Güncel olmayan bir tarayıcı kullanıyorsunuz. Bu web sitesini veya diğer web sitelerini doğru şekilde göstermeyebilir. Yükseltmeli veya bir alternatif tarayıcı kullanmalısınız..
Sevgi dilleri kavramı çocuklara da uygulanabilir mi? Bu soru, Evlilik seminerlerime katılan insanlar tarafından sık sık sorulur. Benim mutlak yanıtım ise evettir. Çocuklar küçükken, birincil sevgi dillerini bilemezsiniz. Bu yüzden beşini de uygulayın, onu mutlaka yakalarsınız. Fakat onların davranışlarını gözlemlerseniz, birincil sevgi dillerini oldukça erken öğrenebilirsiniz.
Altı yaşındaki Bobby'nin babası işten eve geldiğinde Bobby kucağına atlar, uzanır ve babasının saçını dağıtır. Bobby babasına ne diyor? "Dokunulmak istiyorum." Babasına dokunuyor çünkü dokunulmak istiyor. Bobby'nin birincil sevgi dili muhtemelen fiziksel temastır.
Bobby'nin kapı komşusu Patrick beş buçuk yaşındadır. Patrick ve Bobby birlikte oyun oynarlar. Bununla birlikte, Patrick'in babası işten eve geldiğinde değişik bir manzarayla karşılaşır. Patrick heyecanla "Gel buraya babacığım" der. "Sana bir şey göstermek istiyorum. Gel buraya."
Babası "Bir dakika Patrick" der. "Gazeteye bakmak istiyorum."
Patrick bir an için bırakır, fakat on beş saniye sonra "Babacığım, odama gel. Sana şimdi göstermek istiyorum babacığım. Sana şimdi göstermek istiyorum." demeye başlar.
Babası "Bir dakika oğlum. Bırak da okumamı bitireyim." diye yanıt verir.
Patrick'in annesi onu çağırır ve Patrick fırlayarak çıkar. Annesi ona babasının yorgun olduğunu ve birkaç dakikalığına gazetesini okumasına izin vermesini söyler. Patrick "Ama anne" diye itiraz eder. "Ona yaptıığm şeyi göstermek istiyorum."
"Biliyorum" der annesi. "Fakat babanın birkaç dakika okumasına izin ver."
Altmış saniye sonra Patrick tekrar babasının yanındadır. Herhangi bir şey söylemek yerine, gülerek babasının gazetesine atlar. "Ne yapıyorsun Patrick?" diye sorar babası.
"Odama gelmeni istiyorum baba. Sana yaptığım şeyi göstermek istiyorum" der Patrick.
Patrick ne istiyor? Nitelikli beraberlik. Babasının ilgisini istiyor ve bir olay çıkarması gerekse bile onu alana dek rahat durmayacak.
Eğer çocuğunuz size sık sık hediyeler hazırlıyor, onları kaplıyor ve gözlerinde özel bir neşeyle size veriyorsa, çocuğunuzun birincil sevgi dili muhtemelen armağan almadır. Size veriyor, çünkü almak istiyor. Oğlunuzun veya kızınızın sürekli olarak küçük kardeşine yardımcı olmaya çalıştığını gözlemlerseniz, bu muhtemelen onun birincil sevgi dilinin hizmet davranışları olduğu anlamına gelir. Eğer sık sık size ne kadar iyi göründüğünüzü, ne kadar iyi bir anne veya baba olduğunuzu, ne kadar iyi bir iş yaptığınızı söylüyorsa, bu onun birincil sevgi dilinin onay sözleri olduğunun bir işaretidir.
Bütün bunlar çocuğun bilinçaltı düzeyindedir. Yani çocuk bilinçli olarak "Eğer onlara hediye verirsem, annem ve babam da bana hediye verir. Ben onlara dokunursam onlar da bana dokunur2 diye düşünmüyor. onun davranışı kendi duygusal arzularıyla güdüleniyor. Belki belli şeyler yaptığında veya söylediğinde anne ve babasından belli tepkiler aldığını tecrübeyle öğrenmiştir. Bu şekilde, aldığı tepkilerin kendi duygusal gereksinimlerini karşılamasına yol açan şeyi yapar veya söyler. Eğer her şey iyi gider ve duygusal gereksinimleri karşılanırsa, çocuklar sorumlu yetişkinler olarak büyürler. Fakat duygusal gereksinimleri karşılanmazsa, gereksinimlerini karşılamayan ana-babaya kızgınlık göstererek sevgiyi uygunsuz yerlerde arayabilirler.
Bana sevgi deposunda ilk bahseden psikiyatrist Dr. Ross Campbell, cinsel sapkınlıkta bulunmuş yetişkinleri tedavi ettiği yıllar boyunca, hastaları arasında hiç duygusal gereksinimi ana-babası tarafından karşılanmış bir yetişkine rastlamadığını söyler. Onun görüşü, yetişkinlerdeki neredeyse tüm cinsel sapkınlıkların kökeninin boş bir sevgi deposu olduğu yolundadır.
Neden çocuğumuz büyüdükçe
onay sözlerimiz kınama sözlerine dönüşür?
Bunu kendi çevrenizde de gözlemlediniz mi? Bir genç evden kaçar. Ana-baba, ellerini ovuşturarak, "Onun için yaptığımız onca şeyden sonra bunu bize nasıl yapabildi?" der. Oysa aynı genç, altmış mil ötede bir danışmanın bürosunda şunları söylemektedir: "Annem ve babam beni sevmiyor. Beni hiç sevmediler. Kardeşimi seviyorlar fakat beni sevmiyorlar." Ana-baba bu genci gerçekten seviyor muydu? Bu tür durumların çoğunda, evet. O halde sorun nedir? Büyük olasılıkla ana-baba sevgiyi çocuğun anlayabildiği bir dilde göstermeyi öğrenemedi.
