Derindeki Yara- Ruhu Korku ve Acılardan Arındırmak

y789 Evet yazdığım gibi geniş zaman diliminde, arka arkaya eklemememin nedeni bu. Yazarın dediği 1. günden başlayarak her gün birisi üzerinde durmanız.
 
Redflowers blm ,her zamanki gibi harikasın,ne güzel kitaplar bulup bizi bilgilendiriyosunsmil56,sana sorum şu;bu olumlamaları senin yazdığın şekilde geniş zaman diliminde mi tekrar edicez?garip bi sorumu oldumu bilmiyorum ama utananadam,sorayım dedim,hoşçakaaalf678h
pardon utananadam slm yazmak istemiştimsevincli
 
19.Gün



Her sözcüğün yaralama veya iyileştirme gücü vardır.

Bu olumlama ruhsal enerjiyle ilgilidir. Bunu bugününüzün dersi yapın: Birisiyle ilgili bir düşünceniz olduğunda, ya onları kendinize çekiyorsunuzdur ya da itiyorsunuzdur. İnsanları yakına çeken güç sevgidir. Birisini sevgi dolu bir farkındalıkla düşünüyorsanız doğal içgüdünüz onu kucaklamaktır ve kucaklanan herkes ayrı tutulmaktan kurtulur. Korku insanları iter. İttiğiniz herkes ayrı tutulmaya itiliyor demektir. Düşünceleriniz önemsiz görünebilir ama her insan duygusal olarak hassas bir yerdedir ve kolayca yaralanır. Bugün alabildiğiniz herkesi ışığa alın. Bu onların ve sizin iyileşmeniz için yaşamsal önem taşır.



20.Gün



Düşüncelerimi bilgece kullanacağım ve güçlerine saygı göstereceğim.

Bu olumlama sorumluluk almakla ilgilidir. Bu olumlamayı söyledikten sonra dingince oturun ve tanıdığınız herkesi farkındalığınıza taşıyın. Onları bir şehir meydanında toplanmış görün. Kendinizi bu toplantının onları üzme ya da sevindirme gücüne sahip yöneticisi olduğunuzu hayal edin. Artık size bakan tüm o yüzlere dönüp ‘Gücümü bilgece kullanacağım.’ Diyebilirsiniz. Bu vaatle görevinizin herkesin iyileşmesi olduğunu kabul edin. Düşüncelerinizi ruhun emrine sunuyorsunuz.



21.Gün



Evrenden beni dinlemesini istiyorum, önemsenmeye gerek duyuyorum.

Bu olumlama sınırların ötesine ulaşma gücüyle ilgilidir. Bunu bugününüzün dileği yapın. Dinlenmek gereksinimi dikkat çekme gereksinimden farklıdır. Her an varolan sonsuz zihinle çevrilisiniz. Dinlenmeyi isteyerek ona yaklaşmaya başlayın. Bilinçli olarak daha yüksek bir zihnin sizi dikkate almasını isterseniz, zamanla bu isteğinizi yerine getirdiğini anlarsınız. Sanki görünmez bir el tarafından biçimlendiriliyormuşçasına olmasını istediğiniz şeyler daha kolayca olur. Gerçek ben’iniz böylesi zaman ve yer hâkimiyetinde hiçbir büyüsel yan görmez. Görünmeksizin iş görse de, aslında büyü sizsiniz. Bu yüzden bugün evrene önemsenmek istediğinizi söyleyin bunu dikkate alacaktır.
 
22.Gün



Ruhumu burada ve şimdi bulabilirim.

Bu olumlama bulunduğumuz anla ilgilidir. Bunu bugününüzün vaadi yapın: olabildiğince burada olun ve bu andan uzaklaştığınızı fark ettiğinizde geri getirilmeyi isteyin. Zihin bulunduğumuz andan kolayca uzaklaşır. Geleceğin hayalini kurar. Geçmişi anımsar. Kendimizi üzüntülü hissettiğimizde acının gelmesini bekleriz ya da daha önce yaşadığımız acıyı anımsarız. Her sapma bizi bu andan uzaklaştırır. Ama burada ve şimdi ruhunuzu bulacağınız tek buluşma yeridir.



23.Gün



Şimdiki an her şeyin etrafında dolandığı dinginlik noktasıdır.

Bu olumlama odaklanmayla ilgilidir. Bunu bugünün dersi yapın: etrafınızdaki her şey sürekli hareket halindedir. Olayların peşinden koştukça durabileceğiniz zaman günü ertelersiniz. Ama durmak sadece şimdi olur. Durmanın nedeni şimdinin içeriği olan dinginliği takdir etmektir. Dinginliğin içinde hazine yatar. Onu açmak için sessiz farkındalıktan-ruhun bakışı- başkası gerekmez. Ruhunuzun hazinesini ortaya çıkarmak istiyorsanız şimdiki an’a-dünyanın etrafında döndüğü dingin nokta- değerli bir şey gözüyle bakın.




24.Gün



Kendimden dinginlik ve huzur diliyorum.

Bu olumlama dikkatle ilgilidir. Bunu bugünün pratiği yapın. Dikkatinizi ancak kendi içinizde dinginleştikten sonra ona yöneltin. Bugün yolunuza çıkan her şey ilginizi bekliyor. İki biçimde ilgi gösterebilirsiniz; Huzursuz zihin olan hareket yerinden ya da huzurlu zihin olan dinginlik yerinden. Zihniniz doğası itibariyle huzursuz görünebilir ama daha derinlerdeki doğası huzurludur. Bugün, ilginizin dağıldığını, huzursuzlaştığınızı, hareket halinde olduğunu, hoşnutsuz olduğunuzu ya da zaman çizelgeleri veya son teslim tarihleri gibi dış etkenlere odaklandığını hissederseniz, durun ve seçim yapın. Hemen ardından gelen şeyi görmek için huzurlu bir yer dileyin. Sürekli gevezelik ve baskı yapan iç diyalogu kesin. Dingin farkındalığa sahip olma nedeninizin bunun gerçek ben’iniz olması olduğunu bilin.
 
