- Katılım
- 26 Aralık 2010
- Mesajlar
- 12
- Reaksiyon puanı
- 0
- Puanları
- 0
Bilinçaltım
Her türlü koşulda moralimi bozmak için sebepler bulabilecek kadar acımasız bir bilinçaltına sahibim. Her şeyden bir karamsarlık, bir korku, bir tadsızlık üretip mutlu olmamı engelliyor. En sağlam düşünceler, en doğru kaynaklardan öğrenilen bilgileri bile umursamıyor, dünyayı anlamsızlaştırmak için bütün gücünü kullanıyor. Ben "mutluyum" dedikçe, o "mutsuzsun, kötüsün, hiç mutlu olamayacaksın,şimdi başardın diye her zaman başarabilecek değilsin..." diyor. Alınan kıyafet, edinilen başarı, kazanılan okul, sevgisini gösteren bir arkadaş, hiç ama hiçbir şey umrunda değil.
Bütün güzellikleri dipsiz karanlığında öğütüyor, hiç bir şeyden memnun olmamı istemiyor. En güzel anlarda bile beni üzmek için bir planı var. Sessiz ve derinden telkinler veriyor, yaşadığım anı hissetmememi istiyor. Bazen durup dururken içime sıkıntılar bastırıyor, "her şey yolunda, ben niye mutsuzum ki şimdi?" diye sorduğumda bütün sessizliğiyle beni çaresiz bırakıyor. Ama arada bir fazla dikkat çekmemek için mutluluk rolü oynamayı da ihmal etmiyor.
Fazla bir şey istemiyorum oysa... Yaşadığım ânda olmayı; kardeşime sarıldığımda onu ne kadar çok sevdiğimi, arkadaşlarımla gülerken içimdeki mutluluğu hissetmeyi istiyorum. Mutlu olduğuma eminim ama bir türlü bunu
hissedemiyorum...
Bu hayat bana bir emanet, en güzel şekilde yaşanılmayı hak eden bir zaman dilimi. Hayatıma sahip çıkmalıyım diye düşünüyorum. Önceki yıllara göre daha sorunsuz, daha huzurlu ve daha düzenli bir hayatım var. Bilinçaltımın telkinlerine kapılmama konusunda daha başarılıyım ama halen yanlış giden bir şeyler var. Değişim istiyorum.
Burayı Buluşum
Fiziki sağlığım için bir haftalık detoks yapmıştım. Detoksun son gününde, sabahın yedisinde, açık pencerem ve dolunay manzarası eşliğinde "bütün kötü düşünceleri gönderiyorum ve artık sadece iyilikleri kabul ediyorum"
dedim. "Bir şeyler olmalı, bir şeyler bulmalıyım ve bilinçaltımı değiştirmeliyim" deyip durdum. Dua ettim...
Bundan birkaç gün sonra "Sık Kullanılanlar" klasörümü karıştırırken uzun zaman önce eklediğim "Yaratıcılığınızı Geliştirin" Telkin Cd'si tanıtım sayfasını gördüm. Daha önce ilgimi çekmişti ama pek incelememiştim. Daha sonra
incelemek üzere sayfayı kaydetmiştim o kadar.
"Nasıl bir şeymiş bu teknik?" diye kendime sorduğum an, kendime yaptığım en büyük iyiliklerden biri oldu. Araştırırken burayı buldum.
8 Günlük Telkin Dinletisi
Her gün 6-8 saat tavsiye edildiği üzere "suçluluk, ego, kendine güven" telkinlerini dinledim.
Sonuçlar: Dik yürüyorum. Sindirim sistemim düzenli çalışıyor. Tavırlarım serbestleşti, kimseden çekinmiyorum. Mutluluğu içimde hissetme konusunda biraz ilerleme var, daha iyi olacağına inanıyorum. "Şöyle yapsam nasıl olur?" diye düşünmüyorum, yapıyorum ve güzel oluyor
Her türlü koşulda moralimi bozmak için sebepler bulabilecek kadar acımasız bir bilinçaltına sahibim. Her şeyden bir karamsarlık, bir korku, bir tadsızlık üretip mutlu olmamı engelliyor. En sağlam düşünceler, en doğru kaynaklardan öğrenilen bilgileri bile umursamıyor, dünyayı anlamsızlaştırmak için bütün gücünü kullanıyor. Ben "mutluyum" dedikçe, o "mutsuzsun, kötüsün, hiç mutlu olamayacaksın,şimdi başardın diye her zaman başarabilecek değilsin..." diyor. Alınan kıyafet, edinilen başarı, kazanılan okul, sevgisini gösteren bir arkadaş, hiç ama hiçbir şey umrunda değil.
Bütün güzellikleri dipsiz karanlığında öğütüyor, hiç bir şeyden memnun olmamı istemiyor. En güzel anlarda bile beni üzmek için bir planı var. Sessiz ve derinden telkinler veriyor, yaşadığım anı hissetmememi istiyor. Bazen durup dururken içime sıkıntılar bastırıyor, "her şey yolunda, ben niye mutsuzum ki şimdi?" diye sorduğumda bütün sessizliğiyle beni çaresiz bırakıyor. Ama arada bir fazla dikkat çekmemek için mutluluk rolü oynamayı da ihmal etmiyor.
Fazla bir şey istemiyorum oysa... Yaşadığım ânda olmayı; kardeşime sarıldığımda onu ne kadar çok sevdiğimi, arkadaşlarımla gülerken içimdeki mutluluğu hissetmeyi istiyorum. Mutlu olduğuma eminim ama bir türlü bunu
hissedemiyorum...
Bu hayat bana bir emanet, en güzel şekilde yaşanılmayı hak eden bir zaman dilimi. Hayatıma sahip çıkmalıyım diye düşünüyorum. Önceki yıllara göre daha sorunsuz, daha huzurlu ve daha düzenli bir hayatım var. Bilinçaltımın telkinlerine kapılmama konusunda daha başarılıyım ama halen yanlış giden bir şeyler var. Değişim istiyorum.
Burayı Buluşum
Fiziki sağlığım için bir haftalık detoks yapmıştım. Detoksun son gününde, sabahın yedisinde, açık pencerem ve dolunay manzarası eşliğinde "bütün kötü düşünceleri gönderiyorum ve artık sadece iyilikleri kabul ediyorum"
dedim. "Bir şeyler olmalı, bir şeyler bulmalıyım ve bilinçaltımı değiştirmeliyim" deyip durdum. Dua ettim...
Bundan birkaç gün sonra "Sık Kullanılanlar" klasörümü karıştırırken uzun zaman önce eklediğim "Yaratıcılığınızı Geliştirin" Telkin Cd'si tanıtım sayfasını gördüm. Daha önce ilgimi çekmişti ama pek incelememiştim. Daha sonra
incelemek üzere sayfayı kaydetmiştim o kadar.
"Nasıl bir şeymiş bu teknik?" diye kendime sorduğum an, kendime yaptığım en büyük iyiliklerden biri oldu. Araştırırken burayı buldum.
8 Günlük Telkin Dinletisi
Her gün 6-8 saat tavsiye edildiği üzere "suçluluk, ego, kendine güven" telkinlerini dinledim.
Sonuçlar: Dik yürüyorum. Sindirim sistemim düzenli çalışıyor. Tavırlarım serbestleşti, kimseden çekinmiyorum. Mutluluğu içimde hissetme konusunda biraz ilerleme var, daha iyi olacağına inanıyorum. "Şöyle yapsam nasıl olur?" diye düşünmüyorum, yapıyorum ve güzel oluyor
