- Katılım
- 28 Ağustos 2006
- Mesajlar
- 660
- Reaksiyon puanı
- 29
- Puanları
- 0
- Yaş
- 56
- Konum
- İstanbul
- Web sitesi
- www.mertolcer.com
Zihnimiz kontrolü kendi elinde tutabilmek için, sürekli olarak şimdiki an'ı geçmiş ve gelecekle gizlemeye çalışır, bunu buraya kadar anladık.
Ama bu otomatik programlı bir işleyiştir onun için. Yani o bir makinedir ve görevi budur zaten. O endişelenmelidir bize en kötüsünü sunmalıdır ama biz onun her sunumunu ciddiye almamalıyızdır. Çünkü biz idrak sahibi bilinçli en üstün varlıklarız ve onun geçmiş tecrübelerine dayalı önermelerini dinleyip, içinde bulunduğumuz gerçeğe en yakın çözüm yoluna gitmeliyizdir sadece o kadar.
İyi bir patron müessesesindeki tüm elemanlarını izler ve onların fikrini alır, onları dinler, o yüzden onlara maaş verir.. ama asla onların dediğini bire bir uygulamaz!
Ekibinin tüm bu önermelerinden, karma bir kendi ticari politikasına göre en uygun olan projeyi üretir ve uygular. İşte biz asli patronu devre dışı bırakmışız ve sürekli olarak AN'ı geçmiş ve gelecekle örtüp gizleyen zihnimiz yüzünden, şimdi'de sabit olan varlığımızın canlılığı ve sonsuz yaratıcı potansiyelini, zamana dayalı endişeler kaygılar zihinsel diyaloglar monologlar tarafından örtmekteyiz. Sonra da kandılırdığımızı iddia etmekteyiz !
Kısacası varlığımız zihin ve zaman tarafından örtülürken, gerçek doğamızı görme şansımız olmaz ve öz-bilincimizi fark edemeyiz, varlığımızı zihinsel gürültüden ibaret sanarız, o bizim sahte de olsa kimliğimiz olmuştur artık.
Yani şirketi eleman yönetmektedir !.
Ve bu kimlik egosal ve duygusal, kurgusal, gerçeklerden uzak bir kimliktir.
Bu kimlik geçmiş gelecek senteziyle an'daki realiteyi doğru anlayamamakta ve belki de hatalı önermeleriyle hayatı, vahşi, acı, intikam, gözyaşı dolu bir arenaya çevirmektedir, sonra da buna -kader-i ya da yaptıklarının cezası damgasını vurup, acısını da ilginç bir haz ile mazoşistçe yaşamaktadır.
Ama bu otomatik programlı bir işleyiştir onun için. Yani o bir makinedir ve görevi budur zaten. O endişelenmelidir bize en kötüsünü sunmalıdır ama biz onun her sunumunu ciddiye almamalıyızdır. Çünkü biz idrak sahibi bilinçli en üstün varlıklarız ve onun geçmiş tecrübelerine dayalı önermelerini dinleyip, içinde bulunduğumuz gerçeğe en yakın çözüm yoluna gitmeliyizdir sadece o kadar.
İyi bir patron müessesesindeki tüm elemanlarını izler ve onların fikrini alır, onları dinler, o yüzden onlara maaş verir.. ama asla onların dediğini bire bir uygulamaz!
Ekibinin tüm bu önermelerinden, karma bir kendi ticari politikasına göre en uygun olan projeyi üretir ve uygular. İşte biz asli patronu devre dışı bırakmışız ve sürekli olarak AN'ı geçmiş ve gelecekle örtüp gizleyen zihnimiz yüzünden, şimdi'de sabit olan varlığımızın canlılığı ve sonsuz yaratıcı potansiyelini, zamana dayalı endişeler kaygılar zihinsel diyaloglar monologlar tarafından örtmekteyiz. Sonra da kandılırdığımızı iddia etmekteyiz !
Kısacası varlığımız zihin ve zaman tarafından örtülürken, gerçek doğamızı görme şansımız olmaz ve öz-bilincimizi fark edemeyiz, varlığımızı zihinsel gürültüden ibaret sanarız, o bizim sahte de olsa kimliğimiz olmuştur artık.
Yani şirketi eleman yönetmektedir !.
Ve bu kimlik egosal ve duygusal, kurgusal, gerçeklerden uzak bir kimliktir.
Bu kimlik geçmiş gelecek senteziyle an'daki realiteyi doğru anlayamamakta ve belki de hatalı önermeleriyle hayatı, vahşi, acı, intikam, gözyaşı dolu bir arenaya çevirmektedir, sonra da buna -kader-i ya da yaptıklarının cezası damgasını vurup, acısını da ilginç bir haz ile mazoşistçe yaşamaktadır.
