Eğer çekim yasası doğruysa

  • Konuyu Başlatan Konuyu Başlatan Muallim
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
Çekim yasası (The Secret) içtenlikle imgelediğimiz şeylerin realize olması olarak özetlenebilir. Eğer bir şeyi yeterince istersek ve ona zaten sahip olduğumuz psikolojisi içine girersek isteğimizi tezahür ettireceğimizi vaad eder. Düşünce+Duygu=Çekim şeklinde formüle edilebilir. Secret formülatörleri bunun evrensel bir yasa olduğunu, her zaman ve her yerde geçerli olduğunu iddia ederler.

Ancak çekim yasasının bu ünlü kuralını hayatlarında uyguladıkları halde vaat edilen durumları kendilerine çekmeyen sayısız örnek vardır.

Örneğin aktörleri düşünün. Bir rolde ustalaşmak için bazen işi o kadar ileriye götürürler ki oynadıkları karakterin yaşamına yoğun bir şekilde dalarlar ve (fiziksel taklitin ötesinde) oynadıkları karakter gibi düşünmeyi ve hissetmeyi öğrenirler. Son olarak o karaktermiş gibi davranırlar. Eğer çekim yasası evrensel bir kanunsa aktörlerin canlandırdıkları karakterin hayat şartlarını kendilerine çekmeleri gerekmez mi?

Bir başka örnek sapıklar. İsteklerimizi gerçekleştirmenin yolu ona odaklanmak, onu sürekli düşlemek ve ilham geldiğinde eyleme geçmekse sapıklar neden istediklerini nadiren elde ederler? Sapıkların da kullandığı yöntem tam olarak bu değil mi? Birilerini kafalarına takarlar ve başka hiçbir şey düşünmezler. Bu kişiyle ilgili hayaller kurarlar ve zamanla ilham bularak ona yaklaşmaya çalışırlar. Ancak arzuladıkları kişiyi elde etmek yerine genellikle kendilerini hapiste bulurlar.

Bir diğer argümanımız hastalık hastaları.Bu takıntılı kişiler gerçekten hastalığı düşünürler. Yakalandıklarını hayal ettikleri hastalığa yakalanmış gibi davranırlar. Kendileri için hastalıkları bir gerçektir ve kesin olarak inanırlar. Duyguları, düşünceleri, inançları ve davranışları “tam bir uyum içinde” olmasına rağmen odaklandıkları hastalıkları hayatlarına çekmezler. Aslında psikiyatri literatüründe yer alan diğer obsesyonlar da argüman olarak kullanılabilir. Yine çeşitli delüzyon sahibi birçok insanın varlığını da göz önünde bulundurmak yerinde olacaktır. Bu kişilerde çeşitli hezeyanlar ortaya çıkar. Örneğin işkence gördüklerine, izlendiklerine, kendisine suikast düzenlendiğine, zehirlendiklerine, aldatıldıklarına, gözetlendiklerine ya da alay konusu olduklarına inanırlar. Ancak bu sanrıları çoğunlukla gerçekleşmez. Bu durum çekim yasası için ölümcül bir hata değil mi?

Dördüncü argümanımız tıbbi araştırmalar yapan hekimler. Bu araştırmacıların birçoğu, iş hayatlarının her gününü çeşitli hastalıkların tanı ve tedavisini düşünerek geçirirler. Bu konulara odaklanmalarına rağmen hastalıkları kendilerine çekmezler. Oysa The Secret formülatörleri odaklandığımız ve imgelediğimiz şeylerin realize olacağını söylüyor.

merhabalar,
bunların her birinde, safiyane bir şekilde inanmak ve çevre faktörü vardır. öncelikle bunu unutmamak gerekir.

aktörler hayatlarını idame ettirmek için o işi yaparlar,
sapıklar özgür iradeye müdahale ettikleri için işler umdukları gibi gitmez,
hastalık hastaları tamamen hastalanmaktan korktukları için ve çaresiz kalacaklarını bildikleri için
ve hekimler dediğiniz gibi araştırma yaptıklarını biliyorlar, aktörler gibi yani.

bir an için düşünsenize;
yeni bir araç aldınız, volvo mesela. aracınızın güvenlik seviyesinin en yüksek düzeyde olduğunu alıyorken aracı size defalarca anlattılar, keza konforunu da. siz bunları biliyorken, çıktınız otobana gaz pedalı ayağınızın altında giderek hızlanıyorsunuz. 100 150 200 250. 260 ta sabitlediniz. birden bir karın ağrısı başladı. müziği kısmak istediniz dikkatiniz dağıldı. falan birşeyler oldu ve siz bariyerlere çarparak durabildiniz.
acaba çok önceden kaza yapma korkunuz varmıydı?
 
@MuminOKAN

Aktörler, hipokondriyaklar ve kanser araştırmacılarıyla ilgili yaptığınız açıklama şahsen bana pek açıklayıcı gelmedi. Sapıklar hakkındaki açıklama ise geçerli olabilir.

“Aktörler hayatlarını idame ettirmek için o işi yaparlar” dediniz. Böyle bir itirazın gelebileceğini tahmin ettiğim için önceden bu konuyla ilgili açıklama yapmıştım. Çekim Yasası belli ilkelere göre çalışan otomatik bir sistemdir. Eğer bu ilkelere uyulursa yasanın çalışması gerekir. Hem de hiç istisnasız, her seferinde. The Secret belgeselinde yer alan James Ray'e göre duygu, düşünce ve davranış kombinasyonunun Çekim Yasası'nı çalıştırmayı kesinleştirmesi gerekir.

Sinema oyuncuları pek çok karakteri canlandırırlar. Bunlardan bazıları sıradan insanlardır, bazıları şiddete maruz kalan ve hastalık kurbanı iyi insanlardır, bazıları ise kendi çıkarları için başkalarını harcayan psikopat karakterlerdir. Bir rolde ustalaşmak için bazen işi o kadar ileriye götürürler ki oynadıkları karakterin yaşamına yoğun bir şekilde dalarlar ve fiziksel özelliklerin ötesine geçerek oynadıkları karakter gibi düşünmeyi ve hissetmeyi öğrenirler. Son olarak o karaktermiş gibi davranırlar. Eğer çekim yasası evrensel bir kanunsa aktörlerin canlandırdıkları karakterin hayat şartlarını kendilerine çekmeleri gerekmez mi?

