sosyal fobiyi neler yaparak yenebileceğimizi burada tartışalım mı ?

Hayatını Değiştiren Asıl Şey Ne?

Aynı döngüler, tekrar eden sorunlar, açıklayamadığın tıkanıklıklar… Çoğu zaman sebep çekirdek inançlarındadır.

Çocuklukta oluşan bu görünmez kalıplar; para, ilişki, özgüven ve başarı alanlarını fark ettirmeden yönetir.

Çekirdek İnanç Analizini Gör İlk adım fark etmekle başlar.
birşey soruyummu smil56

sosyal fobikler dıştan da sessiz kendi halinde gibi gözükürler değilmi???
ben öyleyim dekhkh56
her ne kadar mutlu ve konuşuyo olsamda nedense herkes bi kendi halinde damgası vururlar bana128956 tüm moral altüst olur asıl sonra sessiz olup kendi halime çekilesim gelir krz56


hakikaten öyle gerçekten ya....ben de toplum içinde esas olduğum kişiliğin tam aksine sessizliğim eksikliğim belli olmasın diye normalin üstünde çaba gösterir ve mutlu ve neşeli bir ses tonunda konuşmaya çalışır eğlenceli ve renkli görünmeye çalışırım...ancak gel gör ki o kadar gösterdiğim çaba..bu "sessiz ve kendi halinde" imajını yıkmadığını anlayınca ben yıkılıyorum...
çok sinir bozucu gerçekten...

ben herhangi bir işte çalışmayan ve evde oturan bir ev kızıyım...ama bu demek değil ki hiç arkadaşım yok veya hiç dışarı çıkmıyorum çok pasifim dünyayla ilgisizim ve birşeye aklım ermiyo demek olmamalı...
ben insanlara hayatımdaki farklı şeyleri anlattıkça ve böyle mutlu olduğumu ve bunun tercih meselesi olduğunu ıspatlamaya çalışsam da..ağzımla kuş bile tutsam yukarıda bahsettiğim damgaları yiyorum...ve bi de bana kalkıp çık dolaş arkadaş edin diye akıl veremye kalkıyorlar...zaten ben dışarı çıkıp dolaşıyorum ki...mağazalarda dolaşıp alışverişimi kendim yapıyorum ki..alışveriş merkezinden daha kalabalık daha sosyal bir yer varmıdır ki ?
100 çeşit insan var içinde öyle değil mi? yok ya bundan sonra iyi yanlarımı ortaya çıkarmaya çalışmıycam insanlar anlamıyo çünkü...
evde oturuyorsun ya sonuçta...o yüzden herşey sıfırlanıyor...her yönden eksiğim sanki...onlara göre tabi...artık ıspat etmek zorundada değilim...lanet olsun....kendi hayatları ço krenkli sanki..işten eve evden işe gidiyorllar..haftasonu da en fazla 1-2 yere gidebiliyorlar kısıtlı zamandan..ne yani..arkadaşı olan ve işte çalışanların hayatı çok mu renkliymiş ki beni eleştiriyorlar...atla deve mi sanıyolar kendilerini. ?
 
merhabalar,

dostum, günün en güzel saatlerinde nedir bu öfke,değer mi seni üzmeye.
çevresindeki insanların tepkilerinden çok kez nasibini almıs birisi olarak artık onları umursamamayı seçtim. bana değer veren,beni seven insan benim hakkımda birşeyler istiyorsa bu şekilde davranamaz diye düşünüyorum. hem bak ne güzel toplum içerisinde aktif olmaya çalıstıgını, mutlu oljdugunu, alısveriş yapmanın hazzıını paylasmıssın.:) bırak su domimantları dostum, kaybedecek zman yok, anın tadını cıkar.
 
merhabalar,

dostum, günün en güzel saatlerinde nedir bu öfke,değer mi seni üzmeye.
çevresindeki insanların tepkilerinden çok kez nasibini almıs birisi olarak artık onları umursamamayı seçtim. bana değer veren,beni seven insan benim hakkımda birşeyler istiyorsa bu şekilde davranamaz diye düşünüyorum. hem bak ne güzel toplum içerisinde aktif olmaya çalıstıgını, mutlu oljdugunu, alısveriş yapmanın hazzıını paylasmıssın.:) bırak su domimantları dostum, kaybedecek zman yok, anın tadını cıkar.

Haklıı y789 Bende çok fazla umursuyordum, diğerlerini. . Şimdi, hepsinden daha geniş çevrem var, kimseyi kendimden üstün görmüyorum, insanlar artık bana saygı göstermeye başladılar. Yaşıtlarımdan biri bana nasihat vermeye kalktı mıı. . Ya o an kıyamet kopaaarr, yada tarafımdan çokk pis terslenirr y789 Söylemlerinden bana acıdıklarını hissediyorum. Çatıyorum kaşlarımıı, neler diyorsun sen, diyorum. Eskiden olsaa; çok değil, 3 5 ay önnce. Kırmaktan korkardım, herkesi. Yakınım olsunn, uzağım olsunn. Şimdi öyle değil, amaa :) Kırılırsa kırılsın. Ben olması gerekeni belirttimm diyorum. Haklı olan benim. Canı sıkılmaması greeken benim. Malumdur; bizim hayal gücümüz biraz daha kuvvetli :) Kimseyi kırmamak, herşeyi enn güzeliyle içimizde yaşamak istiyoruzz sevincli En azından ben böyleyimm :) O zamann, benim dışa yansıyan içteki davranışlarımm kimöi niye ilgilendirsinn 8977 Çizdiğim sınırı aşmaya çalışanları daa, bir kuyuya atıyoruuumm y789 bir dahaki sefere karanlıık, kurumuşş bir kuyudan sesler çıkıyor, o konuştuğundaa blissy kim böyle bir kuyuyu umursar kii khkh56 Bende umursamıyorumm :) iyiki varsınız hepinizz ::)
 