25.Gün



Dinginliğimi onurlandırıyorum.

Bu olumlama değerlerle ilgilidir. Bu olumlamayı söyledikten sonra onurlandırdığınız inancı unutmaksızın rutininize dönün. İstediğiniz her an durabileceğinizi ve sadece bir an için bile ola huzurlu olacağınız gerçeğini hiç unutmayın. Dinginliği onurlandırarak ruhun hazinesinin bir parçasına temas ediyorsunuz.



26.Gün



Ruhun verdiği desteğe açık olacağım.

Bu olumlama rehberlikle ilgilidir. İç rehberliğinizi bulmak için bunu, bugünün vaadi yapın. Herkesi desteğe gereksinimi vardır ve genellikle dışımıza-ailemize, arkadaşlara, iş arkadaşlarımıza ve aynı düşüncede olduğumuz kişilere- bakarız. Bu tür destek size haklı olduğunuzu hissettirir. Ego yalnız olmamanızda güvenlik bulur. Ama ruh eşsiz olarak gelişmek ister. İçinizdeki kişiye destek verir. Size haklı olduğunuzu hissettirmek yerine, ruhsal destek özgür hissetme, huzur, sevgi ve farkındalık duygularınızı çoğaltır. Bu duygulara açık olun çünkü açıklık değişimin ilk adımıdır.



27.Gün



Ruhun verdiği desteğe değer vereceğim.

Bu olumlama ruhsal özdeğerlilikle ilgilidir. Bunu bugünün vaadi yapın, kendinizi kararsız ve yalnız hissettiğiniz anlarda kendinize ruhunuzla aynı değerde olduğunuzu söyleyin. Israrcı olmak, karşı çıkmak veya direnmek gereksinimi duyduğunuz durumlarda o arzuya kapılmayın. Kendi huzurunuza ulaşın, durumu kabullenin sonra da bakın. Direnç ya da ısrar olmaksızın o durumda ne olmasını istediğinize dair işaretler görüyor musunuz? Ruhun verdiği desteğe değer verdiğinizde egonun kavrayışı hemen gevşer. Her durumu ego gibi değil de ruhun gördüğü gibi görebilme kapasitesine sahipsiniz. Bu kapasiteye değer verirseniz o da gelişecek, büyüyecektir.
 
28. Gün



Her birimiz diğerini içeriyoruz.

Bu olumlama paylaşılan insanlıkla ilgilidir. İnsan doğası her seferinde bir kişiyi taşır ama aslında biz hepsini paylaşıyoruz. Ego bu sözlerin ilk kısmını yadsır. Her duruma ‘ben’ in en önemli düşüncelere, duygulara ve algılara sahip olduğu varsayımıyla yaklaşır. Ruh tüm düşüncenin paylaşıldığı, her duygunun paylaşıldığı ve her algının paylaşıldığını görür. Dünyayı kendi sınırlarınızın ötesinde görme kapasiteniz değerlidir – gerçek ben, buna açıksanız, size daha geniş bir bakış açısı kazanmakta yardımcı olur. Kendinize sınırlarınızı aşma izni verin. Diğerlerinin bir durumu nasıl gördüğünün farkında olun. Algı tamamen açık olduğunda sevgi ve şefkat hemen gelir.



29.Gün



Her birimiz diğerini içeriyoruz. Bu yüzden herkesi kendim gibi kabul ediyorum.

Bu olumlama diğer insanları içermekle ilgilidir. Paylaşılan deneyim kimseyi dışarıda bırakmaz. Kötü ya da günahkar olarak adlandırdıklarımız bile dramanın bütününde yer alır. Ego her seferinde bir dramayı ‘Bu bana oluyor, başka her şey ikinci sırada gelir,’ diyerek sona erdirir. Ama gerçekte dramanın bütünü sizin başınıza geliyordur. Bilinçli zihniniz tek bir küçük sahneye açıktır ama daha derin düzeylerde varolan her şeye katılırsınız; sadece benim mutluluğum, benim kederim, benim utkum, benim anlayışım değil onun yerine insanlığın mutluluk, keder, utku ve anlayışı.. Bir sonraki düşünceniz hepimizinkinin içine aktığı paylaşılan deneyime eklenir; hiçbir zaman tanımadığınız sayısız insanın bir sonraki düşüncesi sizin bir sonraki deneyiminize eklenir. Her birimizin diğerini içermesinin anlamı budur. Bir kez paylaşılan deneyimin her zaman paylaşıldığını anladığınızda ne kadar farklı görünseler de başkalarını kendiniz olarak kabul edersiniz.



30.Gün



Her birimiz diğerini içeriyoruz. Bu yüzden herkesi kendim gibi seviyorum.