Sinema oyuncularının sadece rol yaptığı ve oynadıkları karakter haline gelmeyi amaçlamadıkları fikri çekim yasası açısından bir fark yaratmamalıdır. Çünkü çekim yasası formülatörlerine göre duygu, düşünce ve davranışlarınız tam bir uyum içindeyse çekim garantilemiş demektir. Sinema oyuncularının bir role hazırlanma süreçlerinin ne kadar yoğun olduğu dikkate alınırsa çekim yasası gereği oynamaya konsantre oldukları karakterin hayat şartlarını kendilerine çekmeleri gerekir.

Çekim Yasası öğretmenlerinden biri olan James Ray’in sözlerinde bu durum açıkça ifade edilir:

“… Düşüncelerinizin, duygularınızın ve davranışlarınızın tamamen uyum içinde olması gerekir.

Eğer sonuç alınamıyorsa, muhtemelen bu üçünden birinin eksik olduğunu söylerim. İstediği ve hak ettiği bir şeyi yaratamayan birine bakarsanız, bu üçünden birinin eksik olduğunu görürsünüz. Üçününde tam ve uyum içinde olması gerekir.

Bunu yaptığınızda, gerçekten hak ettiğiniz türden bir hayat yaratırsınız.” –James Ray, Larry King Live, 8 Mart 2007.

Görüldüğü gibi üçünün de uyum içinde olması gerekir. Aktörlerin yaptığı da tam olarak bu değil mi?

Ayrıca çekim yasası öğretmenlerinin verdikleri diğer öneriler ve teknikler de sinema oyuncularının, hipokondriyakların ve büyüklük sanrıları yaşayan paranoid şizofrenlerin vizualize ve imajine ettikleri durumları kendilerine çekmelerini gerektiriyor:

"Çekim Yasası, bir şeyi iyi yada kötü olarak algılamanıza veya bir şeyi isteyip istemediğinize aldırmaz: sadece düşüncelerinize karşılık verir." -Bob Doyle.

"Birçok kişi borçlarından kurtulmak istiyor. Bu onları sonsuza dek borç içinde bırakıyor. Düşündüğünüz şeyi kendinize çekersiniz. Ama borçtan kurtulduğunuzu düşündüğünüzü söyleyebilirsiniz. Borçtan kurtulmayı veya borca girmeyi düşünmeniz önemli değildir. Borcu düşünürseniz borcu çekersiniz." -Bob Proctor

Ayrıca The Secret yazarı Rhonda Byrne, Oprah Winfrey ile yaptığı ropörtajında şöyle dedi:

"If you see people who are overweight, do not observe them, but immediately switch your mind to the picture of you in your perfect body and feel it."

"Aşırı kilolu insanlar görürseniz, onları gözlemlemeyin; bunun yerine, hemen zihninizde mükemmel bir bedene sahip olduğunuzu hayal edin."

Yani zayıflamanız için aşırı kilolu insanlara bakmamanız, onları vizualize etmemeniz gerekiyor.

Hepimiz titreşimsel varlıklarız. Sizler, alıcınızı bir istasyona ayarladığınızda o istasyonda çalanları duyan radyolar gibisiniz. Anteninizi aldığınız şeye odaklanırsınız ve sadece 17 saniye o istasyona odaklansanız bile içinizdeki titreşimi aktif hale getirirsiniz. İçinizdeki bir titreşimi aktif hale getirdiğinizde, Çekim Yasası o titreşime cevap vermeye başlar ve istediğiniz veya istemediğiniz bir şey olsa bile o şeyi kendinize çekersiniz.
Abraham
18 Ağustos Pazar günü
Kuzey Los Angeles’taki atölye çalışmasından alınmıştır.
Home of Abraham-Hicks Law of Attraction -- It All Started Here!

Görüldüğü gibi imgeleriniz ve titreşimleriniz uyum içindeyse bir şeyi hayatınıza çekmeniz gerekir. Ancak hipokondriyaklar ve film aktörleri bu tanıma uymalarına rağmen vizualize ettikleri durumları hayatlarına çekmezler.

Kanser araştırmacıları -işleri gereği olsa bile- hemen her gününü kanseri, AIDS'i, sklerozu ve diğer sayısız tibbi durumu inceleyip araştırıyorlar. Yani çekim tekniklerinden olan imajinasyon yöntemini kullanıyorlar. Ancak hiçbir hastalığı kendilerine çekmezler.

Çoğu insan uçmaktan korkar, ancak bir uçak kazasında ÖLMEZ. Pek çok kişi örümceklerden korkar, ancak bir örümceğin ısırığıyla HAYATINI KAYBETMEZ. Birçok kişi yükseklikten korkar, ancak bir uçurumdan düşerek ÖLMEZ. Oysa çekim yasası bilinçaltımızda olan korkuları kendimize (istemesek de) çekeceğimizi söyler.

Son verdiğiniz örnekte ne demek istediğinizi tam anlayamadım. Adamın kaza yapması tamamen ÇY dışı nedenlerledir. Son derece güven ve konfor içinde olsa da hesap etmediği durumlar kazaya neden olabilir.

Sorumu yinelemem gerekirse; Film aktörlerinin, kanser araştırmacılarının, hipokondriyakların ve diğer delüzyonel durumlar yaşayanların sanrılarını ve hayallerini gerçekleştirmelerini engelleyen şey nedir?
 