Haklıı y789 Bende çok fazla umursuyordum, diğerlerini. . Şimdi, hepsinden daha geniş çevrem var, kimseyi kendimden üstün görmüyorum, insanlar artık bana saygı göstermeye başladılar. Yaşıtlarımdan biri bana nasihat vermeye kalktı mıı. . Ya o an kıyamet kopaaarr, yada tarafımdan çokk pis terslenirr y789 Söylemlerinden bana acıdıklarını hissediyorum. Çatıyorum kaşlarımıı, neler diyorsun sen, diyorum. Eskiden olsaa; çok değil, 3 5 ay önnce. Kırmaktan korkardım, herkesi. Yakınım olsunn, uzağım olsunn. Şimdi öyle değil, amaa :) Kırılırsa kırılsın. Ben olması gerekeni belirttimm diyorum. Haklı olan benim. Canı sıkılmaması greeken benim. Malumdur; bizim hayal gücümüz biraz daha kuvvetli :) Kimseyi kırmamak, herşeyi enn güzeliyle içimizde yaşamak istiyoruzz sevincli En azından ben böyleyimm :) O zamann, benim dışa yansıyan içteki davranışlarımm kimöi niye ilgilendirsinn 8977 Çizdiğim sınırı aşmaya çalışanları daa, bir kuyuya atıyoruuumm y789 bir dahaki sefere karanlıık, kurumuşş bir kuyudan sesler çıkıyor, o konuştuğundaa blissy kim böyle bir kuyuyu umursar kii khkh56 Bende umursamıyorumm :) iyiki varsınız hepinizz ::)

Çok güzel bir tabir kuyu actionsmilebunu ben de izninle kullanabilir miyimsmil56Tebriklerrrrr
 
hakikaten öyle gerçekten ya....ben de toplum içinde esas olduğum kişiliğin tam aksine sessizliğim eksikliğim belli olmasın diye normalin üstünde çaba gösterir ve mutlu ve neşeli bir ses tonunda konuşmaya çalışır eğlenceli ve renkli görünmeye çalışırım...ancak gel gör ki o kadar gösterdiğim çaba..bu "sessiz ve kendi halinde" imajını yıkmadığını anlayınca ben yıkılıyorum...
çok sinir bozucu gerçekten...

ben herhangi bir işte çalışmayan ve evde oturan bir ev kızıyım...ama bu demek değil ki hiç arkadaşım yok veya hiç dışarı çıkmıyorum çok pasifim dünyayla ilgisizim ve birşeye aklım ermiyo demek olmamalı...
ben insanlara hayatımdaki farklı şeyleri anlattıkça ve böyle mutlu olduğumu ve bunun tercih meselesi olduğunu ıspatlamaya çalışsam da..ağzımla kuş bile tutsam yukarıda bahsettiğim damgaları yiyorum...ve bi de bana kalkıp çık dolaş arkadaş edin diye akıl veremye kalkıyorlar...zaten ben dışarı çıkıp dolaşıyorum ki...mağazalarda dolaşıp alışverişimi kendim yapıyorum ki..alışveriş merkezinden daha kalabalık daha sosyal bir yer varmıdır ki ?
100 çeşit insan var içinde öyle değil mi? yok ya bundan sonra iyi yanlarımı ortaya çıkarmaya çalışmıycam insanlar anlamıyo çünkü...
evde oturuyorsun ya sonuçta...o yüzden herşey sıfırlanıyor...her yönden eksiğim sanki...onlara göre tabi...artık ıspat etmek zorundada değilim...lanet olsun....kendi hayatları ço krenkli sanki..işten eve evden işe gidiyorllar..haftasonu da en fazla 1-2 yere gidebiliyorlar kısıtlı zamandan..ne yani..arkadaşı olan ve işte çalışanların hayatı çok mu renkliymiş ki beni eleştiriyorlar...atla deve mi sanıyolar kendilerini. ?


aynen çook haklısın..benim okulum var ama tatil günleri babam der çık dolaş bunalcan hasta olcan bilmemne..hiç arkadaşın yokmu falan filan..ama arkadaşlarım var,çıkıp çıkıp geziyorumda,bunları gördüğü halde böyle şeyler söylüyor.
anneme soruyorum,o da hiç arkadaşn yokmuş gibi duruyorsun falan diyor.gerçekten anlamıyorummdusun2


arkadaşlar ,başkalarından banane diyorsunuz ama,zaten biz de başkalarını önemsemiyoruz.kendi eğlenceme bakıyorum,kendimi çok mutlu hissediyorum,konuşuyorum.ama çevreden sessiz,içene kapanık,kendi halinde bi kız gibi duruyorum.ne yani şimdi bunu önemsemeyelim,başkalrı hayattan bezmiş,kimseyle konuşmayan bir kız olarak mı görsünle beni?

