Bu da benim hikayem..

  • Konuyu Başlatan Konuyu Başlatan roxie
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
Günlüğüm,

Süper bi yöntem keşfettim :) Havuza gidiyorum artık 1 bucuk saatlik seansları var.. Bir yandan yüzüyorum, diğer yandan da bu 1 bucuk saat boyunca kendime telkinde bulunuyorum "güzelim, şanslıyım, zayıfım, bedenimin her hücresi benim kontrolüm altında, kilo vermeyi seçiyorum" vs diyorum kendime.. Ve çok işe yarıyo.. Bu hafta 2 kez havuza gittim ve yüzerken kendime telkinlerde bulundum havuzdan çıktığımda yüzüm ışıl ışıl parlıyordu, bir duruluk geldi resmen güzelleştim :)

vee 2 buçuk kilo vermişim.. =) üstelik yediklerime cok da özen göstermedim sadece abur cubur tüketmemeye calıstım..

Pazar Çarşamba ve Cuma havuz günlerim artık :)Pazar günü havuzdan çıkıp giyinirken kendimde sonsuz bir yaşam enerjisi hissettim içim kıpır kıpırdı.. Bugün de aynısını hissediyorum.. Artık sabahları erken de uyanabiliyorum telkinlerin en büyük faydası bana bu oldu herhalde..

Ama sabah uyanıp yapacak bir şey bulamayınca veya kendimi böyle iyi hissettiğim bir günde evde tıkılıp kalınca tekrardan ağlayasım geliyo... Mutsuz oluyorum işte, telefonlarım çalmayınca, arayıp soran, oraya buraya çağıran olmayınca..

Ders çalışabilirim, notlarımı temize geçirebilirim veya okumam gereken şeyleri okuyabilirim. Sonra not ortalamamı iyice yükseltirim (zaten vizelerim fena değil) sonra üniversiteden de mezun olur giderim.. Neye yarar ki yapayalnız olduktan sonra? :S

Çok mu sabırsızım arkadaşlar, allah aşkına bir şey söyleyin :(
 
Mrb günlükçümmm,

Baya olmuş yazmayalı sana... Şu anda hayatımda aldığım 2. işi de bitirmek üzereyimm ve akşam da paramı alıyorum..=)) ufak tefek çeviri işleri ama o kadar mutlu oldum ki hem kendi emeğimle para kazandım hem de para kazandım sonuç olarak=)) Finallerim yaklaşıo, yine telkinler eşliğinde ders çalışıcam... o kadar işe yarıyo ki.. Bu dönem hiç bi dersten kalmıcam günlük..

Bir de şu aşkı, aşkla ilgili bütün takıntıları vs artık aşıcam.. Güzel bi başlangıç yaptım, buraya da yazmıştım hatta, bastırdığım duygularımı kabullendim.. ama öyle yanlış bir insan seçtim ki bu duygulara iyileştirilmesi gereken bir hastalıkmış gibi bakmaktan başka çarem yok.. :S Çünkü onu gördüğümde bende ne ego kalıyo ne kendine güven ne de yaşama sevinci... :S
 
Bir de şu aşkı, aşkla ilgili bütün takıntıları vs artık aşıcam.. Güzel bi başlangıç yaptım, buraya da yazmıştım hatta, bastırdığım duygularımı kabullendim.. ama öyle yanlış bir insan seçtim ki bu duygulara iyileştirilmesi gereken bir hastalıkmış gibi bakmaktan başka çarem yok.. :S Çünkü onu gördüğümde bende ne ego kalıyo ne kendine güven ne de yaşama sevinci... :S

Belki de bu insan, aşman gereken şeyleri senin daha net görebilmen ve çözebilmen için girmiştir hayatına. Neler hissettiriyor sana duygularına bak, neler düşünüyorsun, rahatsız olduğun şeyler ne o kişide. Bunları listelemeye çalış ve sonra onları sahiplen.

Yaşama sevincini götüren şey ne?
Kendine olan güvenin hangi durumlarda sarsılıyor?
Pozitif egonun susup, negatif egonun devreye girdiği anlar hangi anlar?
Sende nasıl hatıraları var geçmişe dair bu anların?

Eğer yazmaktan keyif alan birisiysen otur bunları yaz derim ben sana naçizane. Sorunu bulduktan sonra çözümü kolay.