1) bi şey sölim başta bu kadar çok alengirli kelimeler kullanman çok gereksiz cevap şu hipokondiriyaklar dedigin zaten hastalık hastası sürekli bi saglık problemi yaşicaanı düşündügü için sürekli salık sorunları yaşarki böle kişilerin genelde büyük problemleri vardı önemsiz durumları kafasına çok takar bölece migren hastası olur yok dişi arır kendini en kısa yoldan kanser etmek için sigara içer falan filan liste uzar
2)delüzyonel durumlar deigin de vikipedia dan baktım ne kadar dogru bilmiyorum ama bunada benzer bi örnek verirsem sürekli hastalanma ihtimaliyle yaşayan bi insan bu durumu saplantı haline de getirirse aynı durum ortaya çıkar eger komple deli diilse böle olucaktı
3)kanser araştırmaçıları farklıdır sürekli kanserli insanları tedavi etikleri için bilinçaltı tehhlikeli bi durumdan korunma mekanizması geliştiricektir boks antrönörü örencisinin sol gardının çok aşada oldugunu farkediyo ki kendine fazla güvendigi için kardı düşüktür antöner egitim esnasında öle bi sag kroşe vuruyoki çocuk yerde kalkıp soruyo neden bukadar sert vurdun hoca diyoki 1 senedir kardını kaldır kaldır diye sölüyorum öretmeye çalışıyorum şimdi açık bıraktıgın yerden çok sert bi darbe aldın bi daha gardını düşürmessin der ve bilinçaltı sol gardı düşünce başına ne geliceni bildigi için ona göre tenbirler alır
4)robert de niro bi filme başlamadan önce 6 7 ay o roldeki adam olurmuş bi film için 40 kilo alır 1yada 1 yıl boks örenir yada dagda bayırda bile yaşadıgı olurmuş ama bu rol içabıdır da aktörlerin bu durumunu açıklamakta zor harbiden şimdiiiiii şöle söliyebilirim robert de niro dünyanın en iyi aktörlerindendir ben al pacino yu severim ama o karakter oyuncusudur robert de niro süper yetenektir kendisini bu yönde eyitmiştir gençlik yıllarında ki rolleri ilerleyen yaşlardakine göre daha kötüdür yıllar içerisinde aldı egitim örendikleri sayesinde IQ yükseldigi için bilinçaltıda çok fazla egitilir bilinçaltı derki ben bir starım en iyisiyim der ve çekim yasası ona hep daha zor rollerle karşılaştırır. Yaşadıgı karakterin gerçek olmadıgını ama elinden gelenin en isini yaparak ödülüleri parayı şöhreti toplar ve bir sonraki zor görevi kendisine çekmek işe koyulur korku burnunda bi pskopat rolüyle tahrihe geçer ve bir sonraki başarısını hayatına çekmek için çalışmalara başlar pskopatın hayallerini kendine çekmez pskoppattan sonra bi kadın rolunude olnayarakda kendini tatmine ulaşır falan filan
 
ne yazdım be am aktörlerinkini tam açıklıyamadım da sen böle bi durumu fakedicek seviyeye geldiysen eger ne yazdımıda anlamışsındır ama diyer şıklar çok açıktır
 
1) bi şey sölim başta bu kadar çok alengirli kelimeler kullanman çok gereksiz

Ben yeterince açık konuştuğumu düşünüyorum. Hatta açık olabilmek adına sık sık kişisel gelişim ve psikoloji terminolojisini kullanıyorum. Buradaki kişilerin büyük çoğunluğu da kişisel gelişim kitaplarıyla ilgili oldukları için bu tür terimlere alışkın olduklarını varsayıyorum.

cevap şu hipokondiriyaklar dedigin zaten hastalık hastası sürekli bi saglık problemi yaşicaanı düşündügü için sürekli salık sorunları yaşarki böle kişilerin genelde büyük problemleri vardı önemsiz durumları kafasına çok takar bölece migren hastası olur yok dişi arır kendini en kısa yoldan kanser etmek için sigara içer falan filan liste uzar
2)delüzyonel durumlar deigin de vikipedia dan baktım ne kadar dogru bilmiyorum ama bunada benzer bi örnek verirsem sürekli hastalanma ihtimaliyle yaşayan bi insan bu durumu saplantı haline de getirirse aynı durum ortaya çıkar eger komple deli diilse böle olucaktı

Önceleikle; Hipokondriyaklar sürekli hasta olmazlar (en azından benim bildiğim kadarıyla bu konuda bilimsel bir rapor yok). Bu kişiler hasta oldukları konusunda sanrılara kapılırlar. Belki stres ve endişeye bağlı bir takım ufak tefek sağlık sorunları yaşayabilirler (baş ağrısı, saç dökülmesi, mide bulantısı gibi). Ama bunların çekim yasasıyla bir ilgisi yoktur ve sebebi tamamen organiktir. Ve hiçbir hipokondriyak, vizualize ederek kanseri kendisine çekmez. Hipokondriyaklar imajne ettikleri hastalıklara KESİN olarak yakalandıklarını düşündüklerinden doktora giderek kendilerine sık sık test yaptırır. Ancak test sonuçları onların sağlam olduklarını söyler. Fakat yine de birçoğu için bu ikna edici bir neden değildir. Bu yüzden bu kişilere placebo hapları verilir. Bu hapların aslında fiziksel olarak iyileştirici bir özelliği yoktur, ama hastalık hastaları bunları aldıklarında kendilerini psikolojik açıdan iyi hissederler ve böylece paranoyalarından kurtulurlar. Placebo etkisi bir ameliyatla da sağlanabilir. Ölümcül bir hastalığa yakalandığına inanan evhamlı kişiler ameliyat olmadan iyileşeceklerine inanmazlar. Bu nedenle bu kişilere yapmacık ameliyat yapılır. Bu kişiler anestetize edilir (uyutulur), vücutlarında bir kesi yapılır ve orası dikilir. Böylece olaya ameliyat süsü verilir. Hasta da bu sayede “ameliyat oldum, iyileştim” diye düşünerek paranoyalarından kurtulur.

Yani hastalık hastaları gerçekten vizualize ederek kansere yakalansalardı bu kişilere placebo tedavisi değil gerçek (fiziksel) tedavi uygulanırdı.