işte bunu düzeltmeye çalışıyorum ama bu dış görünüş nasıl değişiyor,diğerlerinden ne farkımız var anlayamıyorum.
mesela sınıfta da,hiçkimse konuşmasa,tek ben konuşsam bile gene bana sen sessizsin sakin bi tipin var canlan biraz falan diyorlar..ne yapcam bilmiyorum.
ama gerçekten konuşuyorum,arkadaşlarım da var,gayet samimiyim,kendime de özen gösteririm,dik durmaya da çalışırım ama dış dünyayla ilgisiz gibisnden laflar insanı çok kötü yapıyo
r tuh788
 
arkadaşlar ,başkalarından banane diyorsunuz ama,zaten biz de başkalarını önemsemiyoruz.kendi eğlenceme bakıyorum,kendimi çok mutlu hissediyorum,konuşuyorum.ama çevreden sessiz,içene kapanık,kendi halinde bi kız gibi duruyorum.ne yani şimdi bunu önemsemeyelim,başkalrı hayattan bezmiş,kimseyle konuşmayan bir kız olarak mı görsünle beni?
işte bunu düzeltmeye çalışıyorum ama bu dış görünüş nasıl değişiyor,diğerlerinden ne farkımız var anlayamıyorum.
mesela sınıfta da,hiçkimse konuşmasa,tek ben konuşsam bile gene bana sen sessizsin sakin bi tipin var canlan biraz falan diyorlar..ne yapcam bilmiyorum.
ama gerçekten konuşuyorum,arkadaşlarım da var,gayet samimiyim,kendime de özen gösteririm,dik durmaya da çalışırım ama dış dünyayla ilgisiz gibisnden laflar insanı çok kötü yapıyor tuh788

öyleyse beden dilini geliştirme eğitimine ne dersin? bence bugünden tezi yok başla, eğer sorun duruşunsa, beden dili bu yönünü ön plana çıkarmakta sana yardımcı olabilir.

sevgiyle kal.actionsmile
 

aynen çook haklısın..benim okulum var ama tatil günleri babam der çık dolaş bunalcan hasta olcan bilmemne..hiç arkadaşın yokmu falan filan..ama arkadaşlarım var,çıkıp çıkıp geziyorumda,bunları gördüğü halde böyle şeyler söylüyor.
anneme soruyorum,o da hiç arkadaşn yokmuş gibi duruyorsun falan diyor.gerçekten anlamıyorummdusun2


arkadaşlar ,başkalarından banane diyorsunuz ama,zaten biz de başkalarını önemsemiyoruz.kendi eğlenceme bakıyorum,kendimi çok mutlu hissediyorum,konuşuyorum.ama çevreden sessiz,içene kapanık,kendi halinde bi kız gibi duruyorum.ne yani şimdi bunu önemsemeyelim,başkalrı hayattan bezmiş,kimseyle konuşmayan bir kız olarak mı görsünle beni?

işte bunu düzeltmeye çalışıyorum ama bu dış görünüş nasıl değişiyor,diğerlerinden ne farkımız var anlayamıyorum.
mesela sınıfta da,hiçkimse konuşmasa,tek ben konuşsam bile gene bana sen sessizsin sakin bi tipin var canlan biraz falan diyorlar..ne yapcam bilmiyorum.
ama gerçekten konuşuyorum,arkadaşlarım da var,gayet samimiyim,kendime de özen gösteririm,dik durmaya da çalışırım ama dış dünyayla ilgisiz gibisnden laflar insanı çok kötü yapıyo
r tuh788

umursama diyen arkadaşlar da bir bakıma haklılar ama şöyle de birşey var...
aynen seninde dediğin gibi ben tek başınayken kendi halimdeyken kendi güvenli alanımdayken gayet de mutluyum..ta ki birileri çıkıp bana benim eksik yanlarımı hissettirene kadar...veya bu eksik yanlar aslında eksik yanlar olmadığı halde öyleymiş gibi varsayanlar...

ne yazıkki karşıdaki insan bizi ne gözle görüyorsa biz de ona göre davranışlara maruz kalıyoruz...çok çevresi olan birine davranışları daha farklı oluyor..bizim gibi sosyal durmayan ve pasifmiş gibi görünenlere verdikleri değer ve önem farklı oluyor..bizim üzerimizden kendi egolarını tatmin etmeye çalışıyorlar bizi aşağılayarak...bu davranışları görmek zorunda değiliz gerçekten bıktırıyor...bana değer verilmesi için çokrenkli bir hayatım olmamalı... 28 yaşındayım diye illa evlenmek veya bir işte çalışmak zorunda değilim..çevre edinmek zorundada değilim..bunlar toplumların sabit kalıpları...işe de gitmiyorum evlenmiyorum da kime ne ? erkek arkadaşım da yok..belki doğru kişi çıkmadı karşıma kime ne ? yani beğenilmeyen biri mi oluyorum bu durumda ? evde kalmış mı oluyorum ? bu kadar zor mu yani insanlardan saygı görmek..yada en azından böyle can sıkıcı davranışlarını görmemeyi sağlamak...

