Merhaba arkadaşlar.
İnternetten öğrendiğim eft ve okuduklarımla kendimce bir çekingenin senaryosunu yazdım. Herkes için geçerli olmayabilir ama paylaşmak istedim.
İlk önce temelde yatan sorun bence çocuklukta sevgi ,onay,ilgi,beğeni,kabul ihtiyacımız veya isteiğimizin tam anlamıyla karşılanmaması,reddedilmesi,umursanmaması. Bu olay bi tahmin. Yani belki bazen karşılanmıştır tam olarak bilemiyorum. Bundan dolayı kendimizi değersiz,aciz gibi olumsuz sıfatlarla nitelendirdik.Artık sevgi,onay,ilgi,beğeni,kabul ihtiyacımızı bir muhtaçlık acizlik olarak nitelenderdik.Buraya kadar tahmini sebep üzerine durdum.Şimdi senaryolara geçelim.
1.SENARYO:
Sevgi,ilgi gibi ihtiyaçlarımızı gizlemek istiyoruz. Çünkü bu tam anlamyıla muhtaçlık, zayıflık demek.Bu ihtiyaçlarımız bilinirse insanlar da bizi muhtaç diye acıyabilirler olarak düşünüyoruz.Bu yüzden önlemimizi alıyoruz dışarıya karşı sert katı bi kabuk koyuyoruz. İnsanlarla aramıza mesafe koyuyoruz. Böylece “Size ihtiyacım yok zaten benim,size muhtaç değilim. Sizin yakınlığınıza,arkadaşlığınıza ihtiyacım yok, o kadar aciz değilim." Bunu bilin demek istiyoruz. Bu senaryo sonucunda insanlarla iletişim kuramıyoruz. Çünkü aramızda bizim ördüğümüz bir duvar var.
2.SENARYO
Cesaretimizi topladık diyelim. İnsanlar bir düşüncemizi bir davranışımızı onaylamadı ,küçümsedi , beğenmedi diyelim. Bu duruma çok kızarız ve bizim düşüncemize göre öflenmemiz gerekir. İçimizden veya dışımızdan belli etmeliyiz.. Eğer öfkelnmezsek kızdığımızı susarak veya kızgın bakışlarla belli etmezsek bu durumda biz aciz muhtaç konumuna gelmiş oluruz. Çünkü adam küçümsemiş seni sen ise bir şey olmamış gibi davranıyorsun. Yani onların ilgisine kabulüne arkadaşlığına muhtaçsın .(bunlar bizim yanlış düşüncelerimiz) Onları kolay kolay affetmemeliyiz bizim düşüncemize göre. Çünkü bu kadar gurursuz zayıf olmamalıyız. Ve affedersek artık istedikleri gibi bizi küçümserler.Kendimizi kullandırmamak için kolay kolay affetmemeliyiz diye düşünüyoruz.Bu yüzden uzun süre kızgın kalıyoruz ve o ortamda kendimizi iletişime kapatıyoruz . Böyle düşüncelere sahip olduğumuz için insanların küçümsenmelerine maruz kalmamak için baştan kendimizi iletişime kapatıyoruz. Çünkü kolay kolay affedemiyoruz. Bunu zayıflık olarak algılıyoruz.