Finallerinde başarılar dilerim.

Sevgiler.
 
Redflowers,

Size çok teşekkür etmek istiyorum. Az önce yönlendirmelerinizden faydalanarak ufak bir çalışma yaptım, ellerim kalemimin, beynimin ve kalbimin hızına yetişemiyordu, öylesine uzun ve akıcı bir yazı yazdım, sorduğunuz sorulara bilinçaltım yanıt verdi ve başkalarının düşünceleri telkinini çok daha sık dinlemem gerektiği sonucuna ulaştım.. Benim sandığımdan çok daha derinlerde bir yerde bir sorunmuş bu bende... Bu sonuca nasıl ulaştığımı da size anlatmak isterdim ama yaklaşık beş sayfalık bir muhakeme sonucu bu kanıya vardığım için şu an çok uzun geliyo =)) ve şu an kendimi çok rahatlamış hissediyorum.

Gerçekten size ne kadar teşekkür etsem az.. Hayatım henüz değişmedi belki ama ben değişiyorum.. Bu bile bana fazlasıyla yeter de artar.. =)
 
Zaten bildiğin şeyleri hatırlamana sebep olduysam ne mutlu bana. ttli3

Kendine değer verdiğin ve bu güzel çalışmayı kendine armağan ettiğin için ben sana teşekkür ederim asıl. :)

'Kişisel algılamak, ancak söylenen şeye katılmakla mümkündür. Söylenen şeyle anlaşma yaptığınız anda, zehir zihninize yayılır ve cehennem rüyasının tutsağı olursunuz. Sizin bu tuzağa düşmenizin nedeni bireysel öenmlilik denilen şeydir.

Bireysel önemlilik ya da kişisel algılamak, bencilliğin en üst düzeydeki ifadesidir. Çünkü her şeyin 'kendimizle ilgili' olduğunu varsayarız. Eğitim sürecimiz içinde, ehlileştirme sürecimiz içinde her şeyi kişisel algılamayı da öğreniriz. Her şeyin merkezinde kendimizin olduğunu düşünürüz. Ben, ben, ben, daima ben!

Bana 'Miguel, söylediklerin beni incitiyor' diyebilirsiniz. Ama sizi inciten benim söylediklerim değildir. Söylediklerim sizin yaralarınıza dokunduğu için incinirsiniz. Sizi inciten sizsiniz! '


diyor Don Miguel Ruiz 'Dört Anlaşma' adlı kitabının bir bölümünde.

'Ben ne olduğumu biliyorum. Kabul görmek, onaylanmak gibi bir ihtiyacım yok. Birisinin bana kim ve ne olduğumu söylemesine ihtiyaç duymuyorum.'

İnsanların düşünceleri, yaptıkları ve söyledikleri seni değil kendilerini yansıtır. İyi de deseler, kötü de bu onların bakış açısıdır. Onların cennette mi, yoksa cehennemde mi yaşadıklarıyla doğru orantılıdır sözleriyle.

Sen kendine bak, kendine söylediklerinle ve yaptıklarınla cennette mi, yoksa cehennemde misin? Önemli olan budur!

Hayatında yaşadıklarının ve yaşattıklarının seni hep bir adım ilerletmesini dilerim Roxie' cim ttli3

Sevgilerimle.
 
Günlükçüm,

Ben kendimi şımartmaya başladım ya, beni üzen bağımlılıklarımın köküne inip onlara çözüm bulma aşamasına geldim ya, sanki hayat da beni şımartırcasına önüme bir çok fırsat çıkarmaya başladı. Hiç ummadığım şeyler oluyo bu aralar çekim yasası sonunda işlemeye başladı! =)) Gerçekten çok mutluyum ve buradaki herkese tek bir şey öneriyorum : kendinize karşı dürüst olun, zayıflıklarınızı kendinize itiraf etmekten korkmayın, kaçmayın. Bunu yaparken dürüst olduğunuz için kendinize devamlı teşekkür edin. Sonra zayıflıklarınızı bağışlayın ve zayıf yönlerinizi güçlendirebilmek için yapacaklarınıza bakın. Benim aşk zannettiğim şeyin ve bunu simgeleyen adamın beni üzmesinin arkasında bunlar varmış ve şimdi bütün düşüncelerimle terk ettim onu, içimde huzuru yaşıyorum ve bir anda kısmetim de açıldı nazar değmesinnn =))
 