onlar hakkımızdaki düşüncelerinin sonucunda bize davranış sergiliyorlar ve bu davranışa muhattap olan maruz kalan da biziz..ister istemez başkalarının düşüncelerini umursamak zorunda kalıyoruz çünkü sonucundaki davranışın muhattabı biziz..böyle bi durum var...evde tek başıma hiç rahatsız olmadan oturabilirim. gayet de mutlu olur herşeyi unuturum...ama sokağa çıktığımda beni cahil yerine koyan bir insanın tavrını göreyim herşey değişiyor ve tüm yaşadığım mutlulukların boş olduğunu görüyorum..sanki kötü gönüle teselliymiş gibi hepsi....yanlız olmakla mutlu olmadığımı avunmaya çalıştığımı düşünmeye başlıyorum...kendimi kötü hissettiriyorlar..
 
ben de toplum içinde esas olduğum kişiliğin tam aksine sessizliğim eksikliğim belli olmasın diye normalin üstünde çaba gösterir ve mutlu ve neşeli bir ses tonunda konuşmaya çalışır eğlenceli ve renkli görünmeye çalışırım...ancak gel gör ki o kadar gösterdiğim çaba..bu "sessiz ve kendi halinde" imajını yıkmadığını anlayınca ben yıkılıyorum...
çok sinir bozucu gerçekten...


ben insanlara hayatımdaki farklı şeyleri anlattıkça ve böyle mutlu olduğumu ve bunun tercih meselesi olduğunu ıspatlamaya çalışsam da..ağzımla kuş bile tutsam yukarıda bahsettiğim damgaları yiyorum...ve bi de bana kalkıp çık dolaş arkadaş edin diye akıl veremye kalkıyorlar...zaten ben dışarı çıkıp dolaşıyorum ki...mağazalarda dolaşıp alışverişimi kendim yapıyorum ki..alışveriş merkezinden daha kalabalık daha sosyal bir yer varmıdır ki ?
100 çeşit insan var içinde öyle değil mi? yok ya bundan sonra iyi yanlarımı ortaya çıkarmaya çalışmıycam insanlar anlamıyo çünkü...
evde oturuyorsun ya sonuçta...o yüzden herşey sıfırlanıyor...her yönden eksiğim sanki...onlara göre tabi...artık ıspat etmek zorundada değilim...lanet olsun....kendi hayatları ço krenkli sanki..işten eve evden işe gidiyorllar..haftasonu da en fazla 1-2 yere gidebiliyorlar kısıtlı zamandan..ne yani..arkadaşı olan ve işte çalışanların hayatı çok mu renkliymiş ki beni eleştiriyorlar...atla deve mi sanıyolar kendilerini. ?

Harika anlatmışsın.

İnsan gerçekten olduğu gibi göründüğü zaman, yapmacık olmadığı zaman bir zafer kazanabilir kendi içsel savaşında.

İspat! Kime ispat, neye karşı bir ispat! Kendimizi kime anlatmak zorundayız ki, ya da kimden onay almak zorundayız. Burada asla yabana atamadığım, çok sevdiğim bir sözü var Atakan Bey'in 'Onay içten başlar' (kişiseldir, ortamsal değil) Biz kendimizi onaylamadığımız sürece, o ağzımızla tuttuğumuz kuşlara yazık ederiz sadece, bir de kendimize.

Olmadığımız gibi göründüğümüz durumlarda bunu kendimizde biliriz, her ne kadar kendimize bile itiraf edemesek de. Ama bu duygularımızdan yansır ve karşı taraf aslında oynadığımız rolün üzerimize bir kaç beden büyük olduğunu söylemeyi kendine hak bilir, çünkü bu hakkı veren biziz.

Bir davranış için aşırı çaba sarfetmek, aslında o davranış karşısında eksik olduğumuzu gösterir.

Şöyle düşünelim: bir kros yarışması var ve elimizde de iki yarışmacı var. Birisi yarışmaya hergün düzenli bir şekilde hazırlanıyor, spor salonuna yazılıyor, yemesine dikkat ediyor, hergün düzenli uyuyor-uyanıyor, bunu bir yaşam biçimi olarak seçmiş kendisine. Bu onun hayatı olmuş. Diğer yarışmacı sadece çalışan yarışmacıya rakip olmak için katılmış yarışmaya, tek derdi kendisini ispat etmek. Uyku düzeni felç olmuş, yemek desen canı ne çekerse yemiş bu zamana kadar, spor salonuna yazılmış 'aman yarın giderim' lerle geçirmiş her günü vs. Yarışmaya 1 hafta kala sıkı bir disipline almış kendisini. Eziyet eder gibi hazırlanmış hergün saatlerce spor yaparak, alışık olmadığı için et kesmiş tüm kasları ağrıyor.

2 seçenek var: ya kazanacak, ya kaybedecek. Kaybettiği zaman haklı olan, kendine yaşam biçimi olarak benimseyen kazanmış olacak. O ise sadece bir haftasını kaybetmiş olacak. Kazanırsa sadece bir yarışma kazanmış olacak, + olarak birşey katamamış olacak çünkü bu onun hayat felsefesi değil. Diğeri de sadece bir yarışma kaybetmiş olacak, çünkü hayat biçimi olarak kişide yer eden davranışlar sonsuz zamandadır, bir zamanda değil.