Bu olumlama katılımla ilgilidir. Sevgi kabullenmenin hemen ardındaki adımdır. Bugün bunu deneyin. Birisi hakkında hiçbir düşünce yürütmeksizin bakın; bu belki parkta oynayan bir çocuk ya da kafede oturmuş yemek yiyen biridir. Hepimizin paylaştığı o basit varlığı izleyin. Geçen bir yüzü, bir hareketi, ya da bir bakışı takdir etmekte sevgi yok mudur? Varsayımlar olmaksızın birini düşündüğünüzde iç anteniniz yeni bir sinyal alır. Başka birinin kişiliğini izlemek yerine onun özünü izlersiniz. Bu öz ruhtur ve onu bulduğunuzda doğal yanıtı sevgi olacaktır.
 

31.Gün



Ben bedenim değilim; bedenim geri kazanılmış topraktır.

Ben soluğum değilim; soluğum geri kazanılmış havadır.

Ben duygularım değilim; duygularım geri kazanılmış enerjidir.

Ben düşüncelerim değilim; düşüncelerim geri kazanılmış bilgilerdir.

Bu birbiriyle bağlantılı olumlamalar özdeşleşmeyle ilgilidir. Her birini söylerken bedeninizi, soluğunu, duygularınızı ve düşüncelerinizi inceleyin. Her biri size aittir ama onlar siz değilsiniz. Siz onları gözlemleyensiniz. Siz deneyimin ardındaki deneyimcisiniz. İçerik ve enerji olarak sizde geri kazanılırlar; yaşamı, bir dansın koreografi gibi düzenleyen, kendisi sahnede yürümediği halde her adıma rehberlik eden gerçek ben dışında her şey akış halindedir.

32.Gün



Ben egom değilim; egom yalıtılmış ve yalnızdır.

Ben kişiliğim değilim; kişiliğim ilişkilerin bir birleşimdir.

Ben değişmez gözlemciyim.

Bu olumlama ‘Ben’ im gerçekliğiyle ilgilidir. Ruh düzeyinde siz dünyayı neşeli bir yansızlıkla yaşayan sessiz bir görgü tanığısınız. Bu sizin paylaşabileceğiniz gerçek bir deneyimdir. Ama ona sahip olmak için ego ve kişiliğin üstesinden gelmek gerekir. Onların savı, ‘Ben’ in bedeninizin içinde yaşayan ve dünyasının sürekli değişimlerinden etkilenen, doğan ve ölen bir varlık olduğunuzdur. Bu sava karşı çıkmak işe yaramaz çünkü ego ve kişilik başka her şeyin ötesinde yaşamak ister ve bunu yapmak için bir çok strateji uygular. Bırakın onlar oldukları şey olarak kalsınlar. Egonuz ayrılığın bireyselliğini temsil eder; kişiliğinizse doğduğunuzdan beri olan tüm ilişkilerinizin bir karışımıdır. Ama her ikisinden de ayrı olduğunuzu unutmayın. Sakin farkındalık anlarında, sessiz görgü tanığı olduğunuzu unutmayın. Tüm deneyimlerin kaynağının bir sakini olduğunuzu unutmayın.



33.Gün



Dinginlik içinde gerçek Ben’i buluyorum.

Bu olumlama farkındalıkla ilgilidir. Gününüzü sürdürürken farkındalığınız açık olsun. Bazen huzursuz ve aktiftir. Bu, genellikle dış etkenler baskı yapıp tepki beklediğinde olur. Ama diğer zamanlarda farkındalığınız, içinizde dinginlik içinde olacaktır. Eyleme geçmek yerine izleyeceksiniz. Kendinizi bir gözlemci olarak ve gerçek siz olan ruhunuzun bakış açısından izliyor bulacaksınız. Etkinlikler gelir ve geçer ama gözlemci sabittir ve hep vardır. Gözlemcilikle özdeşleştiğinizde değişen şeylerle daha az bağlantılı olacaksınız. Değişmeyen gerçek sizsiniz.
 
34.Gün



Gözlemci olarak kimseyi suçlama gereği duymuyorum.

Bu olumlama adaletsizlikle ilgilidir. Bize haksızca davranıldığını düşündüğümüzde başkalarını suçlarız. Öfkemiz ve kızgınlığımız acının gerçek kaynağından gelir- bu yadsınamaz. Ama canı yanan egodur. ‘Ben’ yaralanmış hisseder ve ego için bu bağışlanamaz. Sessiz tanığın canı yakılamaz ve bu yüzden suçlama gereği duymaz. Onun bakış açısını edindiğimizde, bir çocuğun canı yandığında olduğu gibi, bakış açısını değiştirmeyi düşünmeksizin egonun adaletsizlik duygusunu anlarsınız. Bir çocuğu rahatlatır gibi egonuzu rahatlatın ama aynı zamanda tüm acı ve zevkleri geçen bir sahnenin parçaları olarak gören ruhun bakış açısını koruyun.



35.Gün



Gözlemci olarak her bir parçamı sevgi dolu bir farkındalıkla taşıyorum.

Bu olumlama endişeleri gidermekle ilgilidir. Kendinizi her bakımdan incelerseniz, her bir parçanın, endişelerinin giderilmesine gereksinim duyduğunu fark edersiniz. Egonuz, olabildiğince doğru bulunarak endişeleri giderilsin ister-‘Ben’ yanlış ve çok yanlış bulduğunda kendisini güvensiz hisseder. Kişiliğinizin endişeleri ilişkilerde kabul görürseniz yok olur. İnsanların arasındaki farklılıklar onu güvensiz hissettirir. Zihninizin endişeleri anlayışlılıkla yok olur- bir düşünceyi anlayamadığında güvensiz olur. Bedeninizin endişeleri denge bulduğunda ve acı olmadığında yok olur. Duygularınızın endişeleri mutluluk bulduğunda ve çelişki olmadığında yok olur. Tüm bu farklı gereksinimlerin ortak bir zemin olmadığı düşünülebilir ama aslında vardır. Sevgi dolu bir farkındalık içinde olunduğunda her yönünüzün endişeleri giderilmiş olur. Ego, kişilik, beden, zihin ve duygular kendi düzeylerinde sevgiyi özümser. Bunu bilerek, gözlemci en güçlü iyileşme biçimi olarak sevgi dolu bir farkındalık sağlar. Bunu her an yaparsınız ve gerçek ben’inizle yakınlaştığınızda bunu giderek daha çok yapacaksınız.