Günlükçümm,

Sınavlar bitemedi biliyorum çok ihmal ettim seni... Ama biraz daha dayanmak lazım son 4 sınav sonra yapıcak çook işimiz var... Spor yapıcaz, zayıflıcaz... =))) 3 koca ay bütün zamanımı kendime harcamam için beni bekliyo olucak.. Hem fiziksel hem de ruhsal açıdan artık bütünüyle toparlanıcam... Dalgalanmaların olmasına izin vermicem.. Hep önüme bakıcam... veee etrafımdaki herkesin içini de yaydığım olumlu enerjiyle ve mutlulukla doldurucam.. Kendim için 3 birim çaba harcıyosam etrafımdakiler için 5 birim olsun.. ne de olsa onların mutlulukları da bana mutluluk olarak geri döner.. =)

Gerçekten sevebilmeyi öğrenicem... Önce kendimi, sonra etrafımdakileri.. Gerçekten sevmeyi...!
 
Notlarım belli oldu günlükçümmm 8 dersim vardı bir tanesinden kalmışım onun da öyle olacağı belliydi... =)diğerlerinin hepsini geçmişim veee ortalamamı 1.86'dan 2.90'a çıkarmışıımmm! hem de 2. sınıfın 2. döneminde kimsenin kolay kolay alamadığı notlarla o kadar mutluyum kii =))) eve koşu bandı siparişini de verdim mis... her gün 1 saat spor yapıcam sonbahara zayıf giricem..

bir de aşktan yana şansım yaver gitse.. tam bu sefer oldu dediğim anda birden 180 derece dönmek zorunda mı işler? Bir adam vardı, bizim okulda, okul gezisinde tanışmış biraz muhabbet etmiştik, hiç beklemediğim bir anda tekrar karşıma çıkıp benimle olmak istediğini söyledi, herşey güzeldi olgunluğuyla, yemyeşil gözleriyle büyülemeye başlamıştı beni ki 1 hafta geçti eski sevgilisi aklını karıştırdı, ben de bu halde onunla olamayacağımı söyledim.. o da "benim yaptığım hem kendime hem sana hem ona ayıp" diyebildi sadece...böylece bitti gitti yani... Bunun bir açıklaması var mıdır ey site sakinleri? neden hayatıma giren herks büyük bir hızla çıkıp gidiyo? hep böyle oluyo... :(
 
Günlükçümm,

Artık hatalar yapmak istemiyorum hayatımda.. Ailemle ilişkilerim iyi olsun, benimle gurur duysunlar, beni anlasınlar ben de onları anlayabiliyim istiyorum... Annemle en ufak kavgamızda bile o kadar inciniyorum ki... Kendimi anında değersiz hissettirmeyi başarıyo bana.. Sonra da ona öfke duyuyorum... Hayallerimi baltalıyorlar çünkü, yapmayı sevdiğim ne varsa elimden almaya çalışıyorlar.. :(
 
Günlükçümm,

Artık hatalar yapmak istemiyorum hayatımda.. Ailemle ilişkilerim iyi olsun, benimle gurur duysunlar, beni anlasınlar ben de onları anlayabiliyim istiyorum... Annemle en ufak kavgamızda bile o kadar inciniyorum ki... Kendimi anında değersiz hissettirmeyi başarıyo bana.. Sonra da ona öfke duyuyorum... Hayallerimi baltalıyorlar çünkü, yapmayı sevdiğim ne varsa elimden almaya çalışıyorlar.. :(

Hata yapmadan öğrenemezsin ama doğruyu. 'Hayatlarında hiç hata yapmayanlar en büyük hatayı yapmışlardır.' der ünlü birisi. Hata yap, ama ders almayı da bil. Hatalarından kaçarak hiçbir yere varamazsın.