Bizler tek olarak yaratılmışız, hepimizin olaylara verdiği tepkiler, ağız tadımız, yaşam biçimimiz çok ayrıyken ve gerçekte de böyle olması en mantıklıyken neden ispat için olmadığımız biri gibi görünmeye çalışıyoruz? Biz kendimizden memnun olmadığımız için mi, yoksa başkaları memnun olmadığı için mi? Biz kendimizden memnun değilsek ne ala, değişim harika bir süreç olur. Başkaları için değişmeye kalkarsak hayatımıza giren her yeni kişiyi memnun etmek adına yeni sular eklemeye başlarız kabımıza. ama her kabın bir hacmi vardır, bir yere kadar dolar ve genişler. O kişi hayatımızdan çıktığı zaman yavaş yavaş boşalan geniş bir kapla kalıveririz nasıl dolduracağımızı bilmeden.

İnsanlar benden hep sevecen olmamı, hep neşeli olmamı, hep dinleyen taraf olmamı, hep olaylara başka bir boyuttan bakmamı bekleyebilirler. bu onların sorunu. Bunları ne zaman yapacağım ise sadece bana bağlıdır, benim içsel ve dünyasal ruh halime ve bir de kendim olmayı ne kadar isteyip ne kadar istemediğime.

Çok uzattım sanırım yine :)
 
Harika anlatmışsın.

İnsan gerçekten olduğu gibi göründüğü zaman, yapmacık olmadığı zaman bir zafer kazanabilir kendi içsel savaşında.

İspat! Kime ispat, neye karşı bir ispat! Kendimizi kime anlatmak zorundayız ki, ya da kimden onay almak zorundayız. Burada asla yabana atamadığım, çok sevdiğim bir sözü var Atakan Bey'in 'Onay içten başlar' (kişiseldir, ortamsal değil) Biz kendimizi onaylamadığımız sürece, o ağzımızla tuttuğumuz kuşlara yazık ederiz sadece, bir de kendimize.

Olmadığımız gibi göründüğümüz durumlarda bunu kendimizde biliriz, her ne kadar kendimize bile itiraf edemesek de. Ama bu duygularımızdan yansır ve karşı taraf aslında oynadığımız rolün üzerimize bir kaç beden büyük olduğunu söylemeyi kendine hak bilir, çünkü bu hakkı veren biziz.

Bir davranış için aşırı çaba sarfetmek, aslında o davranış karşısında eksik olduğumuzu gösterir.

Şöyle düşünelim: bir kros yarışması var ve elimizde de iki yarışmacı var. Birisi yarışmaya hergün düzenli bir şekilde hazırlanıyor, spor salonuna yazılıyor, yemesine dikkat ediyor, hergün düzenli uyuyor-uyanıyor, bunu bir yaşam biçimi olarak seçmiş kendisine. Bu onun hayatı olmuş. Diğer yarışmacı sadece çalışan yarışmacıya rakip olmak için katılmış yarışmaya, tek derdi kendisini ispat etmek. Uyku düzeni felç olmuş, yemek desen canı ne çekerse yemiş bu zamana kadar, spor salonuna yazılmış 'aman yarın giderim' lerle geçirmiş her günü vs. Yarışmaya 1 hafta kala sıkı bir disipline almış kendisini. Eziyet eder gibi hazırlanmış hergün saatlerce spor yaparak, alışık olmadığı için et kesmiş tüm kasları ağrıyor.

2 seçenek var: ya kazanacak, ya kaybedecek. Kaybettiği zaman haklı olan, kendine yaşam biçimi olarak benimseyen kazanmış olacak. O ise sadece bir haftasını kaybetmiş olacak. Kazanırsa sadece bir yarışma kazanmış olacak, + olarak birşey katamamış olacak çünkü bu onun hayat felsefesi değil. Diğeri de sadece bir yarışma kaybetmiş olacak, çünkü hayat biçimi olarak kişide yer eden davranışlar sonsuz zamandadır, bir zamanda değil.

Bizler tek olarak yaratılmışız, hepimizin olaylara verdiği tepkiler, ağız tadımız, yaşam biçimimiz çok ayrıyken ve gerçekte de böyle olması en mantıklıyken neden ispat için olmadığımız biri gibi görünmeye çalışıyoruz? Biz kendimizden memnun olmadığımız için mi, yoksa başkaları memnun olmadığı için mi? Biz kendimizden memnun değilsek ne ala, değişim harika bir süreç olur. Başkaları için değişmeye kalkarsak hayatımıza giren her yeni kişiyi memnun etmek adına yeni sular eklemeye başlarız kabımıza. ama her kabın bir hacmi vardır, bir yere kadar dolar ve genişler. O kişi hayatımızdan çıktığı zaman yavaş yavaş boşalan geniş bir kapla kalıveririz nasıl dolduracağımızı bilmeden.

İnsanlar benden hep sevecen olmamı, hep neşeli olmamı, hep dinleyen taraf olmamı, hep olaylara başka bir boyuttan bakmamı bekleyebilirler. bu onların sorunu. Bunları ne zaman yapacağım ise sadece bana bağlıdır, benim içsel ve dünyasal ruh halime ve bir de kendim olmayı ne kadar isteyip ne kadar istemediğime.