36.Gün



Sevgi dolu farkındalık verdikçe onu alıyorum da.

Bu olumlama almakla ilgili. Ruh düzeyinde sevgi, hep aynı enerjiyi yayan sabit bir durumdur. Sürekli bir verme halindesiniz. Diğer insanlar, kendi ruhları düzeyinde aynı sevgi dolu farkındalığı yaydıklarından sürekli alıyorsunuz da. Çoğu insan için almak vermekten çok daha zordur. Bu rahatsızlığın kökeni, verirken güçlü alırken ise zayıf hisseden egodur. Ama bu yorumu kabul etmek zorunda değilsiniz. Sevgi dolu farkındalığı ruhunuz ve tüm diğerleri arasında bedava bir alışveriş olarak düşünün. Zorunluluk olmaksızın verdiğiniz gibi özgürce alın. Sevgi dolu farkındalık kendinizde takdir etmeyi gitgide daha fazla öğreneceğiniz doğal bir durumdur.
 
Sevgili Redflowers,smil56 özel bir defter aldım.bütün bu olumlamaları kaydediyorum ve uyguluyorumblissyyrl78.hepsi çok sihirli sözler buna inanıyorum.emeğine yüreğine sağlık.Siyahçanın bir sözü vardı'' bu sitede melekler yarışıyor''.gerçekten hepiniz harikasınız...O0
 
Büyük bir keyifle ve umutla paylaşıyorum Sudem'cim. Bir kaç haftadır yoğunluğumdan dolayı çok ihmal ettim ama açığımı kapatmayı düşünüyorum bugün :)

Bu sihirli sözler hayatınızda en ışıklı ve en renkli kapıları açsın hepimize. Değil melek olmak, kanadında bir nokta bile olabiliyorsak ne büyük mutluluk.

Sevgilerimle.
 
37.Gün



Egomun çatışmalarına katılmak zorunda değilim.

Bu olumlama çelişkiyle ilgilidir. Ego düzeyinde çelişki olmalı çünkü ‘Ben’ kendisini başka bir ‘Ben’le çatışmaya sokarak tanır. Bu çatışma kötülüğün birçok biçiminde ortaya çıkar. Bağnazlık ve önyargı sosyal bir düzeyde aynı çelişkiye bağlıdır. Tanrı adına nefret aslında kılık değiştirmiş egodur: Tanrınız kabul edilemez çünkü benimkiyle uyuşmuyor. ‘Ben’in ‘Ben’le çatışmasına katılmak zorunda değilsiniz. Gerçek ben’iniz olarak, siz kendinizi diğerlerini de içeriyor hissedersiniz; bu yüzden kendi bakış açınızı korumakta kullanacağınız bir miktar yoktur. Bunu fark ettiğinizde çelişkinin kaynağı iyileşir.


38.Gün



Kendi bakış açımı koruma gereksinimim yok.

Bu olumlama hoşgörüyle ilgilidir. Sadece başka bir insana hoşgörü göstermek gerçek hoşgörüyü çarpıtmaktır. Gerçek hoşgörü artık kendi bakış açınızı korumak zorunda olmadığınızda gelir. Başka birinin bakış açısını onu benimsemeksizin onurlandırabilirsiniz. Böylece bir konuma erişmek, bir bakış açısının doğru diğerininse yanlış olduğunu söyleyen yargılamayı bıraktığınız anlamına gelir. Ayrıca, ‘benim düşüncem en değerlisi olmalı ve önce gelir.’ Diyen bağlantıyı da koparmak gerekir. Bu iki adımla, kendi bakış açınızı korumanın temeli yok olur. Ruh düzeyinde şimdiden iki adım attınız çünkü gerçek benimiz her bakış açısını yaşar. Onları yalıtılmış ‘ben’in eşit ürünleri olduğunu ve bu yüzden de sürekli değiştiğini bilir. Ego ve kişiliğin sürekli kayan kumlarını sanki sağlam bir zeminmişçesine korumak için bir neden yoktur.



39.Gün



Tüm bakış açılarıyla zenginleşiyorum.

Bu olumlama içselleştirmeyle ilgilidir. Ego dışlanacak bir değişim olduğunda kendisini güvende hisseder. Deneyimi ‘benim’ ve ‘benim olmayan’ olarak bölmek egonun işidir. Bırakın öyle yapsın ama sizin işinizin, yaşamın cömertliği elverdiğince zenginleşmek olduğunu bilin. Gerçek ben’inizin bir boşluğu doldurmak için deneyime gereksinimi yoktur; yaşamın gösterisini ve dramasını bir sanat koleksiyoncusunun topladığı görüntüleri sevdiği gibi sever. Bir sanat koleksiyoncusu bu görüntüleri özümseyebildiğinde zenginleşir ama kendisini bu resimlerle karıştırmaz. Aynı biçimde, onlarla kendinizi karıştırmaksızın etrafınızdaki tüm bakış açılarıyla zenginleşebilirsiniz. Bir bakış açısı sadece bir perspektiftir, bir odak. Her farklı odak yeni bir görüntü bir fotoğrafçı için neyse odur- fotoğrafı çekersiniz, an’ı takdir edersiniz ve ardından yeni bir görüntünün gelmesini beklersiniz.