Son olarak:


"I want to be very clear that there is no evidence that people attract cancer by their thoughts,"

"İnsanların kanseri düşünceleriyle çektiğine dair hiçbir kanıt yoktur." (Dr. Richard Wender, Amerikan Kanser Derneği Başkanı, 23 Mart 2007, Nightline)

kanser araştırmaçıları farklıdır sürekli kanserli insanları tedavi etikleri için bilinçaltı tehhlikeli bi durumdan korunma mekanizması geliştiricektir

"Bilinçaltı korunma mekanizması geliştirir" diyorsun, bu ne demek, ve nasıl geliştirir? Bu yeterince açık değil.

1) robert de niro bi filme başlamadan önce 6 7 ay o roldeki adam olurmuş bi film için 40 kilo alır 1yada 1 yıl boks örenir yada dagda bayırda bile yaşadıgı olurmuş ama bu rol içabıdır da aktörlerin bu durumunu açıklamakta zor harbiden

Burada zaten benim dediğim durumu örnekleyerek onaylamışsın.

şimdiiiiii şöle söliyebilirim robert de niro dünyanın en iyi aktörlerindendir ben al pacino yu severim ama o karakter oyuncusudur robert de niro süper yetenektir kendisini bu yönde eyitmiştir gençlik yıllarında ki rolleri ilerleyen yaşlardakine göre daha kötüdür yıllar içerisinde aldı egitim örendikleri sayesinde IQ yükseldigi için bilinçaltıda çok fazla egitilir bilinçaltı derki ben bir starım en iyisiyim der ve çekim yasası ona hep daha zor rollerle karşılaştırır. Yaşadıgı karakterin gerçek olmadıgını ama elinden gelenin en isini yaparak ödülüleri parayı şöhreti toplar ve bir sonraki zor görevi kendisine çekmek işe koyulur korku burnunda bi pskopat rolüyle tahrihe geçer ve bir sonraki başarısını hayatına çekmek için çalışmalara başlar pskopatın hayallerini kendine çekmez pskoppattan sonra bi kadın rolunude olnayarakda kendini tatmine ulaşır falan filan

Bir film starı zor görevleri yapmak konusunda uzmanlaşmışsa ona zor görevler verilmesi gayet doğaldır zaten. Hatta başrol oyunculuğu da verilebilir. Bu tamamen o kişideki yetenek, özgüven ve çalışmayla alakalı bir durumdur ve durumu açıklamak için "çekim yasası" gibi ikinci bir faktöre gerek yok.

Mesela bir film starı polisiye rollerde ustalaşmışsa bu görevleri kendisine "çekecektir." Ama burada mecazi bir "çekim" vardır. Yani bahsettiğimiz çekim yasasına bir örnek oluşturmaz.
 
Problemi detaylandırmak gerekirse; Tarih seyri boyunca Nazizm, Satanizm, Gül Haç (Rosicrucian) kültü, Tapınak Şövalyeleri, Thule Derneği, Mormonizm gibi çok sayıda ruhçu/dinsel organizasyon var olmuştur. Bu örgütlenmelere liderlik eden kişiler kendilerini mistisizme ve spiritualizme adamışlardır ve birçoğunda mistik delüzyonlar ortaya çıkar. Örneğin mesih, peygamber ya da tanrının enkarnesi olduklarına, meleklerle konuştuklarına inanırlar. Tanrı tarafından görevlendirildiklerine ve dünyada bir misyonları olduğuna KESİN bir şekilde inanırlar. Birçok mürid elde edebilirler ve onları hipnotize ederek istedikleri amaçlara yönlendirebilirler. Ama sonuç olarak bu kişiler mesihsel bir krallığı veya tanrısal bir statüyü kendilerine çekmezler. Çekim yasası evrensel bir kanun olduğuna göre bu insanlar nerede hata yapmaktadırlar?

Ayrıca konuyla ilgili arkdaşlar bu problemi de cevaplarsa sevinirim.

Bildiğiniz gibi Nazizm, Satanizm, Gül Haç (Rosicrucian) kültü, Tapınak Şövalyeleri, Thule Derneği, Mormonizm, German Order, Yehova Şahitleri ve Scientology gibi çok sayıda dini/spiritualist ve neo-pagan organizasyon vardır. Bu organizasyon mensuplarının -tabiri caizse- mistik doktrinlerle beyni yıkanmıştır. Liderleri arasında büyüklük sanrıları yaşayanlar vardır. Mesih veya Tanrı'nın bir misyoneri olduklarına, yahut uzaylılarla görüştüklerine KESİN bir şekilde inanırlar. Çeşitli garip dinsel törenler düzenlerler ve bu ritüeller esnasında gerçeklikle tüm irtibatlarını kaybederler. Bu vecd ve trans halleri sırasında peygamberle, cinlerle veya ruhlarla konuştuklarına inanırlar.

Hatta öyle ki bu inançları uğruna insanlığı çeşitli felaketlere sürükleyebilirler.

Ancak sonuç olarak hiçbiri Mesihsel bir krallığı veya tanrısal bir statüyü kendilerine çekemezler. Peki bu insanlar nerede hata yapmaktadırlar?
 
ilk cavabı önce yazmak isterdim fakat ikinci soruya dan başlamam lazım gelir
 
Bildiğiniz gibi Nazizm, Satanizm, Gül Haç (Rosicrucian) kültü, Tapınak Şövalyeleri, Thule Derneği, Mormonizm, German Order, Yehova Şahitleri ve Scientology gibi çok sayıda dini/spiritualist ve neo-pagan organizasyon vardır. Bu organizasyon mensuplarının -tabiri caizse- mistik doktrinlerle beyni yıkanmıştır. Liderleri arasında büyüklük sanrıları yaşayanlar vardır. Mesih veya Tanrı'nın bir misyoneri olduklarına, yahut uzaylılarla görüştüklerine KESİN bir şekilde inanırlar. Çeşitli garip dinsel törenler düzenlerler ve bu ritüeller esnasında gerçeklikle tüm irtibatlarını kaybederler. Bu vecd ve trans halleri sırasında peygamberle, cinlerle veya ruhlarla konuştuklarına inanırlar.

Hatta öyle ki bu inançları uğruna insanlığı çeşitli felaketlere sürükleyebilirler.