3.SENARYO
Biz dışarıya karşı kendimizi korumaya çalışırken heyecanlı çekingen olarak algılanmak da istemiyoruz. Heyecanlı algılanmamak için çaba sarfediyoruz stres oluyoruz. Çünkü heyecanlı algılanırsak; insanlar bizim hakkımızda şöyle düşünür: “Ne kadar çekingen ve sessiz birisi. Onun düşüncelerin,,hareketlerini kabul etmemizi , onu onaylamamızı istiyo. Onayımıza, ilgimize muhtaç. Bu yüzden bizden çekiniyo . Onaylamamamızdan , küçümsememizden çekiniyor. Bu yüzden heyecanlı kaygılı. Yazık , bunlara muhtaç zayıf biri. Acıdım.” . Biz insanların bizim hakkımızda böyle düşüncelere sahip olmalarından korkuyoruz. Sessiz ve heyecanlı algılanmak demek muhtaç ve zayıf olduğumuz kabul etmeleri demek diye düşünüyoruz. Oysa aslında sessizlik bazen iyi bir şey olarak algılanır. Cool gözükür insan. Ama heyecanlanmadığı için öyle gözükür. Biz heyecanlı ve bundan dolayı sessiz algılanmak istemiyoruz. Yani heyecanlı kaygılı olmamalıyız. Böyle algılandığını ifade eden insana kızgın oluyoruz. Bi ortamda bize ne kadar sessiz derse artık ona kızmalıyız. Çünkü bizi zayıf muhtaç olarak nitelendirmiş oldu . Herkesin içinde değersizleştirdi. Artık o ortamda kendimizi iletişime kapatıyoruz. Çünkü herkese kızgın olmalıyız. Hiçbirşey olmamış gibi davranırsak evet ben sessiz zayıf aciz biriyim demiş oluruz. Size ihtiyacım var demiş oluruz. Böyle olmasını istemediğimiz için o ortamda da kendimizi iletişime kapatırız.
Bu 3 senaryo sunucunda içimize kapanıyoruz. Bazen bizi kabul eden seven insanlara karşı kendimizi onlara açıyoruz. Rahat da oluyoruz yanlarında . Çünkü onlar bizi muhtaç olarak algılamıyor. Onların yanında rahatız. Bazen onlarla da uzun küskünlükler yaşıyoruz. Bunun sebebi de yukardaki senaryolar sonucu oluyor. Bunlar benim kendimce düşüncelerim. Yanlış veya eksik de olabilir. Bunlar üzerinde eft yaparak rahatlamaya çalışıyorum. Zaten eskisi gibi çekingen değilim. Ama kendimi dışa karşı çok fazla koruyorum. Önceden tedbir alarak böyle kötü duygulara düşmemi engellmeye çalışıyorum. Asıl sorunum da bu gibi.
İnternetten öğrendiğim eft ve okuduklarımla kendimce bir çekingenin senaryosunu yazdım. Herkes için geçerli olmayabilir ama paylaşmak istedim.
İlk önce temelde yatan sorun bence çocuklukta sevgi ,onay,ilgi,beğeni,kabul ihtiyacımız veya isteiğimizin tam anlamıyla karşılanmaması,reddedilmesi,umursanmaması. Bu olay bi tahmin. Yani belki bazen karşılanmıştır tam olarak bilemiyorum. Bundan dolayı kendimizi değersiz,aciz gibi olumsuz sıfatlarla nitelendirdik.Artık sevgi,onay,ilgi,beğeni,kabul ihtiyacımızı bir muhtaçlık acizlik olarak nitelenderdik.Buraya kadar tahmini sebep üzerine durdum.Şimdi senaryolara geçelim.
1.SENARYO:
Sevgi,ilgi gibi ihtiyaçlarımızı gizlemek istiyoruz. Çünkü bu tam anlamyıla muhtaçlık, zayıflık demek.Bu ihtiyaçlarımız bilinirse insanlar da bizi muhtaç diye acıyabilirler olarak düşünüyoruz.Bu yüzden önlemimizi alıyoruz dışarıya karşı sert katı bi kabuk koyuyoruz. İnsanlarla aramıza mesafe koyuyoruz. Böylece “Size ihtiyacım yok zaten benim,size muhtaç değilim. Sizin yakınlığınıza,arkadaşlığınıza ihtiyacım yok, o kadar aciz değilim." Bunu bilin demek istiyoruz. Bu senaryo sonucunda insanlarla iletişim kuramıyoruz. Çünkü aramızda bizim ördüğümüz bir duvar var.