Belki sevgilerini göstermek için toplar, bisikletler aldılar. Fakat çocuk ağlıyordu. "Kimse benimle oynamayacak mı? Kimse benimle gezintiye çıkmayacak mı?" Çocuğa bir top almakla, onunla top oynamak arasındaki fark kadar büyük ve önemlidir. Ana-babalar çocuklarını gerçekten ve çok sevebilirler (çoğu sever) fakat bu yeterli değildir. Eğer çocuklarımızın sevgi gereksinimini karşılayacaksak, onların birincil sevgi dillerini konuşmayı öğrenmeliyiz.
Beş sevgi diline bir de çocukları sevme açısından bakalım.
Onay Sözleri
Ana-babalar genellikle çocuk küçükken onay sözleri söylerler. Çocuk sözel iletişimi anlamadan önce bile, ana-baba "Ne güzel burnun var senin, güzel gözlü kızım/oğlum, ne güzel lüle lüle saçları varmış çocuğumun, vs." demektedir. Çocuk emeklemeye başladığında her hareketini alkışlar, onay sözleri söyleriz. Yürümeye başladığında ve bir eliyle kanepeye yaslanıp durduğunda iki adım ötede durup, şöyle deriz: "Hadi gel. Çok güzel! Yürü. Çok güzel. Gel." çocuk yarım adım atıp düştüğünde ne deriz? "Seni aptal çocuk! Hala öğrenemedin yürümeyi!" demeyiz. Daha çok "Bravo, çok iyi!" deriz. Böylece kalkar ve yeniden dener.
Neden çocuğumuz büyüdükçe onay sözlerimiz kınama sözlerine dönüşür? Yedi yaşındayken odaya girer ve oyuncaklarını kutusuna koymasını söyleriz. Tam on iki oyuncağı yerde duruyordur. Beş dakika sonra tekrar geliriz. Oyuncakların yedi tanesi kutuya girmiştir. O zaman ne deriz? "Sana bu oyuncakları kaldırmanı söyledim. Eğer bunları kaldırmazsan,..." Peki ya kutudaki yedi oyuncak? Neden "Bravo Johnny, yedi oyuncağı kutuya koymuşsun. Bu harika! demeyiz. O zaman diğer beşi de muhtemelen kutuya atlayacaktır! Çocuk büyüdükçe, onun başarıları üzerine yorum yapmaktan çok başarısızlıklarını kınarız.
Birincil sevgi dili onay sözleri olan bir çocuğa sarf edilen olumsuz, eleştirel, küçültücü sözler, onun ruhunda dehşet uyandıracaktır. Otuz beş yaşındaki yüzlerce yetişkinin kulaklarında yirmi yıl önce söylenmiş kınayıcı sözler çınlamaktadır: "Çok şişmansın. Seni kimse beğenmeyecek!" "Sen öğrenci değilsin. Okulu bıraksan daha iyi." "Bu kadar aptal olduğuna inanamıyorum." "Sen sorumsuzsun. Senden hiçbir şey olmaz." Birincil sevgi dilleri zarar verecek şekilde hiçe sayılan yetişkinler, özgüven için mücadele eder ve tüm yaşamları boyunca sevilmediklerini hissederler.
Nitelikli beraberlik, tüm ilginin çocuğa verilmesi demektir. Küçük çocuk için bu, yerde oturup birbirinize top yuvarlamaktır. Arabalarla ve oyuncaklarla oynamaktan söz ediyoruz. Kumdan kaleler yapmaktan, onun dünyasına girmekten, onunla bir şeyler yapmaktan söz ediyoruz. Bir yetişkin olarak bilgisayarlarla ilgileniyor olabilirsiniz fakat bir çocuk, çocukların dünyasında yaşar. Eğer onu yetiştirenlerin dünyasına yönlendirmek istiyorsanız çocuğun seviyesine inmelisiniz.
Çocuğun gereksinimlerini karşılamak istiyorsanız, o büyütüp yeni ilgi alanları geliştirdikçe bu ilgi alanlarına girmelisiniz. Eğer basketbolla ilgileniyorsa, siz de ilgilenin. onunla basketbol oynamak için zaman ayırın. Onu basketbol maçlarına götürün. Eğer piyanoya ilgisi varsa, belki bir piyano dersi alabilir veya en azından o çalışırken tüm dikkatinizle çaldığı parçayı dinleyebilirsiniz. Bir çocuğa tüm ilginizi vermeniz, onun sizin için önemli olduğu, ona değer verdiğiniz ve onunla olmaktan zevk aldığınız anlamına gelir.
Çoğu yetişkinin çocukluklarından hatırladıkları, ana-babalarının söyledikleri değil, yaptıklarıdır. Bir yetişkin bana şöyle demişti: "Babamın benim lisedeki maçlarımı hiç kaçırmadığını anımsıyorum. Yaptığım şeylerle ilgilendiğini biliyordum." Bu yetişkin için, nitelikli beraberlik sevgiyi göstermenin son derece önemli bir yoluydu. Eğer nitelikli beraberlik çocuğunuzun birincil sevgi diliyse ve siz bu dili konuşuyorsanız, büyük ihtimalle o bir genç olduğunda aynı beraberliği paylaşmaya devam edersiniz. Çocuğunuzun ilginize en çok ihtiyaç duyduğu yaşlarda onunla nitelikli beraberlik yaşamazsınız, o bir yetişkin olduğunda ve siz yaşlı bir ana-baba olarak çocuğunuzla nitelikli beraberliğe ihtiyaç duyduğunuzda o da size vakit ayırmayacaktır.