Ancak sonuç olarak hiçbiri Mesihsel bir krallığı veya tanrısal bir statüyü kendilerine çekemezler. Peki bu insanlar nerede hata yapmaktadırlar?

demişsin baştan sona yanlış ve durumun yada siyonizm gerçeginder haberdar olmadıgın neler yapabildikleri hakkında en ufak bir bilgi sahibi olmadıgını düşünüyorum
 
Nazizm, Satanizm, Gül Haç (Rosicrucian) kültü, Tapınak Şövalyeleri, Thule Derneği, Mormonizm, German Order, Yehova Şahitleri ve sayntoloji bunların hepsi ilimünatinin altında masonlugundahada altında ve lider ideoloji olara siyonizimdir büyü ve cinler kuranda geçer büyü bilimin adına kabala kitabının adınada havas ilmi denir Allah kendisine soru soran meleklere soruda şöle senin yeryüzündeki haliflerim dediklerin her türlü pisligi kötülügü senin emir ve yasaklarını cignediler biçin bizden üstünler gibi bi soruydu tam net hatırlamasamda ALLAH (cc) derki ben onlara nefs si verdim sizde aranızdan 2 kişi secip nevs le donatılıp dünyaya gideceksiniz der ve iki melek bugünki babile inerle yanlarındada büyüyü getirirler ilk başlarda melek kadar ahlkaka sahiptirler fakat sonunda iradelerine sahip çıkamayıp her fitne ve kötülügü dünyada bırakıp semaya keri dönerler bu meleklerin büyü ögretileri havas adında bi yahudinin kitaplarında toplanır ve adı havas ilmi olarak geçer siyonizim yani yahudiler bu az sayıda ögretiyi geliştirerek bir bilim haline getirirler .

israil ve japonya olmak üzere amerika rusya bu bilim dalında çok iserider ayrıca hitlerin astral seyahat yöntemleriyle istihparat topladıgı japonların kamikaze pilotlarının beyinlerinin yıkandıgını bilmen gerklidir
büyü yapmak günah olmadıgı gibi çok büyük bi bilgi ister

dünyanın bütün silah medya ilaç sanayi banka sistemlerini büyüyü ve cinleri istihpartta kullanan gizli bir devlet olan siyonizim yetişdigi psişik bu çekim yasasından etkilenmicek şekilde egitemezmi yani bu kadar yetiştirdikten sonra o adam yada mesih senin dedigingibi bunların karşısına bir abdulhamit bir atilla bir bir cengiz han kanuni fatih olarak karşısına çıkmazmı bu sistemin ve bu bilginin sahibi bu devletsiz ve milletsiz süpr güç böyle bi duruma karşı çekim yasasını nasıl durdurabilicegini bilmezmi adamı o konun dışında tutmak için başka yöntemler geliştirmezlermi
 
@ceko_25

Konu dışına çıktınız. Ben burada komplo teorilerinden bahsetmiyorum. Siyonistlerin planlarından da bahsetmiyorum.

Sorduğum soru gayet basit ve çekim yasasıyla alakalı.

Demişim ki:

Çeşitli tarikatların ve dinsel organizasyonların başında tanrının misyoneri olduğuna inanan liderler vardır. Tıpta megaloman veya paranoid şizofren olarak adlandırılır. Ancak bu kişiler tanrısal bir pozisyonu veya mesihsel bir krallığı kendilerine çekmezler. Bunun nedenini soruyorum.

Yukarıdaki örgüt isimlerini de örnek olsun diye verdim. Hepsi bu.
 
ha haaa..özellikle islamiyette inanan ve hakkıyla bilen herkes bu dünyaya Allah'ın sıfatlarını tecelli etmek ve onun elçiliğini yapmak için geldiğini bilir.ve onlar isimlerde tecelli ederler..tabiki senin varlığında bile Allahın tecelli ettiği isimler var..herkes aradığını çeker demiyor bu yasa..herkes olduğununun benzerini çeker diyor..yani aynı frekansta yayın yapanı çeker..tabi diğer şartlarda uygunsa..
merakımı mazur gör..hiç çekim yasasının işlediğine şahit odun mu.. yoksa gerçekten sorguladığın bu yasayı hiç sınamadın mı..sevgiler..
 
müminokanın yazdıkları son derece aklılcı ve zekice bir analiz ben dün mesajı uzun görünce okumadım şöle bi baktım soru kımına sadece okumuştum bide sorunu içinde cevabı zaten var o kadar havalı cümlenin üstüne 3 basit cümleyle yanıt vermek ayıp olur dedim uzunca açıkladım
Düşüncelerinizin, duygularınızın ve davranışlarınızın tamamen uyum içinde olması gerekir. demişsin alntı yaparak ya zaten bunlardan biri yoksa olumyo bu iş dimi araştırmacılar hastalıga çare için yıllarca kafa patlatıyo düşünüyo duygu katıyo ve uyguluyo her şey var zaten adam hastalıgı çekmiyoki nasıl tedavi ederimi çekiyo burdan bi sonuç çıkar artık
1. sayfada adam mın teki sana hak vermiş maçlarda 50000 kişi çok isiyo galibiyeti ama olmuyo bilgisiz ne ve niçin istedigini bilmeyen 50000 kişi morinyodan dahamı çok istiyolarki başarsınlar
ayriyetten 2. dünya savaşı siyonizmin taavan yaptıgı bi dönemdir osmanlı imparotorlugunu yıkmıştır hitlerin yahudi katliamını yaptıranların siyonist olmadıgı ne malum hem öle siyonist olmasada stalin ya chıırcil daha çok istemiş hani bişey varya imkansızı istemeyin bütün dünyayı nerdeyse yok etmeyi istemekmi daha kolay gerçeklerşir bütün dünyanın kendini kurtarma çabasımı hangi enerji daha yogundur dahada bişey yazmam bu kadar zözün üstüne anlamassan artık yuh sana
 
herkes aradığını çeker demiyor bu yasa..herkes olduğununun benzerini çeker diyor..yani aynı frekansta yayın yapanı çeker..tabi diğer şartlarda uygunsa..
merakımı mazur gör..hiç çekim yasasının işlediğine şahit odun mu.. yoksa gerçekten sorguladığın bu yasayı hiç sınamadın mı..sevgiler..