Çok uzattım sanırım yine :)

eline ve yüreğine sağlık :)
cros motor yarışçıları örneği gerçekten çok güzel bir örnekti ve zevkle okudum...bu duruma bundan güzel örnek olamazdı heralde..

evet haklısın gerçekten..aslında bu biyerde güneşi balçıkla sıvamak gibi birşey oluyor sanırım..böyle yapınca dışarıdaki insanlar demekki bu konuda gerçekten sıkıntım olduğunu ve kapatmaya çalıştığımı daha fazla anlıyorlar galiba...bunu hiç düşünememiştim... ben de bir örnek vereyim..mesela çok fazla makyaj yapan birinin cildinde kapatmak istediği sorunlar olabileceğinin düşünülmesi gibi tıpkı...ben de davranışlarıma aşırı makyaj yapıyor olmalıyım...çünkü kendi halimden kendim de memnun değilim...olduğum gibi doğal halimle toplumda olduğumda hoşlanmadığım davranışlar görürdüm ve bazı şeyleri hayatımda değiştiremediğime göre giyimimi konuşma tarzımı falan değiştirerek bunu bir derece önleyeceğimi düşündüm...ama olmuyor hakkaten...

dipten dolma ve esaslı olan şeyin yerini hiçbirşey tutmuyor hakikaten....bazı insanlara boşuna esaslı" veya boşuna "özenti" demiyorlar..
içimde biryerlerde aslında o "makyajlı" davranışların kendi parçam olduğunu da hissediyorum aslında..çünkü olmak istediğim ve diğerlerine göstermek istediğim yüzüm o...ama ne yazıkki hayat şartlarım buna elvermiyor...ben de son çare olarak "kalıplarını aşan kişi" olarak görülmek isteniyordum..
hani "evde oturuyorum ama diğer klasik ev hanımlarından farklıyım" izlenimi vermeye çalışıyordum ki aslında kendimin öyle olduğunu da biliyorum..böyle garip bi durum işte y789

 
arı polenini bi kişi daha önermiş sf yi yenen..merkezi sinir sistemini düzenliyormuş.

deneyen varmıydı?
 
Görünmek istediğiniz şekilde olmak için kendinizi zorlamayın.Bu ancak kendi üzerinizde daha fazla baskı oluşmasına neden oluyor.O an,o ortamda konuşmak istemiyorsanız konuşmayın,kendinizi yargılamayın.Bu çok önemli çünkü o an kendinizi yargılarsanız "yapamıyorum" düşüncesi iyice perçinleniyor.KEndimi onaylıyorum deyin.Akışa bırakın.

Gelelim dış güçlere.Belgin'e kesinlikle katılıyorum yine döktürmüş:) Hiç kimseye hiçbirşeyi kanıtlamak zorunda değiliz.Fakat eleştirilere nasıl bakacağız?Bu benim de altından kalkmaya çalıştığım birşey ama giderek azalıyor bu sorunum.

Eleştiri yapıcı bir güçtür.Öyleyse birisi beni eleştirirse ve ben bundan etkileniyorsam hakikaten içime batan bir noktaya temas etmiş demektir diye düşünüyorum.Yoksa neden alınayım?Neden üzüleyim ki?Öyleyse o kişiye teşekkür ediyorum,iç sesimi duymamı sağladığı için.Ve bu yönüm üzerine çalışıyorum.

Alınmadım mı yapılan eleştiriye?Kendimden emin miyim?O zaman yürüyüp gidebilirim.Almam gereken bir ders yok çünkü.Yapılan eleştiri sadece yapanla ilgili.Onun dünyasındaki bir olumsuzluktan kaynaklanıyor demektir.

(Bu konuda Don Miguel Ruiz'in Dört anlaşma-Toltek Bilgeliği isimli kitabı öneriyorum.Hayatıma çok daha farklı bir anlayışla bakabilmeme yardımcı oldu.)


Son olarak farklı birşey önermek istiyorum.Gerçi belki kullanılıyordur bilmiyorum ama bilmeyenler için bir öneri olsun.Ben kendimi kamerada görünce böyle birşeyi yapmaya karar vermiştim.
Kendinizi hiç kamerada gördünüz mü?Eğer ki elinizde böyle bir kayıt varsa bir daha izleyin.
Yoksa birşekilde kendinizi konuşurken,gülerken kaydedin ve izleyin.
Yabancı geliyor mu?Oysaki ordaki sizsiniz.Sesinize bakın.Beden dilinize.İnceleyin.
Daha sonra yeni konuşmalar yapın,kendinizden emin olana,gördüklerinizden memnun olana kadar tekrar tekrar çekin kendinizi.Sesinizi ayarlayın.İstedğiniz bir konuşmayı yapın,şiir okuyun..
Artık kameradaki sizle barışınca,gerçek hayattaki konuşmaları yaparken "kayıtlardaki memnun olduğunuz siz"e odaklanın.Kendinizden,beden dilinizden eminsiniz ve seviyorsunuz.Kendinizi yargılamanız için bir sebep yok.Daha farklı hissettiğinizi görebilirsiniz.

Bu sadece bir yöntem,kendi ihtiyaçlarınıza göre farklı,size özel çalışmalar belirleyebilirsiniz.Belki sadece aynada konuşmalar da yapabilirsiniz.Ama bu yöntemle kendimizi insanların bizi gördüğü şekilde görebildiğimiz için,dışarıyı çok önemseyenler için güzel bir çalışma olur diye düşünüyorum.


Bu arada başkaları hakkındaki yargıları da yıkmak gerek.
Mesela şuan gördüğüm kadarıyla cümleler :
"Herkes benim çok sessiz olduğumu söylüyor." gibi şeyler.Bunları:
"Herkes ne kadar da enerjik,konuşkan olduğumu söylüyor." haline getirebiliriz.

İnanç kalıbımız ne ise insanlar bizi o yönde onaylar.Unutmayalım.
 