Çoğu yetişkin, çocukları söz konusu olduğunda armağan alma dilini abartılı bir biçimde konuşur. Aslında insan, oyuncak mağazalarına gittiğinde ana-babalar bunun tek sevgi dili olduğunu mu zannediyor diye merak ediyor. Parası olan ana-babaların, çocuklarına çok armağan alma eğilimi vardır. Bazı ana-babalar, bunun sevgiyi göstermenin en iyi yolu olduğuna inanır. Bazıları, kendi ana-babalarının onlar için yapamadıklarını çocukları için yapmaya çalışır. Çocukken sahip olmayı arzu ettikleri şeyleri satın alırlar. fakat eğer çocuğun sevgi dili bu değilse, armağanlar duygusal olarak ona çok az şey ifade edecektir. Ana-baba bunu iyi niyetle yapıyor olabilir ama çocuğun duygusal gereksinimlerini sadece armağan alarak karşılayamaz.
Verdiğiniz armağanlar çabucak bir kenara atılıyorsa, çocuk nadiren "Teşekkür ederim" diyorsa, verdiğiniz armağanlara özen göstermiyor ya da değer vermiyorsa, büyük ihtimalle, birincil sevgi dili armağan alma değildir. Diğer yandan, çocuğunuz ona armağan aldığınızda bunu büyük bir minnetle karşılıyorsa, armağanı başkalarına gösterip ne kadar sevindiğini anlatıyorsa, armağana özen gösteriyor, odasında önemli bir yere koyuyor ve bakımlı tutuyorsa, uzun bir süre onunla sık sık oynuyorsa, o zaman armağan alma onun birincil sevgi dili olabilir.
Peki ya birincil sevgi dili armağan alma olan bir çocuğunuz varsa ve çok fazla armağan almaya sizin gücünüz yetmiyorsa? Unutmayın, önemli olan armağanın kalitesi veya değeri değildir. Önemli olan düşüncedir. Elde yapılabilecek birçok armağan vardır ve bazen çocuk bu armağanı satın alınmış pahalı bir armağandan daha çok beğenir. Aslında, daha küçük çocuklar çoğunlukla armağandan ziyade, onun içinde geldiği kutuyla oynarlar. Bozulmuş oyuncaklar bulup tamir de edebilirsiniz. Böylece tamir sürece hem ebeveyn, hem de çocuk için bir eğlence haline gelebilir. Çocuklarınıza armağanlar almak için çok paranız olması gerekmiyor.
Çocuklar küçükken, ana-babaları sürekli onlar için hizmet davranışlarında bulunur. Zaten bunu yapmasalar çocuk ölür. Yıkama, besleme ve giydirme, çocuğun yaşamının ilk yıllarında oldukça fazla bir iş demektir. Sonra yemek, çamaşır ve ütü gelir. Sonra beslenmesini hazırlamak, okula getirip götürmek ve ödevlerine yardım etmek de vardır. Bu hizmetler bazı çocuklar tarafından olağan karşılanırken, bazıları içinse sevgi ifadesidir.
Çocuklarınızı gözlemleyin.
Sevgilerini nasıl gösterdiklerini izleyin.
Bu, onların sevgi dilinin bir işareti olabilir.
Eğer çocuğunuz sıradan hizmet davranışları için sık sık teşekkür ediyorsa, yaptığınız şeyin onun için önem taşıdığını anlayabilirsiniz. Sizin hizmet davranışlarınız, ona duyduğunuz sevgiyi iletiyordur. Onlara bir fen ödevinde yardımcı olduğunuzda, bu iyi bir nottan çok daha fazlası demektir. O bundan "benim ana-babam beni seviyor" anlamını çıkaracaktır. Bu bisikleti tamir ettiğinizde, onun ayağını yerden kesmekten çok daha fazlasını yapmış olursunuz. Onun sevgi deposunu doldurursunuz. Eğer çocuğunuz sürekli olarak işinizde size yardımcı olmayı teklif ediyorsa, muhtemelen ona göre bu sevgiyi ifade etmenin bir yoludur ve hizmet davranışlarının çocuğunuzun birincil sevgi dili olması büyük bir olasılıktır.
Fiziksel temasın çocuklara duygusal olarak sevgiyi ilettiğini uzun süredir biliyorduk. Araştırmalar göstermiştir ki, sık sık kucaklanan çocuklar, kucaklanmayanlara nazaran duygusal olarak daha iyi gelişiyorlar. Birçok ana-baba ve diğer yetişkinler bir çocuğu alır, tutar, kucakları öper, sıkıştırır ve ona aptalca şeyler söyler. Çocuk sevildiğini sevgi sözcüğünün anlamını kavramadan çok önce hisseder. Kucaklamak, öpmek, hafifçe vurmak, ellerini tutmak, bir çocuğa sevgi göstermenin yollarıdır. Artık genç olmuş bir çocuğa sevgi göstermenin yollarıdır. Artık genç olmuş bir çocuğa sarılmak ve onu öpmek, bir çocuğa sarılmak ve öpmekten farklıdır. Bir genç, akranlarının önünde bu tür davranışlardan hoşlanmayabilir. Yine de bu dokunulmak istemediği anlamına gelmez, özellikle de fiziksel temas birincil sevgi diliyse.
Eğer genç çocuğunuz süreli arkanızdan yaklaşıp kollarınızı yakalıyor, sizi hafifçe itiyor, odada yürürken sizi bileğinizden yakalıyor veya çelme takıyorsa, bunların hepsi, fiziksel temasın onun için önemli olduğunun belirtileridir.