Çok basit bir örnek veriyim sana; bir kaç ay önce her gün kapımın önünü sabah 9 dan 12 ye kadar mesken tutan bir seyyar satıcı vardı :) O zamanlar geç yatıyorum, geç kalkıyorum uyku düzenim allak bullak. 1 2 3 4 bir gün dayanamadım kalkıp açtım pencereyi avazım çıktığı kadar bağırdım yeter artık git buradan diye. Tabii adamla birbirimize girdik o saatte, gün en başından kayıp gitti ellerimden. Ertesi gün sabah 8 de geldi daha kuvvetli bağırmaya başladı. Kalktım, sinirliyim aynada kendimi gördüm kendimden korktum :) Yüzümü yıkadım, çayımı koydum sakinleşmek adına, gittim simit aldım kendime dışarıdan, adam hala kapının önünde. Dönüşte yaklaştım adam kavgaya hazır bana bakıyor. ' Dün için sizden özür dilerim, çok geç yatmıştım rahatsızdım, sesiniz beni rahatsız etti, ekmek parası peşindesiniz, haksızlık yaptım kusura bakmayın' dedim. Adam şok oldu, ben özür dilerim abla dedi, gidiş o gidiş, aylardır öğleden önce gelmiyor. Ama ben onun sayesinde erkenden kalkıyorum artık, bünye alıştı çünkü. Günü yakalıyorum.

Sana annemle ilgili bir çok örnek anlatmak isterdim, aramızdaki bitmeyen savaşı nasıl dindirdiğimle ilgili. Ama sanırım bütün yol tek bir şeyden geçiyor, saygıdan. O da kendine duyduğun saygıdan. Kim ne derse desin, ne düşünürse düşünsün ben sınırları severim. Anneme karşı her ne kadar arkadaşlarıma koyduğum kadar sınırlar koyamasam da yine de bir sınır çizgimiz vardır, ve o bana ne söyleyip ne söyleyemeceğini artık öğrendi. Bu sene tam 7 yıl oldu ondan ayrı yaşayalı, 1,5 senedir de aynı binada ayrı katlarda oturuyoruz. Çok pişman oldum ilk baş buraya taşındığım için, ama artık hayatlarımızın ayrı olduğunu, benim onun kızı olmamın kölesi olduğum, stres topu olduğum anlamına gelmediğini üzüldüğü yollarla olsa da göstermek zorunda kaldım. Şimdi ise iki arkadaştan farksızız. Çok zorlu bir yoldu benim yolum, öfke nöbetleri, hastanelerde geçen geceler, ilaç üstüne ilaç. Bir gün 'bana neler yaptığının farkında mısın anne' dedim, şaşırdı. 'Eminim değilsindir, yoksa insan kendi parçasına bilerek bunları nasıl yapar ' dedim. Orada bitti savaş.

Hata yap, ama ders al. Annenle tartıştığın her ne konu olursa olsun doğruların varsa eğer vazgeçme, ama bağıra çağıra da anlatamazsın bunu bil. Büyüdüğünü ona kelimelerinle değil, hareketlerinle göster. Emin ol, geçecek, senin savaşında bitecek :)

Sevgiler. kiss3
 
biraz aptallaşmış hissine, başka yaratıcı şeyler düşünememeye bende katılıyorum bu geçicimidir lütfen cevaplayın..
 
redflowers,

İnan öyle minnettarım ki sana.. ne zaman bi konuda kafam karışsa, kaybolduğumu hissetsem hep yanımda oluyorsun, cevaplar veriyorsun bana.. Günlüğüme ilk başlattığımda biraz anlatmıştım normal bir anne kız ilişkisi değil bizimkisi, ben onun depresyonunu tekrardan tetiklemekten korktuğum için ödün veriyorum çoğu şeyden.. Bu da bir yandan öfke yaratıyor anneme karşı yapmak istediklerimi yapamayınca veya yaparken yalan söylemek zorunda kalınca bu sefer normalde yapmıcagım seyleri de yapasım geliyor, kendime zarar verebilicegimi bile bile.. Ama onun da bazen bu korkumu bile bile kullandığını hissediyorum, ne zaman bir şey diyecek olsam bir isteğim, onların iznini almam gereken bir durum olsa, "ben hayattan artık hiç keyif almıyorum" diye başlıyor... Bir de işini bıraktı hep evde, o da bunaltıyor onu biliyorum ama bunaldıkça bana sarıyor ben ondan kaçmak için dışarı çıktıkça da problemler büyüyor...