Şahsen bir çekim yasası deneyimim olmadı. Birçok defa sınadım ama bende pek işe yaramadı. Tabi hatayı kendimde arıyorum. Çekim Yasası şartlarından birini ya da birkaçını eksik yapmış olabilirim.

Deneyip de başaranların olduğuna inanıyorum.

Benim burada muhakeme ettiğim husus deneyip de başaramayanlar. Yani çekim yasası prosedürlerini uygulayıp da sonuç alamayan örnekler üzerinde duruyorum.

Örneğin "inanç eksikliği" ve "vizualize edememek" dileklerimizi çekmemizin önünde bir bariyer oluşturur. Hipokondriyaklarda ise bu yok, ama hastalıkları çekmezler.

Diğer paranoid bozukluklar da bu örneğe dahil edilebilir. İşkence gördüklerine, izlendiklerine, kendisine suikast düzenlendiğine/komplo kurulduğuna, zehirlendiklerine, aldatıldıklarına, gözetlendiklerine ya da alay konusu olduklarına dair sanrılara kapılan pek çok paranoyak vardır. Ancak bu kişiler tam bir inanca sahip olmalarına ve sanrılarını sürekli gözlerinde canlandırmalarına rağmen hayal ettikleri durumları çekmezler.

Ülkemizde en sık görüleni aldatılma sanrısıdır. Bu sanrıya sahip kişiler eşlerine hayatı cehenneme çevirirler ve cinayet dahi işleyebilirler. Bu paranoyak kişiler işledikleri suçlardan dolayı TCK'nın 46. maddesine göre mes'ul değildirler. Zira muhakemeleri bozuktur.

Paranoid bozukluğun bir başka çeşiti (daha önce detaylıca değindiğim gibi) mistik sanrılardır. Tanrının misyoneri olduğuna inanan kişi etrafında gördüğü ya da kendi başından geçen tüm olayları çarpıtarak mistik sanrılarına göre yorumlar. Sanki tüm dünya kendisi etrafında dönüyor, tüm evren kendisine yardım ediyor gibi bir hisse kapılır. Telkine açık bir takım saf kişileri de etkisi altına alabilir. Böylelikle bir "toplumsal paranoya" oluşturarak geniş çaplı organizasyonlar düzenleyebilirler. Hitler ve Mussolini gibi ihtiraslı idealistler buna iyi birer örnektir. Ama sonuç olarak ilahi bir statüye kavuşmazlar.

Burada sorun ne? Dilekleri veya hayal ettikleri şey ile aynı frekansta olamamak mı?
 
hitler arzuladıgı hayatı kendisine çekmiştir 1. dünya savaşında fakirlikten sokaklarda yatarken sonun dünyayı fethe çıkmış benito musolini de şarlatanın tekidir faşizmin babası olarak bilinen adam hayata sosyalist başlamıştır sonra faşizmin babası olmuş yunanlılara yenilincede gene sosyalist tarafları gabarmış falan filan bu kadar çelişkili bi adam tabiki çekim yasasına uymaz
ben bi örnek verim anlarsın uyuşturucu bagımlıları alkolikler malzemleri bittiginde inan tabiri cagizse gökten zembille iner yerde bulur hiç ummadıgı bi adamdan alır bu tam olarak çekim yasasını ifade eder remen durup dururken karşısına çıkar
 
ayrıca özlem şahin ve bir iki kişinin secret kitabına eleştirilerini gördüm bazı eksik ve yanlış noktaları oldugu sölüyolar daha çok süslü bi kitap anlıcan gişe filmi gibi
 
her bireyin farklıdır gerçekleştirememe sebebi farklıdır..bazısı zaten olan durumu olmuş kabul ediyordur olmuyordur.ama ego mutlaka olmamasından bir kar sağlıyordur..yani çekirdek inancı izin vermiyordur.siz bence bunu düşüneceğinize kendi isteklerinizin eğer olmuyorsa neden olmadığını sorgulamanız..eğer net bir durum varsa o durum hakkında daha detaylı yorum yapılabilir..ben ailesinden bağları kopmasın diye refah derecesini arttırmayanları gördüm..hastalığının kendine siper eden..bir sinama filminden etkilenip evlenmemeye karar veren.hatta bir yakınımla yaptığımız bir çalışmadan sonra rüyasında çocukken bir kuşun yuvasını yıktığını annesininde yuva yıkanın yuvası olmaz dediğini hatırladı..biri ilk okul öğretmenin bir öğretmen çocuğunu kayırdığını görüyor ve asla kayrılmadan iyi bir işe gireceğine inanmıyor.üniversite mezunu temizlik şirketinde..

hap bilgi yok..
insanları sınıflandıramayız..
herkes kendi nedeninde var..kendi nedeni yaratır..

bence kendi nedenlerini aramaya başlasan daha kolay olacaktır..

olayla ilgili ilk yargını hatırlamaya ve incelemeyle sonuca yaklaşabilirsin..
 
@MuminOKAN

Aktörler, hipokondriyaklar ve kanser araştırmacılarıyla ilgili yaptığınız açıklama şahsen bana pek açıklayıcı gelmedi. Sapıklar hakkındaki açıklama ise geçerli olabilir.

“Aktörler hayatlarını idame ettirmek için o işi yaparlar” dediniz. Böyle bir itirazın gelebileceğini tahmin ettiğim için önceden bu konuyla ilgili açıklama yapmıştım. Çekim Yasası belli ilkelere göre çalışan otomatik bir sistemdir. Eğer bu ilkelere uyulursa yasanın çalışması gerekir. Hem de hiç istisnasız, her seferinde. The Secret belgeselinde yer alan James Ray'e göre duygu, düşünce ve davranış kombinasyonunun Çekim Yasası'nı çalıştırmayı kesinleştirmesi gerekir.