Çocuklarınızı gözlemleyin. Sevgilerini nasıl gösterdiklerini izleyin. Bu, onların sevgi dilinin bir işareti olabilir. Sizden rica ettikleri şeylere dikkat edin. Çoğu zaman, ricaları kendi sevgi dilleriyle uyumlu olacaktır. En çok takdir ettikleri şeylere dikkat edin. Bunlar muhtemelen birincil sevgi dillerinin işaretleridir.
Kızımızın sevgi dili nitelikli beraberliktir. Bu yüzden sık sık birlikte yürüyüşe çıkardık. Onun ülkenin en eski kız okulu olan Salem Academy'de öğrenim gördüğü lise yıllarında, Old Salem'in yabansı çevresinde yürüyüşler yapardık. Moravyalılar iki yüz yıllık eski köyü restore etmişlerdi. Parke taşlarıyla döşenmiş yollarda yürümek, insanı eski zamanlara götürürdü. Antik mezarlıkta gezinmek, insana yaşam ve ölüm hakkında bir gerçeklik duygusu verirdi. Oyıllarda, haftada üç gün öğleden sonraları yürür ve bu sade mekanda uzun tartışmalar yapardık. Kızım artık büyüyüp bir tıp doktoru oldu ama her eve gelişinde "Yürüyüşe çıkmak ister misin Baba?" diye sorar. Onun bu davetini şimdiye kadar hiç geri çevirmedim.
Oğlum benimle hiç yürüyüşe çıkmadı. O hep "Yürüyüş yapmak saçmalık. Hiçbir yere gitmiyorsunuz ki! Bir yere gidecekseniz, arabayla gidin." derdi.
Nitelikli beraberlik onun birincil sevgi dili değildi. Ana-baba olarak, çoğunlukla çocuklarımızı aynı kalıba koymaya çalışırız. Ebeveynlik konferanslarına gider, ebeveynlik üzerine kitaplar okur, harika fikirler edinir ve eve gidip, bunları bütün çocuklarımıza uygulamak isteriz. Ne var ki her çocuk farklıdır. Bir çocuğa birlikte nitelikli beraberlik yaşamak üzere yürüyüşe zorlamak, ona sevgi iletmez. Eğer çocuğumuzun sevildiğini hissetmesini istiyorsak, onun dilini öğrenmeliyiz.
Çoğu ana-babanın çocuklarını gerçekten sevdiğine inanıyorum. Aynı zamanda, binlerce ana-babanın sevgilerini uygun dilde iletmeyi başaramadığına ve bu ülkedeki binlerce çocuğun boş bir sevgi deposuyla yaşadığına da inanıyorum. Çocuklardaki ve gençlerdeki çoğu yanlış izlenim, boş sevgi depolarına kadar takip edilebileceğine inanıyorum.
Hiçbir zaman sevginizi göstermek için geç kalmış sayılmazsınız. Eğer çocuklarınız artık büyüdüyse ve onlarla hep yanlış sevgi dilini konuştuğunuzu fark ettiyseniz, neden bunu onlara söyleyemeyesiniz? "Sevginin nasıl ifade edilmesi gerektiği üzerine yazılmış bir kitap okuyorum. Yıllar boyunca size olan sevgimi en iyi şekilde göstermediğimi fark ettim. Sevgimi ________ yaparak göstermeye çalışıyordum ama şimdi bunun size duyduğum sevgiyi iletmediğini, sizin sevgi dilinizin farklı bir şey olduğunu anladım. Sizin sevgi diliniz muhtemelen __________ olduğunu düşünmeye başladım. Biliyor musunuz, sizi gerçekten seviyorum. Gelecekte bunu size daha iyi yollarla gösterebileceğimi umuyorum." Onlara beş sevgi dilini açıklamak ve kendinizin ve onların sevgi dillerini tartışmak bile isteyebilirsiniz.
Belki de çocuklarınızın sevgisini hissedemiyorsunuzdur. Eğer sevgi dilleri kavramını anlayacak kadar büyüklerse, bunu onlara anlatmanız gözlerini açabilir. Sizin sevgi dilinizi konuşmaya başlama hevesleri sizi şaşırtabilir. Konuşurlarsa sizin onlara olan duygularınızın ve tutumlarınızın değişmeye başlaması da sizi şaşırtabilir. Aile üyeleri birbirlerinin birincil sevgi dillerini konuşmaya başlayınca, ailedeki duygusal atmosfer büyük ölçüde yoğunlaşır.
Sevgi Deposunu Dolu Tutmak başlığında sizleri "Beş sevgi dilini anlamak ve eşinizin birincil sevgi dilini konuşmayı öğrenmek, eşinizin davranışlarını kökten değiştirebilir" diyerek uyarmıştım. Şimdi soruyorum: "Ne düşünüyorsunuz?" Bu sayfaları okumuş, birçok çiftin yaşamına tanıklık etmiş, küçük köyleri ve büyük şehirleri ziyaret etmiş, benimle danışmanlık büromda oturmuş ve restoranlarda insanlarla konuşmuş biri olarak ne düşünüyorsunuz? Bu kavramlar evliliğinizin duygusal atmosferlerini kökünden değiştirebilir mi? Eşinizin birincil sevgi dilini keşfedip, bunu ısrarla konuşmayı sürdürürseniz ne olur?