Bazı ailelerde yaşantılar ayrılmadan bazı problemler çözümsüz kalıyor ne yazık ki... Babaannem de çok sahiplenici bi annedir, babam tek erkek çocuk olduğu ve dedeme çok benzediği için babam hep yanında olsun istemiş, annemle babamın evliliğine de çok zarar vermiştir zamanında.. Belki de annemi depresyona iten kişilerden biri de babaannemdir böyle bi suçlamayı yapmaya her ne kadar dilim varmasa da... Ama şunu da biliyorum ki kocasını erken yaşta kaybeden bi kadın olarak babaannem de bunalımdaydı, belki de hala bunalımda... ve depresyon böyle birşey, adeta bulaşıcı.. Babaannem anneme bulaştırıyorsa eğer annem de bana... İşte en çok bundan korkuyorum..

Mutluluğa alışık bir bünyem yok, öyle ki, evren bu aralar bana istedigim herseyi veriyor güzel bi iliskiye başladım, hayatımda ilk defa beni gerçekten seven bir adamla karşılaştığımı düşünüyorum, her gün tahtalara vuruyorum nazar değmesin diye... Fakat benim mutsuzluğa alışık bünyem hemen korku yaratıyor, ya bozulursa, ya bişeyler ters giderse bunları düşünmeden edemiyorum... Ama böyle düşünerek de yaşanmaz farkındayım... Kendimi çok büyük ölçüde iyileştirdim, sizler sayesinde.. (tekrar en büyük teşekkürler redflowers'a gidecek.. =)) ama fark ediyorum ki daha çook uzun bi yol var önümde... Bünyemi mutluluğa alıştırmam gerekecek ve kendimi özellkle de annemin negatif etkilerinden korumayı bi şekilde öğrenmem...
 
Asi akrep, öyle hissetmeye başladığın zaman telkinleri müzik olarak dinlemeye bi süre ara ver, ben artık her gün dinlemiyorum, dinlediğim zaman da eskisi gibi saatlerce değil bi iki kere çalıyorum kapatıyorum.. fakat sözle kendi kendine telkin yapmayı asla ihmal etme, her sabah uyandığında bugün ne güzel bir gün demen, aynaya bakıp kendini iyi hissetmen, ya da yaşadığın güzel bir şey için (ufak bir şey olsa bile) bir saniye durup teşekkür ederim demen yeterli...

ihtiyacın olduğunu hissettiğin zaman yeniden telkinlere dönersin... ve bir tavsiye daha bol bol oku, film seyret, zihninin çağrışımlar yaratmasına olanak tanıyacak şeyler yap, ünlü bir ressamın tablosuna falan bak... öyle korkmuştum ki sonsuza kadar böyle kalacağım diye =) ama merak etme, geçiyor..
 

Sevgili Roxie, önce kiss3

Ben aslında sadece kendimi anlattım sana, ama senin yazdıklarının bana ışık tutuyor olduğu gibi benimkilerde sana ışık tutmuş, öyle mutlu oldum ki. ark5 Elimden sadece yaşanılanları anlatmak geliyor, aşılanları. Sana yeniden kendimi anlatma ihtiyacım var :) Biraz uzun olabilir, umarım sıkılmazsın :)

Canım benim anlattıklarından gördüğüm kadarıyla ikinizde kurban rolünü üstlenmişsiniz. Sen anneni ataklardan korumak için kendi hayatını feda ediyorsun, o ise şimdiye kadar feda ettiklerinin cabasını alıyor senden. Ne de olsa sen onun kızısın, 9 ay karnında taşımış seni, beslemiş, okutmuş, kendinden vazgeçmiş belki sana derdini anlatmaya çalışırken söylediği sözlerde.

Çocuk yaşta babasız kalan biri olarak annem hep savunmacı oldu bizlere karşı, 3 evlat hepsi onun yanında, hiç bilmediği bir yerde, dedemden kalan bir emekli maaşıyla hepimizi mutlu etmeye çalıştı kendince. O kadar çok hırpaladı ki kendisini, aslında bizleri hırpaladı farkına varmadan. Çocukluğumdan bu yana sorumlulukla yetiştim, babamdan miras kalan devasa borç yüzünden okul hayatım tehlikeye girince 13 yaşında çalışmaya başladım cafelerde okul sonralarında :) Lise bitip üniversiteyi kazanınca gidemedim çalışmaya devam etmem gerektiği için. Kazandıklarımla evimi kurdum 19 yaşında ve ayrıldım yanından annemin. Hem çok kızgın, çok öfkeli ve kırgındım, hem de çok acıyordum ona. Geceleri ağlıyordum evimde ama yine de gitmiyordum yanına. Bu sene başına kadar devam etti çatışmalarımız. Annem 67 yaşında ve en çok kullandığı sözdü ' ne anadan güldüm, ne kocadan, ne evlattan al canımı yarabbim' o bunu söyledikçe için için amin derdim çocukken ne acı :(

