- Katılım
- 27 Aralık 2008
- Mesajlar
- 432,578
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Kuramsal açıdan, unutmanın iki nedeni olabilir. Bunlardan
biri bozucu etki, diğeri ise bellekteki çözülmedir. Her iki görüş de kuram
olarak sunulmuştur, ikincisi bazen sızan-kova hipotezi (leaky-bucket
hypothesis) adıyla anılır (Miller, 1956). ilk bakışta bu kuram daha çekici
gelmektedir; çünkü, çoğu kimse unutmanın doğal olarak kendiliğinden meydana
geldiğini kabul eder. Oysa yapılan deneyler, bozucu etkinin unutmada önemli bir
rolü olduğunu, dolayısıyla unutmanın sadece bellek izinin silinmesi
olamayacağını göstermiştir (Underwood, 1957).Bu durumda, unutmayı
açıklarken etkenlerden her birine ne kadar ağırlık verebiliriz?Söz konusu
kuramlar, deneysel olarak karşılaştırılamaz. Çünkü, laboratuvarda bile bozucu
etkiden tamamen arınık bir durum düzenleme olanağımız yoktur. Denekler, deneyden
önce bazı faaliyetler yapmışlardır; ve bunlardan bazıları deneyde söz konusu
olan faaliyete benzer olabilir (ileri doğru bozucu etki). Aynı şekilde, öğrenme
işlemiyle hatırlama işlemi arasında da bu tür faaliyetler yer alabilir (geriye
doğru bozucu etki). Psikologlar, sadece bozucu etkiyi en aza indirmeye veya
meydana geldiğinde ne ölçüde olduğunu tayin etmeye çalışabilirler.Geriye
doğru bozucu etkiyi azaltmanın bir yolu, deneklerin bir malzemeyi öğrenmeleri
ile hatırlama testi arasında uyumalarını sağlamaktır. Bu yolla yapılan eski bir
deney, bu gün psikolojide klasikleşmiştir (Jenkins ve Daltenbach, 1924).
Deneklere laboratuvardaki yatağa yatmadan önce, 10 anlamsız heceden oluşan bir
liste öğretilmiştir. Uykuya dalmalarından itibaren 1, 2, 4 ve 8 saat gibi
değişik süreler sonunda uyandırılan deneklerin hatırda tutma miktarı, hatırlama
tekniğiyle saptanmıştır.Aynı deneklere daha sonra, ilkine eşdeğerde
başka bir liste öğretilip, bu sefer 1, 2, 4 ve 8 saatlik normal, günlük
faaliyetlerinden sonra hatırlama miktarları yine aynı yöntemle ölçülmüştür.
Uykudan sonraki hatırlamanın çok daha iyi olduğu görülmüştür. Her iki koşulda da
hatırlama miktarı ilk bir kaç saat içinde hızla azalmıştır. Daha sonra, günlük
faaliyetlerine devam eden denekler için hemen hemen sıfıra kadar düşen
hatırlama, uyuyan deneklerde %50 civarında kalmıştır.Bu tür
araştırmalar, çözülme kuramlarının aleyhine kanıt olarak kullanılmış, bozucu
etkiye dayanan açıklamaları ise desteklemiştir. Fakat yukarıda sözü edilen
deney, sadece geriye doğru bozucu etkiyi ele almış, ileriye doğru bozucu etkiyi
kapsamamıştır.İleriye doğru bozucu etkiyi incelemek için daha değişik
bir deney deseni gerekir, örneğin, deneklere anlamsız hecelerden oluşan tek bir
listenin öğretildiğini ve 24 saat sonra hatırlamanın ölçüldüğünü farzedin.
Genellikle o zamana kadar listenin %65'i unutulmuş olur. Bu yüksek unutma
miktarı, deneğin öğrenmeyle hatırlama arasında yaptığı şeylerin etkisiyle
açıklanamaz. Çünkü, deneğin laboratuvar dışındaki faaliyetleri, deneydeki
faaliyetlerinden o kadar farklıdır ki, bozucu etkinin çok az olması beklenir.
Ancak, bir de deneğin daha önceki sözel öğrenmeleri vardır. Yıllar boyunca
yapılan bu sözel öğrenmeler, deneyde ileri doğru bozucu etki yaratmış
olabilir.Psikologlar bu olasılığı doğrudan doğruya test edemezler.