Siz bunu deneyinceye kadar ne siz, ne de ben bu soruyu yanıtlayamayız. Evlilik seminerlerimde bu kavramı işiten birçok çift, sevme biçimini yapmanın ve sevgilerini eşlerinin birincil sevgi dilinde ifade etmenin evliliklerinde çok büyük değişiklik yarattığını söylüyor. Sevgi için duyulan gereksinim karşılandığında, çiftin yaşamın diğer yönleriyle çok daha yapıcı bir şekilde uğraşabileceği bir iklim oluşur.
Evliliğe değişik bir kişilik ve geçmişle bakarız. Evlilik ilişkisine kendi duygusal yükümüzü getiririz. Farklı beklentiler, her şeye farklı yaklaşımlar ve hayatımızdaki en önemli şeyler konusunda farklı görüşlerle geliriz. Sağlıklı bir evlilikte, bu perspektif farklılıkları özel olarak işlenmelidir. Her şeyde hem fikir olmamız gerekmez; fakat bölücü olmamaları için, farklılıklarımızla başa çıkacak bir yol bulmalıyız. Sevgi depoları boş olan çiftler çoğunlukla tartışır ve birbirlerinden uzaklaşır. Hatta bazılarının tartışma esnasında sözel ve fiziksel olarak şiddete başvurma eğilimi vardır. Fakat sevgi deposu dolu olduğu zaman, farklılıkları ve sorunları tartışmaya açık, anlayış dolu bir arkadaşlık ortamı yaratılır. Evlilikte hiçbir şeyin sevgi gereksiniminin karşılanması kadar önem taşımadığından eminim.
Sevme yeteneği -özellikle eşiniz sizi sevmiyorsa- bazılarına imkansız gibi görünebilir. Böyle zor bir sevgiyi yaratabilmek için ruhsal kaynaklarımıza yönelmemiz gerekebilir. Ben yıllar önce kendi evliliğimdeki sorunlarla yüz yüze geldiğimde, Tanrıya ne kadar ihtiyacım olduğunu bir kez daha keşfetmiştim. Bir antropolog olarak eldeki verileri inceleyip gözden geçirmek üzere eğitilmiştim. Hristiyan inancının köklerine inmeye karar verdim. İsa'nın doğumunu, yaşamını, ölümünü ve göğe yükselişini anlatan tarihi yazıları inceleyince, ölümünün bir sevgi ifadesi, göğe yükselişinin ise gücünün engin bir işareti olduğu görüşüne vardım. Size, ölürken kendisini öldüren kişiler için dua eden bu kişi hakkında kendi araştırmanızı yapmanızı öneriririm: "Tanrım, onları affet; çünkü onlar ne yaptıklarını bilmiyorlar." Bu, sevginin en uçtaki ifadesidir.
Ülkemizdeki yüksek boşanma oranı, binlerce evli çiftin boş bir sevgi deposuyla yaşadığının bir göstergesidir. Evden kaçan ve kanuna karşı gelen gençlerin sayısının giderek artması, çocuklarına sevgi göstermeye çalışan ana-babaların yanlış sevgi dilini konuştuğunu gösterir. Bu kitaptaki kavramların, ülkemizdeki evlilikler ve aileler üzerinde bir etki yaratacağına inanıyorum.
Sosyoloji ve psikoloji profesörlerinin evlilik ve aile yaşamı dersleri için yararlı bulmasını ümit etmeme rağmen, bu kitabı yüksekokulların ve üniversitelerin kütüphanelerinde saklanacak bir tez olarak yazmadım. Bu kitabı evliliği inceleyenler için değil, evli olanlar, aşık olma halini yaşayanlar, evliliğe birbirlerini mutlu etme hayalleriyle girip, günlük yaşam gerçeğinde bu hayali tamamıyla yitirme tehlikesi içinde olanlar için yazdım. Umudum, binlerce çiftin hayallerini yeniden yakalamakla kalmayıp, bu hayalleri gerçekleştirmek için bir yol bulmasıdır.
Bu ülkedeki evli çiftlerin potansiyellerinin özgür kalacağı bir günü hayal ediyorum. Karı-kocaların dolu sevgi depolarıyla yaşayabilecekleri ve hem çift, hem de bireyler olarak potansiyellerini sergileyebilecekleri bir günü hayal ediyorum. Çocukların sevgi ve güvenlik dolu evlerde büyüdükleri, gelişen enerjilerini evde bulamadıkları sevgiyi aramak yerine sevgiyi sunmaya ve öğrenmeye kanalize edebildikleri bir günü hayal ediyorum. Bu kısa kitabın sizin ve sizin gibi binlerce çiftin evliliklerinde sevgiyi alevlendirmesi en büyük dileğim.
Mümkün olsaydı, bu kitabı bu ülkedeki tüm evli çiftlere şahsen verir ve "Bunu sizin için yazdım" derdim. "Umarım yaşamınızı değiştirir. Eğer değiştirirse, mutlaka onu başka birine verin." Ben bunu yapamam ama eğer siz bu kitabı ana-babanıza, kardeşlerinize, evli çocuklarınıza, yanınızda çalışanlara, kiliseniz, caminiz ve sinagogunuzdakilere verirseniz mutlu olurum. Kim bilir, belki hayalinizin gerçekleştiğini birlikte görürüz.
Arkadaşlar bu yazıyı eklememin sebebi şu oldu: Sanırım bu dileklerin gerçekleşmesine bir katkım dokunmuştur. Herkes okuyamasa bile forumdaki tüm evli ve çocuklu ailelerin okumasını dilerim ve bu mümkün. Sevgililerinizle ilişkinizde de etkili olacak bir kitap. girlhaha
Daha sonra James S. Bell tarafından hazırlanan ve kitapta ek olarak verilen Eş ve Grup Tartışmaları İçin İnceleme Rehberi paylaşacağım.
