H
hayalayaz
Guest
40’ LI YAŞLARIN ÖZGÜRLÜĞÜ
Bir kaç yıldır, hayatımı ve kendimi yaşadığımı hissediyorum…dediğimde …bu konularla ilgilenen kuantumcu dostum bilgece gülümsedi…
“sen” dedi 40 ların başında, kendini keşfeden %10 insanlardan biri olmalısın..
42 yaş civarında hemen her insanın arabasının lastiği patlar..
Önünde 2 yol vardır….
Ya o güne kadar bildiklerini gözden geçirecek ve kendi öz gerçeğini bulacak..
Yada, eski bildiklerinde ısrar ederek yaşamaya devam edecek…
Eski alışkanlıklarıyla devam ederse, o saatten sonra ömrü hep iç ve dış çatışmalarla beslenir…
Mutsuzluk hakim olur….
Çatışa çatışa ölür…
Oysa, bu lastik patlamasında kendi öz geçeğini bulup, kendine göre yaşamayı denerse, müthiş mutlu, özgür, ve kendinin farkında olarak yaşar…
Bunu insanların %90 maalesef gerçekleştiremez….
Gerçekleştiremeyenler %90 buluyormu bilmiyorum, ama..gerçekleştirenler özgürlüğü buluyor onu biliyorum…
Artık bu korkunç klişenin duvarlarını yıkmak zamanı da çoktan geldi farkındayım…
Bu güne kadar, bunu söylemekten çekindim..
40 lı yaşları yaşadığımdan, sübjektiflikle suçlanmaktan korkuyordum..
Kendi reklamını mı yapıyor?sorusunun sorulmasından kaçıyordum..
Artık içimde daha fazla tutamayacağım…
Hayatı, ilişkileri, dostluğu, insanlığı yazarken, psikolojinin en derinliklerine kulaç atarken, yaşamakta olduğum en önemli gerçeği artık saklamayacağım…
Nasıl olsa 20 li yaşları yaşayan benim..
30 lu yaşları yaşamakta olanda benim..
Şu anda 40 yaşları yaşayanda benim…
Genetik şartlanmalardan en fazla kurtulduğum, en özgür ve en kendim hissettiğim günleri şu anda yaşıyorum…
Ben 20 li yaşlarda önyargılı ve yaşlıydım..
Şimdi genç ve kendimin farkındayım…
20 li yaşlarda hiç bu kadar özgür olmadım…
Kendimle ilgili bu kadar çok şey bilmedim…
Bildiğimi zannediyordum…
Bilmiyordum…
Kendimle ilgili bu kadar çok şey bilmediğim için özgür değildim…
Kendimin bu derece hakimi değildim..
Şartlanmalarım, önyargılarım, korkularım, komplekslerim vardı…
Onlar beni ayaklarımdan prangalıyordu..
Prangalı halimle hayat performansım düşüyordu…
30 yaşlar 20den daha kolay, 40 tan ise daha zordu..
40 lar bu güne kadar ki hayatımın en kolayı, en rahatı, ve en özgürü…
Daha açık söyliyeyim…
Ben 17 yaşındayken yaşlıydım…
Önyargılarım, korkularım, genetik olarak yüklediğim hırslarım, komplekslerim vardı
Bunlardan kurtuldukça, kendimi buldukça hafifledim…
Özgürleştikçe, performansımı yükselttim..kendimi hissettim, sınırlarımı genişlettim..
Kendimi bir harita yerine koyduğumda…
20 li yaşarlın düşman işgali altında ki anadoluya benzetirim..
Ankara ve civarında sıkışmış birkaç ilden ibaret bir Anadolu toprağını kişisel haritam olarak görüyorum…
40 lı yaşlardaki “ben” ise sınırlar açısından, Osmanlı İmparatorluğunun Yükselme Dönemine karşılık gelir..
Sınırlar gittikçe genişler..
Arap yarımadasından, Avrupa ya kadar yayılmış bir imparatorluk göz önüne gelir…
İtiraf etmeliyim…
20 yaşındayken ben genç değildim…
Yaşama enerjik baksam da, genç bakamıyordum..
Özgürleştirci güce değil, Kontrolsüz güce sahiptim..
Yaşamamın en bedensel işlevi sporu bile, 20 li yaşlarımdan daha fazla yapıyorum…
Çünkü 20 lerdeki psikolojik cenderem yok…
40 ların başı, kuantumcu dostumun dediği gibi, insan denilen arabanın lastiğinin patladığı yıllardır..
İnsanlar, bu yıllarda kendilerini keşfederlerse mutluluğa, özgürlüğe, ve gerçek gençliğe yelken açarlar…
Çıtırlık yılları, genetik yüklenmeler, ve zorunluluklarla dolu, psikolojik cendere yıllarıdır..
Kurtarabilenler gençleşir..
Biliyorum…
Ben yaşlandıkça gençleşiyorum…
20 lerde yaşlıydım..
Çok yaşlı..