 
40.Gün



En üst düzey bakış açısı takdirdir. Bu Tanrı’nın bakış açısıdır.

Bu olumlama yaratıcılıkla ilgilidir. İnsanlar Tanrı’ya çeşitli ibadet yollarıyla yaklaşmaya çalışır; Tanrısal zihnin nasıl çalıştığını anlamaya uğraşır böylece kendi yaşamlarında kutsal olacaklardır. Bize Tanrı’nın dünyayı yarattığı sonra da zamanını, iyi yaptığını düşündüğü işini seyretmeye ayırdığı söylendi. O takdir edicidir. Takdir genellikle ruhsal bir durumu tanımlamakta kullanılmaz ama takdir birçok durumda en yüksek aşamadır. Egonuz tehlikede değil. Takdir, evrene sevgi dolu farkındalık getirir. Bir şeyin ne kadar güzel olduğunu görmekle ilahi bakıyorsunuz. Takdiriniz derinleştikçe daha çok ruhun gözüyle bakmaya başlarsınız.


41.Gün



Kendimi acımla birlikte takdir ediyorum.

Her şey ben’in varlığına eklenir.

Bu olumlama alçakgönüllülükle ilgilidir. Alçakgönüllülük evrenin ne kadar sonsuz bolluğu olduğunu anladığınızda gelen tevazudur. Hindistan’da alçakgönüllülüğün, Tanrı’nın önünde olgunlaşmış meyvelerle dolu bir ağaç gibi eğildiği söylenir. Ego aciz duruma düşmekten korkar. ‘Ben’ güvensizdir ve daha düşük bir konuma alınmayı istemez. Bu davranıştan kaçınmanın yöntemi ben’inizin zenginliğini takdir etmektir. İç dünyanızda yaşamın dramaları sanki başka kimse aynı durumda değilmiş gibi yaşanıyor. Acı ve üzüntü deneyimi de içinde olmak üzere, deneyimin tüm dizisine ulaşabilirsiniz. Kendinizi iyileştirmek için harekete geçtiğinizde bile ışığın ve karanlığın yaşamın zenginliğine eklendiğini unutmayın.


42.Gün



Gölge Ben’in dışarıya çıkmasını diliyorum.

Bu onu iyileştirmenin ilk adımı.

Bu olumlama ‘karanlık yan’ ile ilgilidir. Hepimiz, nefret, korku ve saldırganlık da dahil bazı karanlık itkilerimiz olduğunu biliyoruz. Bu itkiler bilinçsiz yanımızdan çıkar ve onlara karşı normal tepkimiz onları orada tutmaktır. Karanlık yanı göz önünden kaldırırız ama onlar yine de gitmiş olmazlar. Tüm enerjilerin yapacağı gibi ifade edilmek isterler. İyileşme içeride tutulduğu sürece olası değildir. İyileşmeye başlamak için gölge ben’inizi farkındalık düzeyine çıkartın. Bu nefret, dehşet ya da kinle davranmakla aynı şey değildir. Bu, sadece gölge ben’inizden uzakta durmadığınızı belirten bir mesaj yolladığı anlamına gelir; onun varolma hakkını kabul ediyorsunuz.
 
43.Gün



Gölge Ben’im bana hizmet ediyor.

Bunun için minnettarım.

Bu olumlama baskılamayla ilgilidir. Gölge ben’iniz sizi korkutacak güce ulaşmıştır çünkü onu baskı altında tutmuşsunuzdur. Ama gölge kendisini bir düşman olarak görmez. Kendisini sizin korumanız olarak görür. Kendinizi suçlu ve utanmış hissetseniz bile size ait olan bu enerjileri saklayarak sizi korur. Suçluluk sizin baskılamayı bir çözüm olarak görmenize neden olur. Utanç sizin bu enerjilerin çağrısını görmek ya da duymak istememenizi sağlar. Gölge enerjiler göz önünden uzaklaştırıldıkları için hiçbir zaman gizli ruhsal mesajlarını verme fırsatı bulamazlar. Bu mesaj sizin büyümeniz içindir ve bu eski unutulmuş deneyimleri saklayan gölge ben’iniz sayesinde onları tekrar ziyaret edebilirsiniz. Öfke, korku, dehşet ve intikam gölgeleri geri döndüğünde, onları sadece görmeli ve anlamalısınız. Bunu yaptığınızda mesajlarını verip gideceklerdir. Gölge ben’i iyileştirme süreci bundan ibarettir.


44.Gün



Karanlık enerjilerin bana öğretmenlik etmesini diliyorum.

Bu olumlama korkuyla yüzleşmekle ilgilidir. Gölgenin kendisi gibi korkunuz da kendisinin size zararlı olduğunu düşünmez. O da bir koruma olduğuna inanır. Herkesin belleğinde geçmiş korkuların deneyimleri vardır. Size bu duyguları anımsatarak korku kendisini geçmişin sarsıntılarından korumaya çalışır. Korkunuzu bastırdıkça onun müttefikiniz olması olanaksızdır. Ama aynı biçimde korkunun temeline göre de davranamazsınız. Ruh düzeyinde korkmak için bir neden yoktur çünkü korunmanız gerekmez. Şimdide yaşamak hiçbir tehdit taşımaz ve geçmişe bakmanın bir amacı yoktur. Korkunuza gidip nereden geldiğini ve ne istediğini sorun. Dünyayı onun bakış açısıyla görerek, ruhun kendinizi korumaya gereksinimi olmadığına ikna edecektir. Korkudan öğreneceklerinizi öğrenin, onu iyileştirin ve ondan gitmesini isteyin.