Haklıı y789 Bende çok fazla umursuyordum, diğerlerini. . Şimdi, hepsinden daha geniş çevrem var, kimseyi kendimden üstün görmüyorum, insanlar artık bana saygı göstermeye başladılar. Yaşıtlarımdan biri bana nasihat vermeye kalktı mıı. . Ya o an kıyamet kopaaarr, yada tarafımdan çokk pis terslenirr y789 Söylemlerinden bana acıdıklarını hissediyorum. Çatıyorum kaşlarımıı, neler diyorsun sen, diyorum. Eskiden olsaa; çok değil, 3 5 ay önnce. Kırmaktan korkardım, herkesi. Yakınım olsunn, uzağım olsunn. Şimdi öyle değil, amaa :) Kırılırsa kırılsın. Ben olması gerekeni belirttimm diyorum. Haklı olan benim. Canı sıkılmaması greeken benim. Malumdur; bizim hayal gücümüz biraz daha kuvvetli :) Kimseyi kırmamak, herşeyi enn güzeliyle içimizde yaşamak istiyoruzz sevincli En azından ben böyleyimm :) O zamann, benim dışa yansıyan içteki davranışlarımm kimöi niye ilgilendirsinn 8977 Çizdiğim sınırı aşmaya çalışanları daa, bir kuyuya atıyoruuumm y789 bir dahaki sefere karanlıık, kurumuşş bir kuyudan sesler çıkıyor, o konuştuğundaa blissy kim böyle bir kuyuyu umursar kii khkh56 Bende umursamıyorumm :) iyiki varsınız hepinizz ::)

Çoook güzel bi yöntemf678hDediğin gibi tek korkumuz aman kırılmasın aman incinmesin.Hep başkalarını düşünmek. niye sen zor durumda kalıyosan ve olanlar seni yıpratıyosa olmalı mutlaka hiç düşümeden kırmak veya terslemek .Zaten o anda o yaptığın şey kadar daha doğal başka bişey olamaz.Yapmazsak zaten malum... .Sonuna kadar arkandayım Arkadaşım25889

aynen çook haklısın..benim okulum var ama tatil günleri babam der çık dolaş bunalcan hasta olcan bilmemne..hiç arkadaşın yokmu falan filan..ama arkadaşlarım var,çıkıp çıkıp geziyorumda,bunları gördüğü halde böyle şeyler söylüyor.
anneme soruyorum,o da hiç arkadaşn yokmuş gibi duruyorsun falan diyor.gerçekten anlamıyorummdusun2


arkadaşlar ,başkalarından banane diyorsunuz ama,zaten biz de başkalarını önemsemiyoruz.kendi eğlenceme bakıyorum,kendimi çok mutlu hissediyorum,konuşuyorum.ama çevreden sessiz,içene kapanık,kendi halinde bi kız gibi duruyorum.ne yani şimdi bunu önemsemeyelim,başkalrı hayattan bezmiş,kimseyle konuşmayan bir kız olarak mı görsünle beni?
işte bunu düzeltmeye çalışıyorum ama bu dış görünüş nasıl değişiyor,diğerlerinden ne farkımız var anlayamıyorum.
mesela sınıfta da,hiçkimse konuşmasa,tek ben konuşsam bile gene bana sen sessizsin sakin bi tipin var canlan biraz falan diyorlar..ne yapcam bilmiyorum.
ama gerçekten konuşuyorum,arkadaşlarım da var,gayet samimiyim,kendime de özen gösteririm,dik durmaya da çalışırım ama dış dünyayla ilgisiz gibisnden laflar insanı çok kötü yapıyor tuh788

arkadaşım bizimde yazımız böyle mi yazılmış ne?Neyse inşallah herşey güzel olur ve istesdiğin gibi umaraım benimdeyrl78

öyleyse beden dilini geliştirme eğitimine ne dersin? bence bugünden tezi yok başla, eğer sorun duruşunsa, beden dili bu yönünü ön plana çıkarmakta sana yardımcı olabilir.

sevgiyle kal.actionsmile
Önerin güzel aslında bende beden dilimi geliştirmek isterim.Bu eğitim işi nasıl olcakki?





Sevgilerimleooo67
 
maddi imkanlarınız el veriyorsa diksiyon kurslarına gidebilirsiniz. bir de internetten araştırmasını yaparsanız aradıgınıza ulasabilirsiniz diye düşünüyorum, yeter ki siz isteyin.:)
 
bi alıntı, gezinirken buldm bayaa eski ama olsun:

okur:
"hocam iyi akşamlar. ben bir sosyal fobi hastasıyım. (kendimi öyle de görüyor olabilirim) insanlardan uzak durmak, konuşmamak… konuştuğum zaman ise ses kısılması, boğaz kuruması, diyecek bir şey bulamamak, kalp çarpıntısı gibi belirtilerim var. finanssal açıdan ve utangaç olduğum için bir doktora gidemedim. bana bir öneride bulunabilir misiniz?"

psk.sos.efser selamet
günde 3000 kez "sosyalim, sosyalim…" demenizi istiyorum. bir kaç hafta içerisinde uygun düşünce yapısına gelmenizi sağlayacak bu telkin inşallah. bu şekilde beyninizdeki nöronlar harekete geçecek ve bu özellik yani sosyallik sizde gelişecek inşallah. her şey düşüncenin eseridir. kişi dilerse inşallah olur. ama yok ben bunu dilemiyorum diyorsa da bu yine kişinin tercihidir.