Şimdi mi? Apartmanımızın duvarları çok ince, annemin yatak odasıyla benim yatak odam çapraz kalıyor binada. Bir alt katında çaprazında oturuyorum ve her sabah şarkı söyleyerek yataktan kalkışını duyuyorum. Geleceğe dair planlar yapıyor, anneannemden bahsederken ağlamıyor sadece dedemi sorunca gözleri nemleniyor özlemden o da biliyorum. Her sabah kahvaltılar hazırlıyor bana, kahveler içiyoruz. Fıkralar anlatıyor yarım yamalak hatırladığıyla :) 2 gün önce yıllardır ilk kez sarıldık birbirimize titreyerek, ağlayarak. Bugünlerde içinde bulunduğum zorlu durumdan mütevellit daha anlayışlı bana karşı, daha içten.

Payım var mı diye düşünüyorum, bilmiyorum.
Sadece anneme geçmişin yüklerinden kurtularak yepyeni bir yaşama başlamasını söylemiştim, netten gördüğüm başarı hikayelerini, mutluluk hikayelerini 'vay be anne, baksana ben de böyle olmak istiyorum işte ' diyerek okudum ve girdim aklına. Her sabah yanına çıktığımda bazen bir maske gibi bazen ise gerçekten hissederek gülümsedim ve günaydın prenses dedim. Yanıma alıp dışarıya çıktım, gezdirdim, çok ufak hediyeler aldım. Bazen demet değil çiçekçiden rica ederek aldığım tek bir papatyayla girdim gönlüne, bazen anne sana ihtiyacım var diyerek onu çok üzmeyecek bir derdimi anlattım tüm içtenliğimle, amaç sadece paylaşmaktı, ona güvendiğimi belirtmek. Evde olamadığım zamanlarda arayıp küçük şakalar yaptım gülmesi için ve iyi ki varsın annemsin benim diyerek kapadım telefonu.

Annem şarkılar söylüyor, benim yüzümden mi? Hayır. Kendisi istemedikçe ben onu asla mutlu edemezdim. Ama şunu da biliyorum ki, her ruh en derinde de olsa mutlaka mutluluğu ve sevgiyi ister içinde. Ben sadece içinde mevcut olan şeyin farkına varmasını sağlamışımdır belki de.. Bilemiyorum.

Evet, önünde çok uzun bir yol var ve sen mutluluğu hak ediyorsun. Ama canım benim ne olursun her şeyden önce kendini sev, kendine aşık ol. Yargılaman gereken yerde otur yargıla ama daha önce de bir kaç kez dediğim gibi asla idam sehpasına taşıma kendini. Bu hayat senin, sen yaz, sen oyna. Annen de, baban da, erkek arkadaşın da bu hayatta sadece bir figuran. Aslolan sensin. Annene sevgiyle yaklaş, asla çekinme söyleyeceklerinden ama içinde sevgi olsun, şefkat olsun. Kırıldığını düşündüğün an kocaman bir öpücük kondur yanağına, onu sevdiğini söyle gerçek tam aksi olsa bile. Bunu yaparak onun hayatını değil, kendi hayatını iyileştirdiğinin farkında ol.

Unutma; Senden bir tane daha yok bu dünyada.

Sevgiyle..

 
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, yasaya aykırı yada telif hakkı içeren paylaşımlar BURADAN bize ulaşıldığı taktirde, ilgili konu en geç 48 saat içerisinde kaldırılacaktır. Sitemizde Bulunan Videolar YouTube, Facebook, Dailymotion, v.b. video paylaşım sitelerinden alınmaktadır. Telif hakları sorumluluğu bu sitelere aittir. Videoların hiç biri sunucularımızda bulunmamaktadır.
Geri
Üst