Denize meydan okuyan kuş
Hind Denizi sahillerinde Titos kuşları yaşardı bir zamanlar. Daha çok kıyıda yuva yaparlar ve yumurtalarını buraya bırakırlardı. Deniz dalgalı mı dalgalıydı.
Ürkünç seslerle sahili dövüyordu.
Anne Titos, yumurtlama zamanı geldiğinde, eşine:
- Burası, dedi, yavrularımız için hiç de güvenli değil, biraz içeride yuva yapalım ne dersin?
Erkek aldırmadı, hatta gururuna dokundu.
- N’olacak, niçin güvenl,i olmasın burası?
- Anne çok kaygılıydı:
- Deniz gittikçe kabarıyor, dalgalar büyüyor, yuvamızın yıkılması an meselesi…
- Erkek iyice kızmıştı artık;
- - Benim yuvamı bozacak deniz daha anasının karnından doğmadı henüz! Dedi.
Doğruydu, deniz zaten ana karnından doğmazdı.
Anne iyiden iyiye kaygılanmaya başladı, babanın bu sözü üzerine.
“Belki etkili olur” düşüncesiyle, ona Geveze Kurbağa” masalını anlatmaya karar verdi.
- Sana, dedi bir öykü anlatmama izin verirmisin?
Erkek Titos:
- Tabi neden olmasın, ne öyküsüymüş bu?
- Söz dinlemeyen bir Kurbağa’nın öyküsü.
Erkek Titos meraklanmıştı;
- Peki anlat bakalım.
Anne Titos anlatmaya başladı.
* * * * * * * * * *
Bir varmış, bir yokmuş.
Zaman zaman içinde,
buğday saman içinde,
biz giderken sazlığa,
savruk duman içinde,
küçük bir ormanda,
altın sarısı bir göl varmış.
Yağmur dinmiş. Gökten su yerine, sürekli bir ateş sıcağı inmiş. Küçük göl dayanamamış bu sıcağa, kurumaya yüz tutmuş. Gölün kuruması, en çok iki kazla bir kurbağayı rahatsız etmiş, üç arkadaş ne yapmalı ne etmeli demişler. Sonunda kazların aklına başka bir göle göç etmek gelmiş. Diğer arkadaşına açmış bu konuyu, o da kabul etmiş. Zaten başka çıkar yol yokmuş, gittikçe kuruyan bataklık bir yerde yaşamak zormuş. Durumu kurbağaya haber vermişler. Kurbağa biraz geveze ve kendini beğenmiş biriymiş. Başlangıçta “ Yahu korkacak ne var, burada yaşayıp gidiyoruz” diye itiraz etmiş. Fakat kazlar gitmekte kararlıymış. Sonunda onu da göçe ikna etmişler.
- Peki nasıl gideceğiz? Diye sormuş Kurbağa.
Kazlardan biri:
- Bir değneğe tutunursun sen, demiş, bir ucundan ben bir ucundan da diğer arkadaşım tutar, uçar gideriz.
Teklifi beğenmişler.
Uzunca bir değnek bulup kurbağayı aralarına almışlar, fakat kurbağanın geveze olduğunu bilen kazlar onu uyarmışlar.
- Sakın yolda konuşayım deme, ağzını açtığın an düşersin!
Kurbağa istemeye istemeye:
- Peki, demiş.
Hep birlikte havalanmışlar.
Az uçmuşlar, çok uçmuşlar, kimi zaman aç, kimi zaman tok uçmuşlar.
Çok köyler, şehirler aşmışlar.
Kurbağa konuşmamaktan çok rahatsızmış. Sonunda olan olmuş. Bir köyün üzerindeyken, aşağıdan köylünün biri:
- Aaa, şunlara bakın kurbağayı nasıl taşıyorlar? diye bağırınca, kurbağa cevap vermek için ağzını açınca, yere düşmüş.
Böylece gevezeliğinin cezasını çekmiş.
* * * * * *
Anne Titos masalı anlattıktan sonra, eşine:
- Korkarım, dedi, bizim de sonumuz kurbağa gibi olacak.