Çünkü, bozucu etki yapabilecek daha önceki öğrenmeyi dakik şekilde ölçemezler.
Buna karşılık deneyciler, deneklere iki veya daha fazla liste öğretirler
(Underwood, 1957); sonra da, bir listenin hatırlanmasının daha önce öğrenilen
liste sayısından ne derecede etkilendiğine bakarlar. Bu tür deney sonuçları
önceki öğrenmenin güçlü bir etken olduğunu göstermektedir. Daha önce öğrenilen
liste sayısı ne kadar çoksa, test edilen listenin hatırlanması o kadar
azdır.Şu halde, hatırda tutma büyük ölçüde, yeni öğrenilen malzeme
üzerinde ileriye doğru bozucu etki yapan eski öğrenmelerin varlığına bağlıdır.
Bu bulguya laboratuvar dışına genelleyecek olursak eski öğrenmelerin, özellikle
iyice yerleşmiş alışkanlıkların, sözel malzemenin hatırlanmasında bozucu etki
kaynağı olacağı sonucuna varabiliriz. Bu olayın, unutmanın %100'ünü açıklayıp
açıklamadığını bilemiyoruz; hiç bir zaman da öğrenemeyebiliriz. Mevcut bilgilere
göre yapılacak bir tahminle, insanların unutmaları, büyük ölçüde önceki
öğrenmelerine, fakat bir ölçüde de sonraki öğrenmelerine bağlıdır.
Kitabin Adi Biz İnsanlarİnsan SarrafıFareler Ve İnsanlar ÖzetFareler Ve İnsanlarKitabın Adı : Onlar Da İnsandı Ozetİnsanda Solunum SistemiMineraller Ve İnsan Üzerindeki EtkileriHayvanlarda Ve İnsanlarda Üremeİnsanlarda BoşaltımBakterilerin İnsan Yaşamindaki Yeri Ve Önemiİnsan Genom ProjesiAlkol Ve İnsanİnsanların Ve Diğer Canlıların Uzaydaki TepkileriÜ-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-L
biri bozucu etki, diğeri ise bellekteki çözülmedir. Her iki görüş de kuram
olarak sunulmuştur, ikincisi bazen sızan-kova hipotezi (leaky-bucket
hypothesis) adıyla anılır (Miller, 1956). ilk bakışta bu kuram daha çekici
gelmektedir; çünkü, çoğu kimse unutmanın doğal olarak kendiliğinden meydana
geldiğini kabul eder. Oysa yapılan deneyler, bozucu etkinin unutmada önemli bir
rolü olduğunu, dolayısıyla unutmanın sadece bellek izinin silinmesi
olamayacağını göstermiştir (Underwood, 1957).Bu durumda, unutmayı
açıklarken etkenlerden her birine ne kadar ağırlık verebiliriz?Söz konusu
kuramlar, deneysel olarak karşılaştırılamaz. Çünkü, laboratuvarda bile bozucu
etkiden tamamen arınık bir durum düzenleme olanağımız yoktur. Denekler, deneyden
önce bazı faaliyetler yapmışlardır; ve bunlardan bazıları deneyde söz konusu
olan faaliyete benzer olabilir (ileri doğru bozucu etki). Aynı şekilde, öğrenme
işlemiyle hatırlama işlemi arasında da bu tür faaliyetler yer alabilir (geriye
doğru bozucu etki). Psikologlar, sadece bozucu etkiyi en aza indirmeye veya
meydana geldiğinde ne ölçüde olduğunu tayin etmeye çalışabilirler.Geriye
doğru bozucu etkiyi azaltmanın bir yolu, deneklerin bir malzemeyi öğrenmeleri
ile hatırlama testi arasında uyumalarını sağlamaktır. Bu yolla yapılan eski bir
deney, bu gün psikolojide klasikleşmiştir (Jenkins ve Daltenbach, 1924).