2.SENARYO
Cesaretimizi topladık diyelim. İnsanlar bir düşüncemizi bir davranışımızı onaylamadı ,küçümsedi , beğenmedi diyelim. Bu duruma çok kızarız ve bizim düşüncemize göre öflenmemiz gerekir. İçimizden veya dışımızdan belli etmeliyiz.. Eğer öfkelnmezsek kızdığımızı susarak veya kızgın bakışlarla belli etmezsek bu durumda biz aciz muhtaç konumuna gelmiş oluruz. Çünkü adam küçümsemiş seni sen ise bir şey olmamış gibi davranıyorsun. Yani onların ilgisine kabulüne arkadaşlığına muhtaçsın .(bunlar bizim yanlış düşüncelerimiz) Onları kolay kolay affetmemeliyiz bizim düşüncemize göre. Çünkü bu kadar gurursuz zayıf olmamalıyız. Ve affedersek artık istedikleri gibi bizi küçümserler.Kendimizi kullandırmamak için kolay kolay affetmemeliyiz diye düşünüyoruz.Bu yüzden uzun süre kızgın kalıyoruz ve o ortamda kendimizi iletişime kapatıyoruz . Böyle düşüncelere sahip olduğumuz için insanların küçümsenmelerine maruz kalmamak için baştan kendimizi iletişime kapatıyoruz. Çünkü kolay kolay affedemiyoruz. Bunu zayıflık olarak algılıyoruz.
3.SENARYO
Biz dışarıya karşı kendimizi korumaya çalışırken heyecanlı çekingen olarak algılanmak da istemiyoruz. Heyecanlı algılanmamak için çaba sarfediyoruz stres oluyoruz. Çünkü heyecanlı algılanırsak; insanlar bizim hakkımızda şöyle düşünür: “Ne kadar çekingen ve sessiz birisi. Onun düşüncelerin,,hareketlerini kabul etmemizi , onu onaylamamızı istiyo. Onayımıza, ilgimize muhtaç. Bu yüzden bizden çekiniyo . Onaylamamamızdan , küçümsememizden çekiniyor. Bu yüzden heyecanlı kaygılı. Yazık , bunlara muhtaç zayıf biri. Acıdım.” . Biz insanların bizim hakkımızda böyle düşüncelere sahip olmalarından korkuyoruz. Sessiz ve heyecanlı algılanmak demek muhtaç ve zayıf olduğumuz kabul etmeleri demek diye düşünüyoruz. Oysa aslında sessizlik bazen iyi bir şey olarak algılanır. Cool gözükür insan. Ama heyecanlanmadığı için öyle gözükür. Biz heyecanlı ve bundan dolayı sessiz algılanmak istemiyoruz. Yani heyecanlı kaygılı olmamalıyız. Böyle algılandığını ifade eden insana kızgın oluyoruz. Bi ortamda bize ne kadar sessiz derse artık ona kızmalıyız. Çünkü bizi zayıf muhtaç olarak nitelendirmiş oldu . Herkesin içinde değersizleştirdi. Artık o ortamda kendimizi iletişime kapatıyoruz. Çünkü herkese kızgın olmalıyız. Hiçbirşey olmamış gibi davranırsak evet ben sessiz zayıf aciz biriyim demiş oluruz. Size ihtiyacım var demiş oluruz. Böyle olmasını istemediğimiz için o ortamda da kendimizi iletişime kapatırız.
Bu 3 senaryo sunucunda içimize kapanıyoruz. Bazen bizi kabul eden seven insanlara karşı kendimizi onlara açıyoruz. Rahat da oluyoruz yanlarında . Çünkü onlar bizi muhtaç olarak algılamıyor. Onların yanında rahatız. Bazen onlarla da uzun küskünlükler yaşıyoruz. Bunun sebebi de yukardaki senaryolar sonucu oluyor. Bunlar benim kendimce düşüncelerim. Yanlış veya eksik de olabilir. Bunlar üzerinde eft yaparak rahatlamaya çalışıyorum. Zaten eskisi gibi çekingen değilim. Ama kendimi dışa karşı çok fazla koruyorum. Önceden tedbir alarak böyle kötü duygulara düşmemi engellmeye çalışıyorum. Asıl sorunum da bu gibi.
