Seni anlıyorum.
Aslında yavaş yavaş herkesi anlıyorum
ama özellikle de seni...
Yeni bir kıtayı keşfeder gibisin şimdi,
sana uzak, senden farklı
gördüğün her şeyden farklı
senin rengin beyaz, benim tenim koyu belki
gözlerim çekik,
Ellerim küçük...
Sözlere düşürdüğüm gölgeler farklı.
Hissedişim, susuşum,
kabul edişim farklı.
Senin okuduğun şiir, bildiğin yöntem,
sevdiğin kadın farklı...
Benim konuştuğum dil, kalbimdeki iz farklı...
Güneşe baktığımız açı farklı...
dinlediğimiz sesler, düşlediğimiz güzler farklı.
Bu farklarla anlıyorum seni işte,
Bana benzemesen de...
Beni görmesen, duymasan da.
Anlamaya çalışsan da, çalışmasan da...
Beni sorgulasan, çekiştirsen, düzeltmek istesen,
Bir kere bakmadan, dokunmadan geçsen de...
anlamamak için kendini yırtsan da anlıyorum, anlayacağım.
sen bu ağacın bana paralel uzanan dalında
ben sana inat yukarıdan kıvrılıp güneşe kaçan yanında
İstesen de istemesen de anlıyorum
istesem de istemesem de...
Bambaşka bir kalıba sokup,
Yanlış açıdan bakışını,
Tanımaktan kaçışını anlıyorum...
Ve asla bir tokat olmayacak sözlerim
ben o canlılardan değilim.
En yakınındakinin seni göremeyeceği bir açıdayım
Seni döndürmedim, etrafında dolandım
Bir yakınından bir de uzaklaşıp yukarıdan baktım
Duydum, dinledim, anladım, hissettim
Gözlerimi kapadım, hayal ettim
Diledim, dua ettim.
Şükrettim, iman ettim, ikrar ettim.
Bu yüzden anlıyorum,
bugün, şimdi, şu anda ve bundan sonra...
ama sen sen ol,
kimseyi benim kadar anlama.
Aslında yavaş yavaş herkesi anlıyorum
ama özellikle de seni...
Yeni bir kıtayı keşfeder gibisin şimdi,
sana uzak, senden farklı
gördüğün her şeyden farklı
senin rengin beyaz, benim tenim koyu belki
gözlerim çekik,
Ellerim küçük...
Sözlere düşürdüğüm gölgeler farklı.
Hissedişim, susuşum,
kabul edişim farklı.
Senin okuduğun şiir, bildiğin yöntem,
sevdiğin kadın farklı...
Benim konuştuğum dil, kalbimdeki iz farklı...
Güneşe baktığımız açı farklı...
dinlediğimiz sesler, düşlediğimiz güzler farklı.
Bu farklarla anlıyorum seni işte,
Bana benzemesen de...
Beni görmesen, duymasan da.
Anlamaya çalışsan da, çalışmasan da...
Beni sorgulasan, çekiştirsen, düzeltmek istesen,
Bir kere bakmadan, dokunmadan geçsen de...
anlamamak için kendini yırtsan da anlıyorum, anlayacağım.
sen bu ağacın bana paralel uzanan dalında
ben sana inat yukarıdan kıvrılıp güneşe kaçan yanında
İstesen de istemesen de anlıyorum
istesem de istemesem de...
Bambaşka bir kalıba sokup,
Yanlış açıdan bakışını,
Tanımaktan kaçışını anlıyorum...
Ve asla bir tokat olmayacak sözlerim
ben o canlılardan değilim.
En yakınındakinin seni göremeyeceği bir açıdayım
Seni döndürmedim, etrafında dolandım
Bir yakınından bir de uzaklaşıp yukarıdan baktım
Duydum, dinledim, anladım, hissettim
Gözlerimi kapadım, hayal ettim
Diledim, dua ettim.
Şükrettim, iman ettim, ikrar ettim.
Bu yüzden anlıyorum,
bugün, şimdi, şu anda ve bundan sonra...
ama sen sen ol,
kimseyi benim kadar anlama.
