blook denizli’de bulunan türkiye’nin ilk homo erectus fosili, bilim dünyasında heyecan yarattı.
bir erkeğe ait 500 bin yaşındaki kafatası fosilinin, ilk insanların dünyaya dağılışları konusunda bilim
dünyasına önemli ipuçları sağlaması bekleniyor.
dünyadaki bütün insanların afrika kökenli olduğu ve diğer kıtalara buradan dağıldıkları,
bu sırada ortadoğu ve anadolu’dan geçtikleri yönündeki tezleri desteklemesi açısından
önem taşıyan fosil, "bilinen en eski tüberküloz vakası" olarak da tıp tarihine geçmeye hazırlanıyor.
latince "dik insan" anlamına gelen ve modern insanların atası olarak tanımlanan homo erectus
fosili üzerindeki inceleme sonuçlarının, bugün abd’nin saygın bilim dergilerinden american journal
of physical anthropology (ajpa)’da yayınlanması bekleniyor.
aa muhabirine fosil üzerine araştırmalar yapan ekibin çalışmaları hakkında bilgi veren ankara
üniversitesi jeoloji mühendisliği bölümü öğretim üyesi ve jeolojik mirası koruma derneği (jemirko)
başkanı prof. dr. nizamettin kazancı, bilim çevrelerinde heyecan uyandıran fosilin, insan kafatasının
burundan itibaren üst yarısı olduğunu ve göz açıklıkları, kaşlar ve kafatası kemiklerinden ibaret
olduğunu söyledi.
kazancı, homo erectus fosili üzerindeki inceleme sonuçlarının, bugün abd’nin saygın bilim
dergilerinden american journal of physical anthropology (ajpa)’da da geniş yer almasının
beklendiğini söyledi.
homo erectusa ait bu kafatası parçasının halen jemirko sahipliğinde ankara’da bulunduğunu ve
araştırmacıların fosil üzerindeki çalışmalarını sürdürdüğünü ifade eden kazancı, fosille ilgili şu
bilgileri verdi:
"araştırmaya göre, homo erectus kafatası üzerinde tüberkülozun yol açtığı kemik
deformasyonları açıkça görülüyor. böyle kemik deformasyonlarının d vitamini eksikliğine bağlı
iskelet ve bağışıklık sistemi zayıflığından kaynaklandığı tıp uzmanlarınca zaten biliniyor.
bilinenler ile fosil üzerindeki buluntular ortak değerlendirildiğinde anadolu’daki ilk
insanların ekvator bölgesinden geldikleri ve siyah derili oldukları sonucu çıkarılıyor. ekvator
bölgesinden kuzey enlemlere doğru göç eden siyah derili insanların, deri yapısından dolayı
vücutlarında daha az d vitamini oluştuğu, bunun da iskelet ve bağışıklık sistemlerini zayıflattığı,
böylece tüberküloz dahil hastalıklara kolay yakalandıkları tezinin jeolojik geçmiş için de doğru
olduğu anlaşılıyor."
bilim dünyası için iki ayrı keşif
araştırmanın iki ayrı bilimsel yeniliği beraber sunduğunu anlatan kazancı,şunları kaydetti:
"yeniliklerden ilki, türkiye’de ilk homo erectus fosilinin bulunmasıdır. fosilin görünen
özelliklerine göre, bulunan kafatası parçası, 20-40 yaş arası erkek bireye aittir. dünyadaki bütün
insanların afrika kökenli olduğu ve buradan diğer kıtalara dağıldıkları, dağılma sırasında ortadoğu
ve anadolu’dan mutlaka geçmiş olmaları gerektiği biliniyor ama bir türlü beklenen bulgu elde
edilemiyordu. bu kafatası parçası, ilk insanların dağılışları konusunda önemli bir boşluğu
doldurmaktadır. fosilin içinde bulunduğu travertenler, termolüminesans yöntemi ile yaşlandırmalara
göre 330 bin yıl ile 510 bin yıl arasında oluşmuştur.
buluntu yeri 510 bin yıl olarak yaşlandırılan seviyeye çok yakındır.