45.Gün



Gölge Ben’im ve benim amacımız aynı: ışıkla birleşmek.

Bu olumlama ikilikle, düaliteyle ilgilidir. Işık ve karanlık karşıtlarmış gibi görünürler ve hepimiz onların savaşan düşmanlar olduklarını öğrendik. İkiliğin temeli ayrılıktır ama ruh her şeyle, karanlıkta bile uyum içindedir. Gölge ben’iniz bunu bilir. Olumsuz enerjileri sizin için saklarken sizin dikkatinizi çekmeye çalışır, sizi korkutmaya, öfkelendirmeye ya da kinlendirmeye değil, böylece bu duyguları anlayışa dönüştürebilirsiniz. Anlayış ışıktır.
 
46.Gün



Üzüntümü reddetmek yerine ondan dönüşmesini isteyeceğim.

Bu olumlama seçeneklerle ilgilidir. Çoğu duyguyu yaşamak zordur, bağlantılı olanları ise en zorlarıdır-kederin büyük ağırlığı, sevilen birinin saplanan acısı, büyük bir hastalığı öğrenmenin korkunçluğu. Bunlar uzun süreli duygulardır ve kolayca yok olmazlar. Bunları sonuna kadar yaşamak gerekir. Ruhunuz bu dönüşüm süreciyle iyileşmenizde yardımcı olabilir. Ruhunuza sizi ondan bağımsızlaştırarak acınızla uğraşmasını, gizli anlamını araştırmasını ve neşenin geri gelmesinin yolunu bulmasını isteyin. Üzüntünün ortasında yadsıyarak, uyuşarak ve baskılayarak acıyı reddetme içgüdüsü vardır ama bunlar sadece onun daha uzun sürmesine neden olur. Duygunuzu yaşayın, acı çekmek için değil ama ruhunuzdan rehberlik dileyin; dönüşüm her zaman olasıdır, hatta en yoğun durumlarda bile. Açık olun ve beklentisizce isteyin. Her yönden teselli gelmesini kabul edin. Gerçek Ben’inizin, ruhsal yolculuğunuzun bir parçası olması dışında üzüntü içinde olmayı istemediğini bilin.


47.Gün



Tüm acıları, enerji biçiminde serbest bırakmak olasıdır.

Bu olumlama nesnel olmakla ilgilidir. Hepimiz için, üzüntü çok özneldir. Acı yoğun olduğunda umutsuzluk ve vazgeçmekten, yoğun öfke ve mücadeleye kadar her tür düşünceyi açığa çıkartır. Bu yoğun keder, acı çekmekte olan kişiyi sarmalar. Yine de üzüntüyle başa çıkmanın nesnel bir yolu vardır. Bu, duygu ya da düşüncelere dalmamak ve tüm acıyı bir enerji olarak görmektir.

Gerçek iyileşme sağlayamayacak olan üzüntünün sesine kulak vermemeyi öğrenebilirsiniz. Bunun yerine içinizdeki en dengeli, sakin ve nesnel yere gidip acınızın kökenindeki enerjilerin serbest bırakılmasını isteyin. Ruhun dokunuşuna direnen, bağışıklık gösteren hiçbir koşul yoktur. Bunun için hızlı bir süreç şart değildir ama olabilir de. Enerji şifacıları her yerde bulunur bu yüzden bu görevi başkalarından yalıtılmış olarak yapmaya çalışmak zorunda değilsiniz. İlk adım nesnellik dilemektir; ruhunuzdan bu acı verici enerjilerin nasıl kaldırılacağı konusunda açık bir verecek biçimde duygusal karmaşadan sizi çıkarmasını isteyin. Daha sonra tetikte olun ve içinizden ya da dışınızdan gelecek rehberliğin belirtilerini bekleyin- her tür yardım yolu olasıdır.


48.Gün



Her tür üzüntü çekme gereksinimini serbest bırakacağım.

Bu olumlama kendinize iyileşme izni vermenizle ilgilidir. Ruhun acınızı dönüştürmek ve onu tamamen kaldırmak istediği kesindir. Ama sizin izniniz olmaksızın harekete geçemez, çünkü özgür irade her zaman ruhunuzca onurlandırılır. Üzüntünüzü sona erdirmek istediğiniz konusunda emin olmalısınız. İnsan, niçin ona yapışıp kalmak ister anlamak zordur ama bir biçimde acı size ikincil bir kazanç getiriyor olabilir. Üzüntü ‘ben’ in fark edildiğini, önemli ve dikkatlerin üzerinde olduğunu hissetmesini sağlar. Kendisine önem verilmesi ve zorluk ya da krizlerle karşı karşıya gelme gereksinimlerini doyuma ulaştırır. Ruhun iyileştiriciliğinin işin içine girebilmesi için (gerçi tamamen engellemek için yeterli olamazlar ama) tüm bu ikincil nedenlerin çözümlenmesi gerekir. Bugün üzüntünün uzamasına neden olan tüm gizli motiflere yapışıp kalmaktan vazgeçme isteğinizi ilan edin.
 
49.Gün



Üzüntümün bana kazandırdığı her neyse onu üzüntü çekmeden de bulabilirim.

