OKUMA, BAŞ KALDIRMA, MÜCADELE ETME


Biraz sıkıntı, vazgeçilmez bir öğedir. Fırtınalar, gök gürültüleri, şimşekler ve üzüntü, bizleri mutluluk ve neşe kadar zenginleştirir; besler, verimli kılar.

Bu öykü sürecinde Tanrı yeryüzünde yaşıyormuş. Gökyüzüne taşınması daha sonradır. Bir çiftçi onu ziyarete gelmiş ve şöylesine meydan okumuş. “Bak Hocam, sen Tanrı olabilirsin; dünyayı da sen yarattın. Peki peki anladık!... Ama tarımın a-be-cesini bilemezsin, çünkü çiftçi değilsin, bir tek patates bile yetiştiremezsin. Uzun sözün kısası Tanrılığına rağmen benden öğrenecek bir şeyin var.” Tanrı büyük bir alçakgönüllülükle sormuş:
- Bana ne öneriyorsun? Tavsiyen nedir?
- Bir yıl süreyle beni aksiliklerden koru, sonunda evrende hiç yoksulluk kalmadığını göreceksin.
Tanrı çiftçiye bir yıl süre tanımış, çiftçinin koşulları çok ağırmış, fırtına olmayacak, yağmur yağacak, tohumları yiyen böcekler olmayacak, şiddetli rüzgâr esmeyecek. Uyumlu, düzenli, sorundan yoksun bir yıl olacak…
Başaklar öylesine uzamış ki, çiftçi sevincinden uçacakmış adeta. Güneş istemiş, Tanrı güneş’i de emrine amade etmiş, yağmur istemiş; anında yağmur yağş. Kesilmesini istediğinde ise, gökyüzü kurumuş, ürün bolluğu açısından mucizevi bir yıl yaşanmış, ne var ki yalnızca nicelik açısından mucizevi.
Çiftçi Tanrı’ya kasılarak şunları söylemiş: “Onca bol ürün yetiştirdik ki, insanoğlu on yıl süreyle hiç çalışmasa bile, dünya üzerinde hiç açlık olmayacak bundan böyle.”
Ama mahsul biçildiğinde kof olduğu anlaşılmış. İçlerinde tek bir arpa, tek bir buğday tanesi yokmuş. Çiftçi şaşkın, Tanrı’ya sormuş:
“Ne oldu? Aksilik nerede? Nerede yanıldım?”...
- Çok basit, diye yanıtlamış Tanrı. Mücadeleyi engelledin, hiç sürtüşme yoktu, tüm kötülüklerden, güçlüklerden arındırdın mahsulü, bu nedenle kısır kaldı. Doğada her etkenin bir rolü vardır. Güçlük çekmeden meyve alınmaz. Fırtına, gök gürültüsü, sağanak, şimşek de gereklidir. Ürünün ruhunu, özünü dingin tutarlar.
Meselin anlamı çok derindir. Sürekli mutlu…mutlu…mutluysan, mutluluk anlamını yitirir. Beyaz bir duvarın üzerine, bembeyaz bir tebeşirle yazı yazmak yararsızdır. Ne kadar yazsan kimse bir şey okuyamaz.
Gece; gündüz kadar gereklidir. Acı, üzüntü dolu günler; mutluluk, sevinç dolu günler kadar vazgeçilmezdir. İşte bu gerçeği kavramak da bilinçlenmektir. O zaman sorgu sual biter, yaşantının ritmidir bu. Çelişki ve ikilemleri kavramaktır. Yani yaşantının sırrını çözmektir.

Eşyanın tabiatını özümsediğin, doğa kanununu çözümlediğin anda senin için gölge kalmaz. Mutsuzluk bile bu aşamaya varmış kişide ışık saçar. Üzüntünün bu türü düşmanın değil, dostundur. Onu gerekli ve gidici bir arkadaş gibi sevgiyle taşı. İleri tarihteki bir mutluluğun habercisi olarak kabullen sıkıntıyı. Aksi takdirde yok olur, erir bitersin!...

Üstün Öğretici-Büyük Hoca
Cilt:2, Sayfa: 307-311

 
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, yasaya aykırı yada telif hakkı içeren paylaşımlar BURADAN bize ulaşıldığı taktirde, ilgili konu en geç 48 saat içerisinde kaldırılacaktır. Sitemizde Bulunan Videolar YouTube, Facebook, Dailymotion, v.b. video paylaşım sitelerinden alınmaktadır. Telif hakları sorumluluğu bu sitelere aittir. Videoların hiç biri sunucularımızda bulunmamaktadır.
Geri
Üst