Baba Titos kızgınlık içinde:
- Aptal bir masala inanıp neler söylüyorsun, deniz yavrularımıza zarar veremez. Bunlar safsata, inanma.
Anne Titos çok kaygılıydı, buna karşın babanın kıyıya yaptığı yuvaya yumurtladı.
Aradan günler geçti, anne sabırla bekledi yumurtaların başında. Sonunda birbirinden güzel yavrular çıktı, anne mutluluk içindeydi, babaysa gurur.
Geldi anneyi kutladı, fakat Deniz günlerce fırtınayla çalkalandı, kocaman dalgalar sahile vurdu, yavrularda yüksek dalgalarla birlikte denizde kaybolmuştu. Anne gözyaşları döküyor, baba şaşkındı. Günlerce ağlaştılar, anne sonunda dayanamadı:
- Eğer, dedi babaya, gidip yavrularımın intikamını denizden almazsan, seni Hazret-i Süleyman Peygamber’e şikayet edeceğim. Anne çıldırmış gibiydi.
- - Seni başkomutanlıktan alması için yalvaracağım!
Eyvah! Dedi baba Titos, ben ne yaparım şimdi?
Kuşların başkomutanıydı baba.
Günlerce düşündü, bütün asker kuşlara haber saldı, hepsi geldiler, büyük bir ordu toplanmıştı. Denizin karşısına dikildiler:
- Deniz deniz! Yavruyu anneden ayıran deniz! Senin kalbin yok mu, sende hiç şefkat yok mu ki böyle yapıyorsun?
Denizden cevap gelmiyordu.
- Eğer komutanımızın yavrularını vermezsen sonun kötü olacak!
Deniz güldü. Öyle ya, bu zavallı kuşlar koca denize ne yapabilirler ki! Yine de bütün kuşların toplanıp fedâkar bir şekilde davranmaları dokundu ona, düşmanını küçük görmemeye örnek olması için kuş yavrularını geri verdi…
( Hikâyemiz devam edecek…)ttli3
Hind Denizi sahillerinde Titos kuşları yaşardı bir zamanlar. Daha çok kıyıda yuva yaparlar ve yumurtalarını buraya bırakırlardı. Deniz dalgalı mı dalgalıydı.
Ürkünç seslerle sahili dövüyordu.
Anne Titos, yumurtlama zamanı geldiğinde, eşine:
- Burası, dedi, yavrularımız için hiç de güvenli değil, biraz içeride yuva yapalım ne dersin?
Erkek aldırmadı, hatta gururuna dokundu.
- N’olacak, niçin güvenl,i olmasın burası?
- Anne çok kaygılıydı:
- Deniz gittikçe kabarıyor, dalgalar büyüyor, yuvamızın yıkılması an meselesi…
- Erkek iyice kızmıştı artık;
- - Benim yuvamı bozacak deniz daha anasının karnından doğmadı henüz! Dedi.
Doğruydu, deniz zaten ana karnından doğmazdı.
Anne iyiden iyiye kaygılanmaya başladı, babanın bu sözü üzerine.
“Belki etkili olur” düşüncesiyle, ona Geveze Kurbağa” masalını anlatmaya karar verdi.
- Sana, dedi bir öykü anlatmama izin verirmisin?
Erkek Titos:
- Tabi neden olmasın, ne öyküsüymüş bu?
- Söz dinlemeyen bir Kurbağa’nın öyküsü.
Erkek Titos meraklanmıştı;
- Peki anlat bakalım.
Anne Titos anlatmaya başladı.
* * * * * * * * * *
Bir varmış, bir yokmuş.
Zaman zaman içinde,
buğday saman içinde,
biz giderken sazlığa,
savruk duman içinde,
küçük bir ormanda,
altın sarısı bir göl varmış.