Bu olumlama izlenmemesi gereken yollarla ilgilidir. Üzüntünüz dolayısıyla kazandığınız ‘iyi’ etki her neyse, acı gerektirmeyen saha sağlıklı bir yol hep vardır. Egonun birçok gereksinimi vardır. Bir kişi çocuksu gereksinimleri hala olduğu için suçlu ya da utanç içinde hissederse üzüntü bir kurtuluştur. Kişi doğrudan istemeksizin zevk almanın acı veren bir yolunu bulur, bu genellikle bilinçsiz bir stratejidir. Acınız yoksulluğunuzun bir öğesiyse kendinizi yargılamanıza gerek yok. Yargılama her zaman sorun olmuştur; asla çözüm olmaz. Ruhunuza gerçekten istediğinizi vermesini söyleyin. Belki sevgi için yanıp tutuşuyorsunuz, kurtarılmayı bekliyorsunuz ya da kabul edilmeyi diliyorsunuz. Bunlar ruhun karşılayabileceği meşru isteklerdir.


50.Gün



Dönüşüm her zaman olasıdır.

Bu olumlama iç manzaranızla ilgilidir. Engeller bir kez kalktığında içinizdeki her şey değişmeye hazırdır. Dağı yerinden oynattığınızda tüm manzara değişir. Serbest bırakılan enerjiler yerlerinde bir delik bırakmak yerine, arkalarında birçok fırsat bırakırlar ama onları iyi anlamanız gereklidir. Kendinizden tam bir duygusal dönüşüm beklemeyin. Acının eski enerjileri gittiğinde her zaman bir iç görü olacaktır ve daha sonra ne yapmanız gerektiği konusunda bu size ipucu verecektir. Örneğin ‘Bu yolla acı çekmeliyim’ gittiğinde iç görü, tekrar müziğe başlamanız ya da olumsuz bir arkadaşın yerine olumlu bir arkadaş edinmeniz veya yeni bir kenti keşfetmeniz olabilir. Dış manzarada oluşan bu değişiklikler iç manzaraya da yansır. Dönüşüm nadiren Sindirella’nın prensese dönüşmesi gibi bir anda olur, her biri teker teker oluşan bir fırsatlar dizisi olarak ortaya çıkar. Tüm bağlantılar oluştuğunda tüm dönüşümü başarmış olursunuz. Sayısız iç görü önünüzde uzanıyor. Hepsi ‘Şimdi daha önce yapamadıklarımı yapabilirim,’ biçimindedir. Yolun sonunda, bu ufak adımlar ‘Varlığını daha önce bilmediğim Tanrı gerçeğini biliyorum’ a dönüşür.



51.Gün



Ruhun yollarını öğrenmeyi diliyorum.

Bu olumlama bağlılıkları değiştirmekle ilgilidir. Uzun süreli alışkanlık ve koşullanmaların sonucu olarak, egonun tüm yollarını gayet iyi biliyoruz. Ruhun yolları farklıysa onların da iyice öğrenilmesi gerekir. Bu süreç, çocukken yaşadığımızdan çok daha bilinçli, yetişkinler olarak yıllardır bildiklerimizin yerine geçecek yeni düşünceleri, duyguları, tepkileri ve algıları edinmemizi gerektiriyor. Bugünün olumlaması bu yeni yolları öğrenmeye adanmışlıkla ilgili- bağlılığınızı dış dünyadan iç dünyaya döndürüyorsunuz.
 
52.gün



Ruhta farkındalık önce gelir.

Bu olumlama bilinçlilikle ilgilidir. Ruh açısından, bilinçlilik ruhla başlar. Bu tümüyle sessiz, bilge, doğmamış hep aynı olan saf farkındalıktır. Kaynakta hepimiz bir olduğumuzdan, her kişi bu farkındalık düzeyine ulaşabilir. Bu bizim içimizde ya da dışımızda değil her ikisinin de ötesindedir. Tamamen farkında olmak kişiyi beden ve zihnin her ikisinin de yaratıldığı santralin başına koyar. Ruhun farkındalığını hemen kazanamazsınız ama o hep sizinle bağlantı kurmaya çalışır. Farkındalığınızı arttırarak iletişim kanallarını açıyorsunuz. Bugünün olumlaması, farkındalığın tüm değişikliklerle başa çıkmanın birincil temeli olduğunu kabul eder. Ruh sizi eyleme yönlendirir- bu sadece pasif değildir- ama eylem bilinçlilik üzerine kurulmuştur. Bu eylem büyük kadim geleneklerde kendiliğinde oluşan doğru eylem olarak bilinir, ki anlamı her durum için doğru tepkinin oluştuğudur. Bu itici bir özelliğe sahip değildir ya da alışkanlıklarca yönlendirilmez. Ruhun tüm yollar, ister bedenil, ister zihni ya da ruhu etkilesin bilinçlilikten kaynaklanır.


53.Gün



Ruhun farkındalığı düşüncelerden daha derindir.

Bununla bağlantı kurarak her durumdaki en iyiyi bilirim.