Sevgiyi farklı şekillerde verdiğimiz ve aldığımız için, evliliklerimizde sevgiyi canlı tutmak zor iştir. Eşimizin sevgiyi nasıl algıladığını anlamazsak evliliğimiz kuruyabilir ve bunun nedenini de bir türlü anlayamayız. Birbirimizin sevgiyi en iyi nasıl algıladığımızı öğrenmeye ihtiyacımız var.
1- Çocukluğunuza geri dönün. Ana-babanız tarafından yeterince sevildiğinizi hissettiniz mi? Size sevgilerini en çok nasıl gösterdiler? Yaşamınızda elde ettiğiniz sonuçlara dayanarak eşinize sevgi gösterme şeklinizi nasıl etkilediklerini söyleyebilirsiniz?
2- Anababanızın size sevgi ve onaylarını aktarmadaki başarısızlıklarının ve başarılarının bir listesini yapın. Sizin eşinize sevgi gösterme yolunuzla arada ne benzerlikler görüyorsunuz? Sizin başarısızlıklarınız, siz farkında olmadan ebeveynlerinizin başarısızlıklarını yansıtıyor mu? Peki ya başarılar?
3- Sevgi ifadelerinizi azaltmamış olmanıza rağmen eşiniz zaman geçtikçe daha olumsuz tepki veriyor olabilir. Son on iki ay boyunca şu iki konuda yaşadığınız sorunları belirleyin:
- Eşinizin olumlu sevgi davranışlarınıza karşılık vermediği oldu mu?
- Eşiniz onu ihmal ettiğinizi veya onunla ilgilenmediğinizi söyleyerek size sinirlendi mi? Bunu sorun neden kaynaklanmıştı?
4- Geçmişte eşinizle yaşamanızda sevgiyi geliştirme anlamında sizi hangi önemli kitaplar, kasetler, yazılar vs. etkiledi? Onların önerilerini ne zaman ve nasıl uyguladığınızı anımsamaya çalışın. Nerede başarı veya başarısızlığa uğradınız? Neden? Sevgi dilleri kavramını anlatıyorlar mıydı?
5- Bir şekilde sevgi gösterdiniz, fakat davranışınızın öyle algılanmadığı bir zamanı düşünün. Belki de reddedilmemiş ama sadece algılanmamıştı. Neden iyi niyet ve içtenlik her zaman yeterli olmaz?
Kapsamlı Grup Tartışması İçin
İletişimin doğasını ve birçok formları içerisinde dilin karmaşıklığına bağlı olarak yanlış anlamaların nasıl olabileceğini tartışın. Değişik oluşumlar, cinsiyetler, değerler vs. bu süreci nasıl daha da karmaşıklaştırır?
Sevgi insan davranışında önemli bir yer tutar. Fakat bu sözün birçok boyutu ve yorumu vardır. Evlilik ilişkisinin amacı, sevgiyi ve yakınlığı beslemektir. Evlilik aynı zamanda içsel sevgi deposunun doldurulabileceği en önemli yerdir.
1- "Dünyayı döndüren sevgidir." gibi sevginin konumunu yücelten üç klişeleşmiş söz bulun. Her birinin anlamını açıklayın ve evliliğinizle karşılaştırın.
2- Sık sık sevme güdüsü olduğunu düşündüğümüz çeşitli zararlı davranışlarda bulunuruz. Çevrenizde yaşanan bu tür bir ilişki bulun ve çarpıtılmış bir sevgi kavramının bütün soruna nasıl katkıda bulunduğunu araştırın.
3- Kendi çocuklarınızı ve ailenize yakın olan insanları düşünün. Kabul edilemeyecek bir davranışın sergilendiği bir olayı anımsayın. Bu davranış kısmen kişisel sevginin yetersiz alındığı bir dönemle bağlatılı olabilir. Çocuğun sevgi deposunu doldurmak bu duruma nasıl yardımcı olurdu?
4- Tecrit edilmek, bir evlilikte sevginin büyümesini engeller. Eşinizden fiziksel olarak uzaklaştığınız ve döndüğünüzde bir uzaklık duygusu hissettiğiniz bir dönemi düşünün. Sonra, anlaşmazlıklara dayanan duygusal uzaklık üzerine kafa yorun. İki durumda da içsel sonuç neydi ve nasıl düzeltildi?
5-Boş bir sevgi deposu, arabanızı benzinsiz çalıştırmaya benzetilebilir. Yaratıcı olun ve evliliğinizi boş olarak yürütmeyi zekice tanımlayacak iki benzerlik daha araştırın. Bu kıyaslamalar sevgiyi düzenli olarak almanın ve vermenin önemini anlatıyor mu?
Kapsamlı Grup Tartışması İçin
Sevginin geçmişteki ve şu andaki uygarlıkların sağlıklı olmasına katkıda bulunan çeşitli felsefi ve teolojik sistemlerdeki yerini tartışın. Nasıl tanımlanmış ve etkilemiştir?
Aşık olma deneyimi, heyecan verici olmasına rağmen kısa ömürlü ve büyük ölçüde benmerkezcidir. Eşimizin duygusal iyiliğine gerçekten katkıda bulunan sevgi, akla, iradeye ve disipline dayanır. Yalnızca disiplin bile dönüşüm ve bütünlenme olanağı verir.
1- Eşinizle yaşadığınız "aşık olma" deneyimi ile ilgili iki kategorilik bir liste yaratın. Birinci sütunda, daha sonra meyve veren ve iradeli sevgiye katkıda bulunan duyguları, inançları, beklentileri vs. ayrıntılarıyla yazın. Sonra da saf ve gerçekçi olmayan ve hatta zararlı olan, olgun bir ilişkiye pek de katkıda bulunmayanları kaydedin.