Deneklere laboratuvardaki yatağa yatmadan önce, 10 anlamsız heceden oluşan bir
liste öğretilmiştir. Uykuya dalmalarından itibaren 1, 2, 4 ve 8 saat gibi
değişik süreler sonunda uyandırılan deneklerin hatırda tutma miktarı, hatırlama
tekniğiyle saptanmıştır.Aynı deneklere daha sonra, ilkine eşdeğerde
başka bir liste öğretilip, bu sefer 1, 2, 4 ve 8 saatlik normal, günlük
faaliyetlerinden sonra hatırlama miktarları yine aynı yöntemle ölçülmüştür.
Uykudan sonraki hatırlamanın çok daha iyi olduğu görülmüştür. Her iki koşulda da
hatırlama miktarı ilk bir kaç saat içinde hızla azalmıştır. Daha sonra, günlük
faaliyetlerine devam eden denekler için hemen hemen sıfıra kadar düşen
hatırlama, uyuyan deneklerde %50 civarında kalmıştır.Bu tür
araştırmalar, çözülme kuramlarının aleyhine kanıt olarak kullanılmış, bozucu
etkiye dayanan açıklamaları ise desteklemiştir. Fakat yukarıda sözü edilen
deney, sadece geriye doğru bozucu etkiyi ele almış, ileriye doğru bozucu etkiyi
kapsamamıştır.İleriye doğru bozucu etkiyi incelemek için daha değişik
bir deney deseni gerekir, örneğin, deneklere anlamsız hecelerden oluşan tek bir
listenin öğretildiğini ve 24 saat sonra hatırlamanın ölçüldüğünü farzedin.
Genellikle o zamana kadar listenin %65'i unutulmuş olur. Bu yüksek unutma
miktarı, deneğin öğrenmeyle hatırlama arasında yaptığı şeylerin etkisiyle
açıklanamaz. Çünkü, deneğin laboratuvar dışındaki faaliyetleri, deneydeki
faaliyetlerinden o kadar farklıdır ki, bozucu etkinin çok az olması beklenir.
Ancak, bir de deneğin daha önceki sözel öğrenmeleri vardır. Yıllar boyunca
yapılan bu sözel öğrenmeler, deneyde ileri doğru bozucu etki yaratmış
olabilir.Psikologlar bu olasılığı doğrudan doğruya test edemezler.
Çünkü, bozucu etki yapabilecek daha önceki öğrenmeyi dakik şekilde ölçemezler.
Buna karşılık deneyciler, deneklere iki veya daha fazla liste öğretirler
(Underwood, 1957); sonra da, bir listenin hatırlanmasının daha önce öğrenilen
liste sayısından ne derecede etkilendiğine bakarlar. Bu tür deney sonuçları
önceki öğrenmenin güçlü bir etken olduğunu göstermektedir. Daha önce öğrenilen
liste sayısı ne kadar çoksa, test edilen listenin hatırlanması o kadar
azdır.Şu halde, hatırda tutma büyük ölçüde, yeni öğrenilen malzeme
üzerinde ileriye doğru bozucu etki yapan eski öğrenmelerin varlığına bağlıdır.
Bu bulguya laboratuvar dışına genelleyecek olursak eski öğrenmelerin, özellikle
iyice yerleşmiş alışkanlıkların, sözel malzemenin hatırlanmasında bozucu etki
kaynağı olacağı sonucuna varabiliriz. Bu olayın, unutmanın %100'ünü açıklayıp
açıklamadığını bilemiyoruz; hiç bir zaman da öğrenemeyebiliriz. Mevcut bilgilere
göre yapılacak bir tahminle, insanların unutmaları, büyük ölçüde önceki
öğrenmelerine, fakat bir ölçüde de sonraki öğrenmelerine bağlıdır.
Kitabin Adi Biz İnsanlarİnsan SarrafıFareler Ve İnsanlar ÖzetFareler Ve İnsanlarKitabın Adı : Onlar Da İnsandı Ozetİnsanda Solunum SistemiMineraller Ve İnsan Üzerindeki EtkileriHayvanlarda Ve İnsanlarda Üremeİnsanlarda BoşaltımBakterilerin İnsan Yaşamindaki Yeri Ve Önemiİnsan Genom ProjesiAlkol Ve İnsanİnsanların Ve Diğer Canlıların Uzaydaki TepkileriÜ-V-Y-ZŞ-T-USP-RN-O-ÖMJ-K-L