Bu olumlama düzen ve organizasyonla ilgilidir. Her şeyin kaynağı olarak ruh tüm durum ve olasılıkları düzenleme sorumluluğunu alır. Bu düzen, aklın tasarlayabileceğinden çok daha derindir. Bedeninizin hücreleri, örneğin, saniyede çok kesin hatlarla belirlenmiş milyarlarca harekette bulunur. Günlük olaylarınızı da içeren dış gerçeklik, aynı kaynak tarafından düzenlenir. Herhangi bir duruma girdiğinizde ne olması gerektiğine dair varsayımlarınızı ortaya koyarak, eylemleriniz bu içsel düzenle uyum içinde olabilir. Ruh da sonuç bekler ama geniş bir vizyonu vardır; bir durum hakkında her seferinde bir adımı düşünmek yerine, ruh aynı zamanda neden-sonuç etkisinin tümünü ayarlar. Tersine, düşünen zihin ‘ben, beni, benim’ e en uygun olduğunu düşündüğü sonucu oluşturmaya çalışır. Düşüncenin ötesine geçen bir rehberlik dileyin. İyileşme her yönden ve pek çok koşulda olasıdır. Bugün inancınızı geniş bir vizyonda olumluyorsunuz.


54.Gün



Kaynağımla bağlantı kurmayı öğreneceğim.

İlk adım sakinlik dolu farkındalık.

Bu olumlama meditasyonla ilgilidir. Meditasyon düşünceden daha derin olan farkındalığa ulaşmak için içimize yönelmektir. Meditasyon her ikisine de gereksinim olmasına karşın sadece huzur ve sakinlik zamanı değildir. Kaynağınıza dönüyorsunuz. Bunu, yalnız olacağınız gözlerinizi kapatıp içinize yöneleceğiniz, sabah bir kez, akşam bir kez uygulayacağınız bir alışkanlık haline getirin. Meditasyonun birçok biçimi vardır. Basit ama en etkili yolu kalpte meditasyondur. Bir an sakince oturup dikkatinizi göğsünüzün ortasında ve kaburgalarınızın altında olan kalbinize verin. Sakinleştiğinizde ‘huzur’ sözcüğünü sessizce tekrarlayın ve bedeninizden tüm yönlerde yayılan etkisini hissedin. Bunu üç kez yapın ve ardından aynı biçimde ‘mutluluk’ sözcüğünü söyleyin. Üç kez tekrar edin ardından ‘uyum’, ‘kahkaha’ ve ‘sevgi’ sözcükleriyle buna devam edin. Daha uzun meditasyonlar için bu sözcükleri istediğiniz kadar kullanabilirsiniz. Beş dakikalık seanslarla başlayın ve yarım saate kadar çıkın. Her seanstan sonra birkaç dakika gözleriniz kapalı sakince oturun ve sakinlik dolu farkındalığın sadeliğini takdir edin.
 
burada inanılmaz güzel şeyler paylaşılmış.bu siteyle tanıştıgım için kendimi çok şanslı görüyorum çünkü sizlerin sayesinde hayatım degişti en güzelide ne aradıgımı buldum.sizleri çok seviyorum.sevgiyle kalın
 
Günaydın redflovers yazın bugün karşıma çıktı çok güzel bir emek, tabiki uyğulamaya hemen bu gün başlıyorum .Ne güzel bir çalışma yapmışsın teşekkür ederim.Acı dedinmi boğazımda birşeyler düğümleniyor,gözlerim yaşarıyor.Bu kelimeyi hatırlatan ,hisettiren her hatrayı ve korkuyu içmde sıfırlamak istiyorum.Bu gün bunun için dua edceğim.
 
Redflowersım ,dün tekrar açtım bu sayfaları tekrar okudum.zaten defterime geçirdim..anlamlarını düşünerek tekrar ettim..en çok ta üzüntüyle ilgili olan kısmına takıldım..biz izin vermeyince o da bırakıp gitmiyormuş..kendimize iyileşme izni vermemiz gerektiğini öğrendim sayende..sonra anlaşma yaptım..üzüntünün bana kazandırdığı her ne ise ,üzüntüyü çekmeden de bulabilirim..üzüntünün verdiği acyı enerji ile dönüştürmek, üzüntüyü sonlandırmak için emin olduğumu belirttim...her üzüntü çekme gereksinimi mi serbest bırakacağıma söz verdim.biz insanoğlu acı çekmekten de zevk alıyoruz...acılı arabesk yaşamak işimize geliyor..sonrada başımıza gelmeyen kalmıyor...üzüntümü reddetmek yerine varlığını kabul edip,içimde korkunun verdiği enerjinin nasıl kaldırılacağı, o duygusal karmaşadan çıkarılmasını istedim.bu gün pek rahatldım..korkumla yüzleştim konuştum...daha önce reddetmeye çalıştığımı anladım...sayende çok bilgi sahibi oldum teşekkürler canısı...O0
 
Muhteşemsiniz arkadaşlar, bir emek ancak bu kadar yerine ulaşabilirdi bence. Güzel yorumlarınızı okudukça bana da şevk geliyor inanın. Ben zevkle yazıyorum ve yakın zamanda tekrar devam edeceğim, hayrını görün dilerim.

Sevgiler.
 

Hayatını Değiştiren Asıl Şey Ne?

Aynı döngüler, tekrar eden sorunlar, açıklayamadığın tıkanıklıklar… Çoğu zaman sebep çekirdek inançlarındadır.

Çocuklukta oluşan bu görünmez kalıplar; para, ilişki, özgüven ve başarı alanlarını fark ettirmeden yönetir.

Çekirdek İnanç Analizini Gör İlk adım fark etmekle başlar.
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, yasaya aykırı yada telif hakkı içeren paylaşımlar BURADAN bize ulaşıldığı taktirde, ilgili konu en geç 48 saat içerisinde kaldırılacaktır. Sitemizde Bulunan Videolar YouTube, Facebook, Dailymotion, v.b. video paylaşım sitelerinden alınmaktadır. Telif hakları sorumluluğu bu sitelere aittir. Videoların hiç biri sunucularımızda bulunmamaktadır.
Geri
Üst