dolayısıyla, travertenler içinde kapanlanan iskelet de o zamana, yaklaşık 500
bin yıl öncesine aittir." araştırma ile elde edilen ikinci yeniliğin ise bilinen en eski tüberküloz
vakasının tanımlanarak tıp tarihine katkıda bulunması olduğunu anlatan kazancı, "şimdiye kadar
veremin birkaç bin yıl önce ortaya çıkan bir hastalık olduğuna inanılıyordu. homo erectus üzerinde
bu hastalığın bulunuşu tüberkülozun insanlık tarihi kadar eski olduğunu göstermektedir" dedi.
araştırmayı kimler nasıl yaptı?
kazancı’nın verdiği bilgiye göre, kendisinin de aralarında bulunduğu fosil üzerinde
araştırmaları sürdüren ekip, amerikalı john kappelman, türk araştırmacılar mehmet cihat alçiçek,
mehmet özkul, şevket şen ve alman michael schultz isimli bilim adamlarından oluşuyor.
fosilin tür tanımlaması, kafatasının ve içinde bulunduğu kayaların yaşlandırmasının türk
araştırmacılar tarafından gerçekleştirildiğini kaydeden kazancı, "tüberküloz teşhisi kafatası
parçasının iç ve dış kalıpları üzerindeki ayrıntılı incelemeler sonucu abd’de konuldu.
almanya da bu teşhisi doğrulattırılıyor" diye konuştu.
fosil nerede, nasıl bulundu?
prof. dr. kazancı tesadüflerle başlayan buluntu ve araştırma hikayesini şöyle anlattı:
"denizli’deki mermer traverten işletmelerden birinde traverten bloklarını kesen işçiler kemik
parçalarına rastlıyorlar ve bunu blok içinde çıkarıyorlar. kemikleri, o sırada tesadüfen burayı
ziyaret eden pamukkale üniversitesi jeoloji mühendisliği bölümü öğretim üyelerinden mehmet cihat
alçiçek istiyor ve alıyor. daha sonra türkiye jeolojisi için önemli ve korunması gerekebileceği için
jemirko’ya iletiyor.
jemirko, paris doğa tarihi müzesinden şevket şen’i de çağırarak örnek üzerinde ekip olarak
çalışmaya başlıyorlar. sonuçlar oldukça tatmin edici gözüküyor." prof. dr. kazancı, fosilin
üzerindeki bilimsel incelemelerin tamamlanmasından sonra, sergilenmek üzere ulusal bir müzeye teslim
edileceğini bildirdi.
bir erkeğe ait 500 bin yaşındaki kafatası fosilinin, ilk insanların dünyaya dağılışları konusunda bilim
dünyasına önemli ipuçları sağlaması bekleniyor.
dünyadaki bütün insanların afrika kökenli olduğu ve diğer kıtalara buradan dağıldıkları,
bu sırada ortadoğu ve anadolu’dan geçtikleri yönündeki tezleri desteklemesi açısından
önem taşıyan fosil, "bilinen en eski tüberküloz vakası" olarak da tıp tarihine geçmeye hazırlanıyor.
latince "dik insan" anlamına gelen ve modern insanların atası olarak tanımlanan homo erectus
fosili üzerindeki inceleme sonuçlarının, bugün abd’nin saygın bilim dergilerinden american journal
of physical anthropology (ajpa)’da yayınlanması bekleniyor.
aa muhabirine fosil üzerine araştırmalar yapan ekibin çalışmaları hakkında bilgi veren ankara
üniversitesi jeoloji mühendisliği bölümü öğretim üyesi ve jeolojik mirası koruma derneği (jemirko)
başkanı prof. dr. nizamettin kazancı, bilim çevrelerinde heyecan uyandıran fosilin, insan kafatasının
burundan itibaren üst yarısı olduğunu ve göz açıklıkları, kaşlar ve kafatası kemiklerinden ibaret
olduğunu söyledi.
kazancı, homo erectus fosili üzerindeki inceleme sonuçlarının, bugün abd’nin saygın bilim
dergilerinden american journal of physical anthropology (ajpa)’da da geniş yer almasının
beklendiğini söyledi.
homo erectusa ait bu kafatası parçasının halen jemirko sahipliğinde ankara’da bulunduğunu ve
araştırmacıların fosil üzerindeki çalışmalarını sürdürdüğünü ifade eden kazancı, fosille ilgili şu
bilgileri verdi:
"araştırmaya göre, homo erectus kafatası üzerinde tüberkülozun yol açtığı kemik
deformasyonları açıkça görülüyor. böyle kemik deformasyonlarının d vitamini eksikliğine bağlı
iskelet ve bağışıklık sistemi zayıflığından kaynaklandığı tıp uzmanlarınca zaten biliniyor.