2- Evliliğinizde sürekli coşkulu duygularınızın hafiflediği ve eşinizin hatalarını görmeye başladığınız zamanı belirlemeye çalışın. İlk tersliklerden bazılarını ve sonuçlarını anlatın.
3- Evliliğinizde o ilk zamanlardaki romantik duyguların bazılarının yeniden ortaya çıkmasına neden olan romantik olayları belirleyin. Bu duyguların daha derin bir ilişkiyle, daha sağlıklı ve daha faydalı bir şekilde bütünleşmesi ne hissettirmişti?
4- Flört sürecinizin zirvesinde kalmayı arzu ettiğiniz gibi, şimdiki sevgi ilişkinizden de çok memnun olabilirsiniz. Hoşnut olmadan önce verdiğiniz sevginin toplam kalitesi konusunda samimi olun. Bu, Dr. Peck'in "aşık olma illüzyonu" olarak tanımladığı üç duruma ne kadar benzer?
a. İradi bir davranış değildir.
b. Disiplin veya bilinçli çaba yok denecek kadar azdır.
c. Eşin gelişimine ilgi duyulmaz.
5- Geçen ay boyunca eşinize yönelttiğiniz "gerçek" sevginin niteliklerini gösteren üç eylemden bahsedin:
a. Duygusaldır fakat tutkulu değildir.
b. Çaba sarf edilir ve disiplin söz konusudur.
c. Saf içgüdüden ziyade mantığa dayalıdır.
d. Eşin kişisel gelişimi önem taşınır.
Kapsamlı Grup Tartışması İçin
Aşık olma deneyiminden çok, hakiki, özden verici sevginin duygusal, psikolojik, fizyolojik ve ruhsal unsurlarını araştırın.
Taleplerden çok, iltifatlar,cesaret verici sözler ve ricalar eşinizin özdeğerini onaylar, onunla aranızda bir yakınlık yaratır, yaraları tamir eder ve diğer yarınızın potansiyelini ortaya çıkartır.
1- Eşinizin hayallerini, ilgi alanlarını ve yeteneklerini sizinle paylaşmasına izin vermek üzere bir akşam ayırın. Empatik dinlemeyle özelliklerini ortaya koymasını sağlayın. Kendinizi eşinizin yerine koyduktan sonra, severek ve içtenlikle onu cesaretlendirin ve mümkün olan her şekilde tüm hedefleri başarmasına yardımcı olmayı önerin.
2- İnsanlarla aranızdaki teklifsizlik, küçük görme ve kabalığı yanında getirebilir. Son hafta boyunca ilişkinizde yaşadıklarınızı kontrol edin. Sesiniz sertleşti mi, tutumunuz alaycı veya bakış açınız yargılayıcı mıydı? Eşinizin başarısız olduğu noktalara mı odaklandınız? Bu konularda karar verin ve gerekiyorsa özür dileyin.
3- İletişim modelleri açısından ilişkinizin tarzını değerlendirin. Sözleriniz ricaları, önerileri ve yol göstermeyi mi yansıtıyor? Yoksa talepleri, ultimatomları ve hatta tehditleri mi ima ediyor? Unutmayın ki, seçim, özgür irade ve gönüllü hizmet sevginin ana özellikleridir. Eşinize sözel yaklaşımınızı nasıl geliştirebilirsiniz?
4- Eşinizle sözel iletişimin sonsuz çeşitlilikte müşfik, yakın ve destekleyici yolları vardır. Bu yazıda önerildiği gibi, en önemsiz yollarla da olsa, eşinizi desteklemenin yaratıcı ve üstün yollarını kaydettiğiniz, "Onay Sözleri" başlıklı bir not defteri tutmaya başlayın. Gerektiğinde yararlanabileceğiniz ilham verici bir literatür çok değerlidir.
5- Bill ve Betty Jo'nun evliliği tek bir teknikle büyük bir değişime uğramıştı. Her ikisi de birbirlerinde takdir ettikleri şeylerin bir listesini yaptılar. Sonra haftada iki kez listelerine dayanarak birbirlerine iltifatlarda bulundular. Bunu siz de yapın. Başlamak için Bill ve Betty Jo'nun listesine tekrar bakabilirsiniz. Karşılıklı söylenen ilk sözlerden sonra, bu iki ay daha fırsat buldukça devam edip etmemeye karar verin.
Kapsamlı Grup Tartışması İçin
Sözlerin gücünün insanların ve hatta ulusların kaderini nasıl belirlediğini tartışın. Sözler bizi nasıl bağlar, kendimiz ve çevremiz hakkındaki görüşlerimizi nasıl şekillendirir?
Paylaşarak, dinleyerek ve birlikte anlamlı faaliyetlere katılarak yaşanan nitelikli beraberlik, birbirimize gerçekten değer verdiğimizi ve birbirimizden hoşlandığımızı anlatır.
1- "İşim çok yorucu" demek, eşinizle nitelikli beraberlik yaşamamak için bir bahane olabilir. Fakat işteki başarınız ve kazandığınız para eşinizle aranızda oluşturacağınız yakınlığın yerini tutamaz. Eşinizle birlikte, sorumluluklarınızı yeterli nitelikli beraberliğe izin verecek şekilde dengeleyecek bir plan yapın. Bu amaç için gözden çıkaracaklarınız konusunda fedakar olun.
