selam arkadaşlar ,ne istediğini bilmek ve isteklerimizin evreni nasıl etkilediği hususunda sahip olduğumuz sorumluluklar üzerine sohbet edelim ..
etrafımızda olup biten herşeyden biz sorumluyuz.çünkü olayları etkileme , olaylara yön verme gücü bizde mevcut..bize hediye edilmiş ..etrafınıza bir bakın , arkadaşlarınızı , işinizi evinizi çocuklarınızı siz seçtiniz.sizin evrene saldığınız frekanslarla uyumlu olan kişileri maddeleri etrafınızda bulursunuz...odaklandığınız şey her ne ise , hayatınızda da onu buluyorsunuz.sosyal yaşantınızın ve içinde bulunduğunuz toplumun sınırlamaları , beyninizde bir takım kalıplar oluşturmuş..dışına çıkılamaz engeller oluşturmuş. sizin evrene yolladığınız sinyaller , bu kalıpların elverdiği ölçüdedir.duygularınızı ,isteklerinizi sınırlarlar.
peygamber efendimiz , bizlere DUA ismi altında ,sahip olduğumuz güçleri kullanabilme becerisine sahip olduğumuzu 1400 yıl evvel müjdelemiş..
"Dua edin, Duanıza icabet edilecektir !" sırrını , bizler batının yeni yeni keşfettiği ve daha adını koyamadığı güçlere bakarak keşfe koyuluyoruz..batı " evrene gönderdiğiniz sinyaller , size geri döner " der. 1400 yıl öncesinde de " dua edin , duanıza icabet edilecektir" hadisi şerifiyle ne kadar benzerlik gösteriyor değil mi ?
kabul edin etmeyin , anlayın anlamayın , bu yasa işliyor...
şunu da belirtmeden geçemeyeceğim , ayet-i kerimenin meali aynen şöyledir " O dilemedikçe , siz dileyemezsiniz.!" yani sizin dilemeniz , Allah ın dilemiş olmasıyla mümkün ... O neyi dilerse muhakkak gerçekleştirir...asıl tehlikeli olan nokta, dilediklerimizin , insanlığı evreni iyi yönde mi , yoksa kötü yönde mi etkilediğidir.
biz insanların evrenle etkileşiminin tek yolu , beynimizden yolladığımız frekanslardır.
bu frekanslarla hatırı sayılır tesirler oluşturduğumuza şüphe yok.. madem öyle , o halde sorumluluk kavramını da gözardı edemeyiz.sistemi kötü yönde etkileyecek güçlü frekanslar yayıyorsak, bunun sorumluluğunun da bize ait olduğunun bilincinde olmalıyız..
“Duanın oluşmasını sağlayan ana güç, insana dışarıdan gelmeyip, tamamıyla, insanın varlığında mevcût olan Allah isimlerinin manevî gücünden ortaya çıkmaktadır."(1)
hadis i şerif der ki : Allah şöyle buyuruyor ;“Ey âdem oğlu, dua senden icabet benden; istiğfar senden, bağışlamak benden; tövbe senden, kabul etmek benden; şükür senden, fazlasıyla vermek benden; sabır senden, yardım benden… Ne istedin ki benden sana vermedim!”
demek ki dua , insanın içindeki ilahi güçlerin , ortaya çıkarılmasından başka bir şey değildir.
(1) alıntıdır
etrafımızda olup biten herşeyden biz sorumluyuz.çünkü olayları etkileme , olaylara yön verme gücü bizde mevcut..bize hediye edilmiş ..etrafınıza bir bakın , arkadaşlarınızı , işinizi evinizi çocuklarınızı siz seçtiniz.sizin evrene saldığınız frekanslarla uyumlu olan kişileri maddeleri etrafınızda bulursunuz...odaklandığınız şey her ne ise , hayatınızda da onu buluyorsunuz.sosyal yaşantınızın ve içinde bulunduğunuz toplumun sınırlamaları , beyninizde bir takım kalıplar oluşturmuş..dışına çıkılamaz engeller oluşturmuş. sizin evrene yolladığınız sinyaller , bu kalıpların elverdiği ölçüdedir.duygularınızı ,isteklerinizi sınırlarlar.
peygamber efendimiz , bizlere DUA ismi altında ,sahip olduğumuz güçleri kullanabilme becerisine sahip olduğumuzu 1400 yıl evvel müjdelemiş..
"Dua edin, Duanıza icabet edilecektir !" sırrını , bizler batının yeni yeni keşfettiği ve daha adını koyamadığı güçlere bakarak keşfe koyuluyoruz..batı " evrene gönderdiğiniz sinyaller , size geri döner " der. 1400 yıl öncesinde de " dua edin , duanıza icabet edilecektir" hadisi şerifiyle ne kadar benzerlik gösteriyor değil mi ?
kabul edin etmeyin , anlayın anlamayın , bu yasa işliyor...
şunu da belirtmeden geçemeyeceğim , ayet-i kerimenin meali aynen şöyledir " O dilemedikçe , siz dileyemezsiniz.!" yani sizin dilemeniz , Allah ın dilemiş olmasıyla mümkün ... O neyi dilerse muhakkak gerçekleştirir...asıl tehlikeli olan nokta, dilediklerimizin , insanlığı evreni iyi yönde mi , yoksa kötü yönde mi etkilediğidir.
biz insanların evrenle etkileşiminin tek yolu , beynimizden yolladığımız frekanslardır.
bu frekanslarla hatırı sayılır tesirler oluşturduğumuza şüphe yok.. madem öyle , o halde sorumluluk kavramını da gözardı edemeyiz.sistemi kötü yönde etkileyecek güçlü frekanslar yayıyorsak, bunun sorumluluğunun da bize ait olduğunun bilincinde olmalıyız..
“Duanın oluşmasını sağlayan ana güç, insana dışarıdan gelmeyip, tamamıyla, insanın varlığında mevcût olan Allah isimlerinin manevî gücünden ortaya çıkmaktadır."(1)
hadis i şerif der ki : Allah şöyle buyuruyor ;“Ey âdem oğlu, dua senden icabet benden; istiğfar senden, bağışlamak benden; tövbe senden, kabul etmek benden; şükür senden, fazlasıyla vermek benden; sabır senden, yardım benden… Ne istedin ki benden sana vermedim!”
demek ki dua , insanın içindeki ilahi güçlerin , ortaya çıkarılmasından başka bir şey değildir.
(1) alıntıdır