Sinema oyuncuları pek çok karakteri canlandırırlar. Bunlardan bazıları sıradan insanlardır, bazıları şiddete maruz kalan ve hastalık kurbanı iyi insanlardır, bazıları ise kendi çıkarları için başkalarını harcayan psikopat karakterlerdir. Bir rolde ustalaşmak için bazen işi o kadar ileriye götürürler ki oynadıkları karakterin yaşamına yoğun bir şekilde dalarlar ve fiziksel özelliklerin ötesine geçerek oynadıkları karakter gibi düşünmeyi ve hissetmeyi öğrenirler. Son olarak o karaktermiş gibi davranırlar. Eğer çekim yasası evrensel bir kanunsa aktörlerin canlandırdıkları karakterin hayat şartlarını kendilerine çekmeleri gerekmez mi?

Sinema oyuncularının sadece rol yaptığı ve oynadıkları karakter haline gelmeyi amaçlamadıkları fikri çekim yasası açısından bir fark yaratmamalıdır. Çünkü çekim yasası formülatörlerine göre duygu, düşünce ve davranışlarınız tam bir uyum içindeyse çekim garantilemiş demektir. Sinema oyuncularının bir role hazırlanma süreçlerinin ne kadar yoğun olduğu dikkate alınırsa çekim yasası gereği oynamaya konsantre oldukları karakterin hayat şartlarını kendilerine çekmeleri gerekir.

Çekim Yasası öğretmenlerinden biri olan James Ray’in sözlerinde bu durum açıkça ifade edilir:



Görüldüğü gibi üçünün de uyum içinde olması gerekir. Aktörlerin yaptığı da tam olarak bu değil mi?

Ayrıca çekim yasası öğretmenlerinin verdikleri diğer öneriler ve teknikler de sinema oyuncularının, hipokondriyakların ve büyüklük sanrıları yaşayan paranoid şizofrenlerin vizualize ve imajine ettikleri durumları kendilerine çekmelerini gerektiriyor:



Ayrıca The Secret yazarı Rhonda Byrne, Oprah Winfrey ile yaptığı ropörtajında şöyle dedi:



Yani zayıflamanız için aşırı kilolu insanlara bakmamanız, onları vizualize etmemeniz gerekiyor.



Görüldüğü gibi imgeleriniz ve titreşimleriniz uyum içindeyse bir şeyi hayatınıza çekmeniz gerekir. Ancak hipokondriyaklar ve film aktörleri bu tanıma uymalarına rağmen vizualize ettikleri durumları hayatlarına çekmezler.

Kanser araştırmacıları -işleri gereği olsa bile- hemen her gününü kanseri, AIDS'i, sklerozu ve diğer sayısız tibbi durumu inceleyip araştırıyorlar. Yani çekim tekniklerinden olan imajinasyon yöntemini kullanıyorlar. Ancak hiçbir hastalığı kendilerine çekmezler.

Çoğu insan uçmaktan korkar, ancak bir uçak kazasında ÖLMEZ. Pek çok kişi örümceklerden korkar, ancak bir örümceğin ısırığıyla HAYATINI KAYBETMEZ. Birçok kişi yükseklikten korkar, ancak bir uçurumdan düşerek ÖLMEZ. Oysa çekim yasası bilinçaltımızda olan korkuları kendimize (istemesek de) çekeceğimizi söyler.

Son verdiğiniz örnekte ne demek istediğinizi tam anlayamadım. Adamın kaza yapması tamamen ÇY dışı nedenlerledir. Son derece güven ve konfor içinde olsa da hesap etmediği durumlar kazaya neden olabilir.

Sorumu yinelemem gerekirse; Film aktörlerinin, kanser araştırmacılarının, hipokondriyakların ve diğer delüzyonel durumlar yaşayanların sanrılarını ve hayallerini gerçekleştirmelerini engelleyen şey nedir?

sevgili muallim. yazdıklarınız oldukça uzun, bu sebepten herbirini okuyamadım.
benim bir çok doktor akrabam var ama hiçbiri ameliyata girince "aman acımasında kesmiyim" demiyor. yani işini yapıyor. yani hasta tarafından bakmıyor olaya.
muhtemelen araştırma yapan doktorlar da sadece araştırma yapıyorlar. olayın içine girip duygu durumlarını, düşüncelerini ve hislerini katmıyor. aman ben kanserim, ben o hastalığa yakalandım, o oldu, bu oldu, şu oldu demiyor. aman o molekül buraya geldi 3 karbon götürdü eyvah şimdi karbonun kafası atacak falan demez. ama derse çok büyük bir sıkıntı var. bu da onun sorunu.

bazı aktörler rollerini hayatları sanmıyor değil. ancak küçük bir kısmı, onlarda yaptıkları işlerinin farkında değiller.

bende bir soru sormak istiyorum,
siz hiç böyle bir şeyi denediniz mi? yani çekim yasası denilen olay hayatınızın herhangibir anında yer aldı mı?

bu kadar incelediğinize göre ya cezbedici şekilde yer almadı, yada bomba etkisi yaratarak yer aldı.

ve önemli olduğunu düşündüğüm bir not;
zaman spiraldir ve belirli bir frekansı vardır. eğer o frekansa gelip, hayal kurabilirseniz, gerçekleşir.
 
Anladım, yani “kanser araştırmaları olaya duygularını katmadıkları ve empati kurmadıkları için vizualize ettikleri (gözlerinde canlandırdıkları) hastalıkları kendilerine çekmezler” diyorsunuz.

Mantıklı görünüyor.

Ancak bu açıklama kanser araştırmacıları için geçerli görünse de sinema oyuncularının, hipokondriyakların durumunu ve diğer psikotik deneyimleri yeterince açıklayamıyor. Çünkü bu vakalarda “duygu, düşünce, davranış yada inanç eksikliği” gibi çekimi engelleyen bariyerler bulunmamaktadır. Ancak buna rağmen çekim gerçekleşmez. Bunun sebebi nedir?