bilinenler ile fosil üzerindeki buluntular ortak değerlendirildiğinde anadolu’daki ilk
insanların ekvator bölgesinden geldikleri ve siyah derili oldukları sonucu çıkarılıyor. ekvator
bölgesinden kuzey enlemlere doğru göç eden siyah derili insanların, deri yapısından dolayı
vücutlarında daha az d vitamini oluştuğu, bunun da iskelet ve bağışıklık sistemlerini zayıflattığı,
böylece tüberküloz dahil hastalıklara kolay yakalandıkları tezinin jeolojik geçmiş için de doğru
olduğu anlaşılıyor."
bilim dünyası için iki ayrı keşif
araştırmanın iki ayrı bilimsel yeniliği beraber sunduğunu anlatan kazancı,şunları kaydetti:
"yeniliklerden ilki, türkiye’de ilk homo erectus fosilinin bulunmasıdır. fosilin görünen
özelliklerine göre, bulunan kafatası parçası, 20-40 yaş arası erkek bireye aittir. dünyadaki bütün
insanların afrika kökenli olduğu ve buradan diğer kıtalara dağıldıkları, dağılma sırasında ortadoğu
ve anadolu’dan mutlaka geçmiş olmaları gerektiği biliniyor ama bir türlü beklenen bulgu elde
edilemiyordu. bu kafatası parçası, ilk insanların dağılışları konusunda önemli bir boşluğu
doldurmaktadır. fosilin içinde bulunduğu travertenler, termolüminesans yöntemi ile yaşlandırmalara
göre 330 bin yıl ile 510 bin yıl arasında oluşmuştur.
buluntu yeri 510 bin yıl olarak yaşlandırılan seviyeye çok yakındır.
dolayısıyla, travertenler içinde kapanlanan iskelet de o zamana, yaklaşık 500
bin yıl öncesine aittir." araştırma ile elde edilen ikinci yeniliğin ise bilinen en eski tüberküloz
vakasının tanımlanarak tıp tarihine katkıda bulunması olduğunu anlatan kazancı, "şimdiye kadar
veremin birkaç bin yıl önce ortaya çıkan bir hastalık olduğuna inanılıyordu. homo erectus üzerinde
bu hastalığın bulunuşu tüberkülozun insanlık tarihi kadar eski olduğunu göstermektedir" dedi.
araştırmayı kimler nasıl yaptı?
kazancı’nın verdiği bilgiye göre, kendisinin de aralarında bulunduğu fosil üzerinde
araştırmaları sürdüren ekip, amerikalı john kappelman, türk araştırmacılar mehmet cihat alçiçek,
mehmet özkul, şevket şen ve alman michael schultz isimli bilim adamlarından oluşuyor.
fosilin tür tanımlaması, kafatasının ve içinde bulunduğu kayaların yaşlandırmasının türk
araştırmacılar tarafından gerçekleştirildiğini kaydeden kazancı, "tüberküloz teşhisi kafatası
parçasının iç ve dış kalıpları üzerindeki ayrıntılı incelemeler sonucu abd’de konuldu.
almanya da bu teşhisi doğrulattırılıyor" diye konuştu.
fosil nerede, nasıl bulundu?
prof. dr. kazancı tesadüflerle başlayan buluntu ve araştırma hikayesini şöyle anlattı:
"denizli’deki mermer traverten işletmelerden birinde traverten bloklarını kesen işçiler kemik
parçalarına rastlıyorlar ve bunu blok içinde çıkarıyorlar. kemikleri, o sırada tesadüfen burayı
ziyaret eden pamukkale üniversitesi jeoloji mühendisliği bölümü öğretim üyelerinden mehmet cihat
alçiçek istiyor ve alıyor. daha sonra türkiye jeolojisi için önemli ve korunması gerekebileceği için
jemirko’ya iletiyor.
jemirko, paris doğa tarihi müzesinden şevket şen’i de çağırarak örnek üzerinde ekip olarak
çalışmaya başlıyorlar. sonuçlar oldukça tatmin edici gözüküyor." prof. dr. kazancı, fosilin
üzerindeki bilimsel incelemelerin tamamlanmasından sonra, sergilenmek üzere ulusal bir müzeye teslim
edileceğini bildirdi.