dl78
 
bunu yazmamam gerekirdi. kusura bakmayın.
 
eee?? Ben isteyemiyorum hiçbişey. Şu an aklınıza gelebilecek herşeye karşı isteksizlik var. Bu nniye böyle yaa?? Heves meves kalmadı. Hiçbirşey isteyemiyorum. Ya hayal edemiyorum, yada edfince çok aşırıya kaçıyorum. Anlatamam arkadaşlar, bazen öyle bi hale geliyorum kii. . Yaşamaktan nefret edenn, artık düşünmekten bıkmış biri oluyorum. Ama sabrediyorum, dışa vurmuyorum hiçbir şekilde. Tekrar tekrar içimde yaşıyorum, herşeyi. . Hel bi haltı içime hapsediyorum çünkü normal yaşamaya çalışınca beceremiyoruuumm, tüm çevremdekilere zarar veriyorum. Bunu böyle gitmemesi lazım. Yerin dibine girsin SF sidir, depresyonudur. . Ne halt varsa, iğreniyorum hepsinden. Bizi bu hale getiren toplumsal düzenden, insanın değerini bilmeyen pisliklerden, kalp kırmak için fırsat kollayan hayvanlardann. . Herşey güzxerl, derken öyle şeyler, hoşgörüsüzlüklere şahit oluyorum kii, anlatamam. İçimm kararıyooorr, nefret ediyorum kendimden. başkaları yüzünden kendi insanlığımdan utanıyorum. Artık yeteeeeeeeerr, diye bağırmak istiyorum. Bekjlentilerden bıktım. Çekip gitsem küba ya falann. . Bu halim sessiz sakin halim. . Telkinlerin üstümde çoookk emeği var. Hâlâ dersler yüzünden düzenli dinleyemiyorum. Kafam çoookk karışık. . Napacamm, bilemiyorum. .

insan olarak çevrenden olup bitenlere kayıtsız kalamazsın tabi.kimbilir nasıl canını sıktı insanlar.neler olmuyo ki hayatta..yurdum geldi şimdi aklıma. yurtta kalırken etüte ders çalışmaya giderdim kapıda gazi mat yazıyo girerdim beni almazlardı.bende o bölümdeyim.yok giremezsn.neden?burada biz çalışıyoruz.idareyle konuşursun onlar çalışkan onların düzenini bozamam.yatarsın ertesi gün okuldan gelirsin yastığını yorganını kıvırıp bi köşeye koymuşlar e burası benimdi.kim demiş.hiçbişey senin değil.odana meyve çıkarırsın ertesi gün 10 milyon ceza.ama bu kurallar sana uygulanır seni ispiyonlayanlar bin beterini yapar onlar görülmez..deli olurdum.uff hatırlamak istemiyorum.sadanimaynı senin verdiğin bu tepkileri verirdim içimden.işte bu düzen bende ve biçoğunda izler bırakarak geldi geçti.sonra anladım ki olan bana oluyor .be kendimi tüketmekle meşgulken herkes keyfinde alemindeymiş.bazen hayatı duymamak görmemek lazım..bazen sağır kör olmak lazım..boşver arkadaşım insanlar ne yaparsa yapsın.onların eksi haneleri dolmuş taşarken,sen artılarını sayayrsın inş..
herşey gönlünce olsun..iyi ki varsınactionsmile
 
ama, çok yoruldumm. . ve her adımım beni yoruyor. Biliyorum, nasıl bakarsam öyle göreceğim. Zaten, çoğunlukla bardağın dolu tarafından bakıyorum. Ama öyyle bir an geliyor ki tutamıyorum kendimi. Alıp götürüyorum kendimi haberim olmaksızın. . Yine kendimi suçlamışım. Yine kendimi cezalandırmışım. Bunları değiştirebilsemm. . Benn. . Kendime hiç değer vermiyorum. 'Hiç'im, ben. Kendi gözümde hiçim. Kocaman bir hiç değilim. Küçücük bir hiçim. . Herkes ne yaparsa kendine yapıyor. Bende kendime yapıyorum, farkındayım. Ama, istemeden yapıyorum. İstemiyorum, böyle olmakk. .
 
hepiniz doktara başvurup sosyal fobi olduğunuz kesinleştimi sizlerin??
 
yarın doktora başvuracağım. Bakalımm, ne diyecekk.
 

Hayatını Değiştiren Asıl Şey Ne?

Aynı döngüler, tekrar eden sorunlar, açıklayamadığın tıkanıklıklar… Çoğu zaman sebep çekirdek inançlarındadır.

Çocuklukta oluşan bu görünmez kalıplar; para, ilişki, özgüven ve başarı alanlarını fark ettirmeden yönetir.

Çekirdek İnanç Analizini Gör İlk adım fark etmekle başlar.
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, yasaya aykırı yada telif hakkı içeren paylaşımlar BURADAN bize ulaşıldığı taktirde, ilgili konu en geç 48 saat içerisinde kaldırılacaktır. Sitemizde Bulunan Videolar YouTube, Facebook, Dailymotion, v.b. video paylaşım sitelerinden alınmaktadır. Telif hakları sorumluluğu bu sitelere aittir. Videoların hiç biri sunucularımızda bulunmamaktadır.
Geri
Üst