Yağmur dinmiş. Gökten su yerine, sürekli bir ateş sıcağı inmiş. Küçük göl dayanamamış bu sıcağa, kurumaya yüz tutmuş. Gölün kuruması, en çok iki kazla bir kurbağayı rahatsız etmiş, üç arkadaş ne yapmalı ne etmeli demişler. Sonunda kazların aklına başka bir göle göç etmek gelmiş. Diğer arkadaşına açmış bu konuyu, o da kabul etmiş. Zaten başka çıkar yol yokmuş, gittikçe kuruyan bataklık bir yerde yaşamak zormuş. Durumu kurbağaya haber vermişler. Kurbağa biraz geveze ve kendini beğenmiş biriymiş. Başlangıçta “ Yahu korkacak ne var, burada yaşayıp gidiyoruz” diye itiraz etmiş. Fakat kazlar gitmekte kararlıymış. Sonunda onu da göçe ikna etmişler.
- Peki nasıl gideceğiz? Diye sormuş Kurbağa.
Kazlardan biri:
- Bir değneğe tutunursun sen, demiş, bir ucundan ben bir ucundan da diğer arkadaşım tutar, uçar gideriz.
Teklifi beğenmişler.
Uzunca bir değnek bulup kurbağayı aralarına almışlar, fakat kurbağanın geveze olduğunu bilen kazlar onu uyarmışlar.
- Sakın yolda konuşayım deme, ağzını açtığın an düşersin!
Kurbağa istemeye istemeye:
- Peki, demiş.
Hep birlikte havalanmışlar.
Az uçmuşlar, çok uçmuşlar, kimi zaman aç, kimi zaman tok uçmuşlar.
Çok köyler, şehirler aşmışlar.
Kurbağa konuşmamaktan çok rahatsızmış. Sonunda olan olmuş. Bir köyün üzerindeyken, aşağıdan köylünün biri:
- Aaa, şunlara bakın kurbağayı nasıl taşıyorlar? diye bağırınca, kurbağa cevap vermek için ağzını açınca, yere düşmüş.
Böylece gevezeliğinin cezasını çekmiş.
* * * * * *
Anne Titos masalı anlattıktan sonra, eşine:
- Korkarım, dedi, bizim de sonumuz kurbağa gibi olacak.
Baba Titos kızgınlık içinde:
- Aptal bir masala inanıp neler söylüyorsun, deniz yavrularımıza zarar veremez. Bunlar safsata, inanma.
Anne Titos çok kaygılıydı, buna karşın babanın kıyıya yaptığı yuvaya yumurtladı.
Aradan günler geçti, anne sabırla bekledi yumurtaların başında. Sonunda birbirinden güzel yavrular çıktı, anne mutluluk içindeydi, babaysa gurur.
Geldi anneyi kutladı, fakat Deniz günlerce fırtınayla çalkalandı, kocaman dalgalar sahile vurdu, yavrularda yüksek dalgalarla birlikte denizde kaybolmuştu. Anne gözyaşları döküyor, baba şaşkındı. Günlerce ağlaştılar, anne sonunda dayanamadı:
- Eğer, dedi babaya, gidip yavrularımın intikamını denizden almazsan, seni Hazret-i Süleyman Peygamber’e şikayet edeceğim. Anne çıldırmış gibiydi.
- - Seni başkomutanlıktan alması için yalvaracağım!
Eyvah! Dedi baba Titos, ben ne yaparım şimdi?
Kuşların başkomutanıydı baba.
Günlerce düşündü, bütün asker kuşlara haber saldı, hepsi geldiler, büyük bir ordu toplanmıştı. Denizin karşısına dikildiler:
- Deniz deniz! Yavruyu anneden ayıran deniz! Senin kalbin yok mu, sende hiç şefkat yok mu ki böyle yapıyorsun?
Denizden cevap gelmiyordu.
- Eğer komutanımızın yavrularını vermezsen sonun kötü olacak!
Deniz güldü. Öyle ya, bu zavallı kuşlar koca denize ne yapabilirler ki! Yine de bütün kuşların toplanıp fedâkar bir şekilde davranmaları dokundu ona, düşmanını küçük görmemeye örnek olması için kuş yavrularını geri verdi…
( Hikâyemiz devam edecek…)ttli3