40 larda gencim “çıtır “ değilim…biliyorum…
Ama şimdi tazeyim
Onun farkındayım
Bir kaç yıldır, hayatımı ve kendimi yaşadığımı hissediyorum…dediğimde …bu konularla ilgilenen kuantumcu dostum bilgece gülümsedi…
“sen” dedi 40 ların başında, kendini keşfeden %10 insanlardan biri olmalısın..
42 yaş civarında hemen her insanın arabasının lastiği patlar..
Önünde 2 yol vardır….
Ya o güne kadar bildiklerini gözden geçirecek ve kendi öz gerçeğini bulacak..
Yada, eski bildiklerinde ısrar ederek yaşamaya devam edecek…
Eski alışkanlıklarıyla devam ederse, o saatten sonra ömrü hep iç ve dış çatışmalarla beslenir…
Mutsuzluk hakim olur….
Çatışa çatışa ölür…
Oysa, bu lastik patlamasında kendi öz geçeğini bulup, kendine göre yaşamayı denerse, müthiş mutlu, özgür, ve kendinin farkında olarak yaşar…
Bunu insanların %90 maalesef gerçekleştiremez….
Gerçekleştiremeyenler %90 buluyormu bilmiyorum, ama..gerçekleştirenler özgürlüğü buluyor onu biliyorum…
Artık bu korkunç klişenin duvarlarını yıkmak zamanı da çoktan geldi farkındayım…
Bu güne kadar, bunu söylemekten çekindim..
40 lı yaşları yaşadığımdan, sübjektiflikle suçlanmaktan korkuyordum..
Kendi reklamını mı yapıyor?sorusunun sorulmasından kaçıyordum..
Artık içimde daha fazla tutamayacağım…
Hayatı, ilişkileri, dostluğu, insanlığı yazarken, psikolojinin en derinliklerine kulaç atarken, yaşamakta olduğum en önemli gerçeği artık saklamayacağım…
Nasıl olsa 20 li yaşları yaşayan benim..
30 lu yaşları yaşamakta olanda benim..
Şu anda 40 yaşları yaşayanda benim…
Genetik şartlanmalardan en fazla kurtulduğum, en özgür ve en kendim hissettiğim günleri şu anda yaşıyorum…
Ben 20 li yaşlarda önyargılı ve yaşlıydım..
Şimdi genç ve kendimin farkındayım…
20 li yaşlarda hiç bu kadar özgür olmadım…
Kendimle ilgili bu kadar çok şey bilmedim…
Bildiğimi zannediyordum…
Bilmiyordum…
Kendimle ilgili bu kadar çok şey bilmediğim için özgür değildim…
Kendimin bu derece hakimi değildim..
Şartlanmalarım, önyargılarım, korkularım, komplekslerim vardı…
Onlar beni ayaklarımdan prangalıyordu..
Prangalı halimle hayat performansım düşüyordu…
30 yaşlar 20den daha kolay, 40 tan ise daha zordu..
40 lar bu güne kadar ki hayatımın en kolayı, en rahatı, ve en özgürü…
Daha açık söyliyeyim…
Ben 17 yaşındayken yaşlıydım…
Önyargılarım, korkularım, genetik olarak yüklediğim hırslarım, komplekslerim vardı
Bunlardan kurtuldukça, kendimi buldukça hafifledim…
Özgürleştikçe, performansımı yükselttim..kendimi hissettim, sınırlarımı genişlettim..
Kendimi bir harita yerine koyduğumda…
20 li yaşarlın düşman işgali altında ki anadoluya benzetirim..
Ankara ve civarında sıkışmış birkaç ilden ibaret bir Anadolu toprağını kişisel haritam olarak görüyorum…
40 lı yaşlardaki “ben” ise sınırlar açısından, Osmanlı İmparatorluğunun Yükselme Dönemine karşılık gelir..
Sınırlar gittikçe genişler..
Arap yarımadasından, Avrupa ya kadar yayılmış bir imparatorluk göz önüne gelir…
İtiraf etmeliyim…
20 yaşındayken ben genç değildim…
Yaşama enerjik baksam da, genç bakamıyordum..
Özgürleştirci güce değil, Kontrolsüz güce sahiptim..
Yaşamamın en bedensel işlevi sporu bile, 20 li yaşlarımdan daha fazla yapıyorum…
Çünkü 20 lerdeki psikolojik cenderem yok…
40 ların başı, kuantumcu dostumun dediği gibi, insan denilen arabanın lastiğinin patladığı yıllardır..
İnsanlar, bu yıllarda kendilerini keşfederlerse mutluluğa, özgürlüğe, ve gerçek gençliğe yelken açarlar…
Çıtırlık yılları, genetik yüklenmeler, ve zorunluluklarla dolu, psikolojik cendere yıllarıdır..
Kurtarabilenler gençleşir..
Biliyorum…
Ben yaşlandıkça gençleşiyorum…
20 lerde yaşlıydım..
Çok yaşlı..
40 larda gencim “çıtır “ değilim…biliyorum…
Ama şimdi tazeyim
Onun farkındayım

.jpg)