Bu kişilerin durumunu önceki mesajlarımda detaylandırdım. Yine de kısaca tekrarlayayım:

Psikotik deneyimlerde delüzyonlar, paranoyalar ve halüsinasyonlar oluşur. Psikiyatri literatürünü tararsanız bu sanrıların geniş bir yelpazesiyle karşılaşırsınız. Suikast/komplo, aldatılma, izlenme, tek yanlı aşk, hastalanma paranoyası bunlara örnek olarak verilebilir. Bazıları ise mistisizm içerikli sanrılardır. Mesela Mesih, tanrının misyoneri veya seçilmiş kişi olduğuna inanma paranoyası gibi. Ve bu paranoyak bireyler, sanrılarına KESİN bir şekilde inanırlar. Davranışları, duygu ve düşünceleri sanrıları ışığında şekillenir. Ancak yine de korktukları veya inandıkları durumları kendilerine çekmezler.


bende bir soru sormak istiyorum,
siz hiç böyle bir şeyi denediniz mi? yani çekim yasası denilen olay hayatınızın herhangibir anında yer aldı mı?

bu kadar incelediğinize göre ya cezbedici şekilde yer almadı, yada bomba etkisi yaratarak yer aldı.

ve önemli olduğunu düşündüğüm bir not;
zaman spiraldir ve belirli bir frekansı vardır. eğer o frekansa gelip, hayal kurabilirseniz, gerçekleşir.

Çekim yasasıyla ilgili ciddi bir deneyimim olmadı.

Ama ilgi duyduğum ve düşündüğüm bazı şeylerin sonradan daha çok karşıma çıktığına ve onları daha çok fark ettiğime şahit oldum. Ama bu algıda seçicilik durumu. Yani çekim yasasına örnek oluşturmaz.

Bunun yanı sıra çekim yasasında gerçeklik payı olduğunu kabul ediyorum. Biraz şüpheci bir yanım olduğum için bu tür sorular zihnimi kurcalıyor sadece.
 
anladım, yani “kanser araştırmaları olaya duygularını katmadıkları ve empati kurmadıkları için vizualize ettikleri (gözlerinde canlandırdıkları) hastalıkları kendilerine çekmezler” diyorsunuz.
hayır böle demiyoruz diyoruzki bu adam duygu katmadıda çekim gerçekleşmedi diil tam tersi çekim yasasına birebir uyan bi örnek adam hastalıgı neden çeksin hastalıgı aramıyoki adam tedaviyi arıyo saonundada çaresi bulunamaz denilen hastalıgı tedavi edip kafa patlattıgı kellesini koydugu bu işi sonunda kendsine çekiyo
 
@ceko_25

Eğer senin dediğin gibiyse gene ortada bir problem var.

Çünkü çekim yasası hastalığı iyileştirip iyileştirmeme düşüncemize bakmaz. Hastalığı düşünmene bakar. Çünkü evren için iyi yada kötü yoktur, onun için her şey nötrdür.

Bunu Çekim Yasası üstadlarının söylemlerininden de duyabilirsin:

"Çekim Yasası, bir şeyi iyi yada kötü olarak algılamanıza veya bir şeyi isteyip istemediğinize aldırmaz: sadece düşüncelerinize karşılık verir." -Bob Doyle.

"Birçok kişi borçlarından kurtulmak istiyor. Bu onları sonsuza dek borç içinde bırakıyor. Düşündüğünüz şeyi kendinize çekersiniz. Ama borçtan kurtulduğunuzu düşündüğünüzü söyleyebilirsiniz. Borçtan kurtulmayı veya borca girmeyi düşünmeniz önemli değildir. Borcu düşünürseniz borcu çekersiniz." -Bob Proctor

The Secret'tan bir başka alıntı:

“Kanserle yoksullukla, savaşla, uyuşturucuyla savaşmak bu tür durumları arttırıyor.s.141 …neye karşı koyarsan o ısrarla olmaya devam eder. Ben bunu istemiyorum diyorsunuz, hoşlanmıyorum duygusu ortaya çıkıyor o da size doğru koşuyor. S.142”

Gördüğünüz gibi karşı koyduklarınızı kendinize çekersiniz. Savaşı protesto eden mitingler düzenlerseniz savaşı daha çok kendinize çekersiniz. Aynı mantıkla hastalıklardan korunmaya veya onları tedavi etmeye çalışırsanız onları daha çok kendinize çekmeniz gerekmez mi? Bu durumda kanser araştırmacıları ve doktorlar The Secret prodüktörüne göre risk altında yaşıyorlar.

Ayrıca The Secret yazarı Rhonda Byrne, Oprah Winfrey ile yaptığı ropörtajında şöyle diyor:

"If you see people who are overweight, do not observe them, but immediately switch your mind to the picture of you in your perfect body and feel it."

"Aşırı kilolu insanlar görürseniz, onları gözlemlemeyin; bunun yerine, hemen zihninizde mükemmel bir bedene sahip olduğunuzu hayal edin."

Çekim Yasası neyi isteyip istemediğimize değil, titreşimlerimize cevap verir. Bir başka Çekim Yasası savunucusu sitede şu açıklama yer alıyor:

Hepimiz titreşimsel varlıklarız. Sizler, alıcınızı bir istasyona ayarladığınızda o istasyonda çalanları duyan radyolar gibisiniz. Anteninizi aldığınız şeye odaklanırsınız ve sadece 17 saniye o istasyona odaklansanız bile içinizdeki titreşimi aktif hale getirirsiniz. İçinizdeki bir titreşimi aktif hale getirdiğinizde, Çekim Yasası o titreşime cevap vermeye başlar ve istediğiniz veya istemediğiniz bir şey olsa bile o şeyi kendinize çekersiniz.
Abraham
18 Ağustos Pazar günü
Kuzey Los Angeles’taki atölye çalışmasından alınmıştır.
Home of Abraham-Hicks Law of Attraction -- It All Started Here!
 
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, yasaya aykırı yada telif hakkı içeren paylaşımlar BURADAN bize ulaşıldığı taktirde, ilgili konu en geç 48 saat içerisinde kaldırılacaktır. Sitemizde Bulunan Videolar YouTube, Facebook, Dailymotion, v.b. video paylaşım sitelerinden alınmaktadır. Telif hakları sorumluluğu bu sitelere aittir. Videoların hiç biri sunucularımızda bulunmamaktadır.
Geri
Üst