2- Bill, Betty Jo'nun birincil sevgi dilinin nitelikli beraberlik olduğunun farkına vardı. Böylece, Betty'nin kendisiyle birlikte yapmak istediğini bildiği şeylerin bir listesini yaptı. Yürüyüşler, tatiller veya sadece çocuklarla biraz daha fazla konuşmak. Bunların hepsi, birlikte faydalı etkinliklere katılmayı içeriyordu. Kendi listenizi yapın ve gelecek ay iki maddesini gerçekleştirmeye söz verin.
3- Eşinizin karşılaştığı son büyük soruna veya mücadeleye tekrar bakın. Aşağıdakileri daha iyi başarabilmenin yollarını yazın.
a. Daha az öğüt, daha çok paylaşma
b. Daha çok anlayış, daha az çözüm
c. Daha çok soru, daha az sonuç
d. Kişiye daha çok, soruna daha az dikkat.
4- Paylaşılan etkinliklerin evliliğinizde ne kadar önemli olduğunu keşfedin. Sizi çok yakınlaştıran ve sıcak bir anı olmaya devam eden üç deneyimi seçin. Bu deneyimler, paylaşılan etkinliklerde nitelikli beraberlik içeriyor muydu? Güzel bir "anı" olma potansiyeli yüksek olan yeni bir faaliyet planlayın.
5- Duyguların yaşamınızdaki rolü konusunda dürüst olun. Onların sağlıklı olarak ifade edilmesi ne zaman bir sorunun sağlıklı bir çözüme ulaşmasına veya olumlu bir olayı tamamlamaya katkıda bulundu? Duygularınızdan korkuyor veya onları bastırıyor musunuz? Duygularınız infilak mı ediyor? Yoksa onları çarpıtıyor musunuz? Duygularınız eşinizin duygularıyla nasıl uyum sağlar? İletişiminizin duygusal yönü nasıl gelişebilir?
Kapsamlı Grup Tartışması İçin
Birlikte yapılan etkinliklerin her iki eşin de hoşlandığı alan içerisinde Yaratılması gerektiği fikrini tartışın. İkinci en iyi senaryo ise, eşinizin ilk etapta paylaşmadığınız ilgi alanına kalbiniz ve zihniniz kadar vaktinizi de ayırmaktır.
İster satın alınan veya elde yapılan objeler olsun, ister yalnızca eşiniz istediğinde orada olmanız olsun, armağanlar sevginin görsel ifadeleridir. Armağanlar, ona ve ilişkinize değer verdiğinizi gösterir.
1- Armağanın değeri görenin gözündedir. Belki aldığınız bir armağana değer vermiyordunuz. Verenin niyetini hesaba katın ve onu verenin sergilediği sevgiye değer verme konusundaki düşüncenizi yeniden tartın.
2- Yazarın tavsiyesine uyun ve geçmişte eşinize verdiğiniz ve onun beğendiği armağanların bir listesini yapın. Bunun ötesinde, onun zevklerini bilen insalardan bilgi alın. Gelecek ay boyunca her hafta, ne kadar küçük olursa olsun bu seçimlerle uyumlu olan bir sevgi hatırası vermeye karar verin.
3- Belki şu anda zihninizde armağanlar ve mali konular çok iyi çakışmıyor. Fakat eğer armağan vermek en önemli "varlığınıza" bir yatırım yapmaksa, buna bir tasarruf veya güvenlik şekli olarak bakabilirsiniz. Bütçenizi gözden geçirin ve fedakar olup, eşinize daha çok verin.
4- Eğer armağanlar eşinizin sevgi diliyse, bu sizin kendi önceliklerinizden şu an için vazgeçmenizi gerektirebilir. Son birkaç yıl içinde bir armağanın ve varlığınızın eşiniz tarafından çok arzu edildiği, ancak gerçekleşmediği durumları hatırlayın. Eşiniz için orada bulunabilirdiniz. Gelecek defa zor olanları yapmayı planlayın.
5- Unutmayın ki, kendinizi armağan etmek, fiziksel varlığınızdan daha fazlası demektir. Bir hafta için günde bir önemli olayı veya duyguyu paylaşma girişiminde bulunun. Aynı şeyi eşinizde de arayın.
Kapsamlı Grup Tartışması İçin
Armağanların değişik kültürler, aile gelenekleri ve kişilik tipleri için taşıdığı önemi tartışın. Sevgiyi nasıl ifade ederler ve neden değerlidirler?
Eşinizin sizin için bir şeyler yapmamasını eleştirmeniz, hizmet davranışlarının birincil sevgi diliniz olduğunun bir işareti olabilir. Hizmet davranışları hiçbir zaman zorlanmamalı, özgürce yapılmalı ve arzu edildiği gibi gerçekleştirilmelidir.
1- Eşimizin ricalarını yerine getirmeyi dilediğimiz zaman bile, bunu kendi şartlarımızla kendi yolumuzla yapmayı isteriz. Sevgi hizmeti, eşimizin beklentilerine karşılık vermek demektir. Eşinizin yapmanızı arzu ettiği şeyleri öğrenin ve tam olarak sizden isteneni yapın.
2- Yapmaktan hoşlanmadığınız, fakat eşinizin yapmanızı istediğini bildiğiniz üç basit iş seçin. Bunları o istemeden yaparak eşinizi şaşırtın.
3- Birçok çift, ilişkilerinde cinsiyet rolleri kalıplarını aştıklarını hisseder fakat bilinçsizce aynı şeyleri yapmaya devam ederler. Aranızda işbölümü yapın ve eski sisteminizin mi, yoksa yenisinin mi daha iyi olduğunu tartışın.
4- Mark ve Mary'nin rica edilen hizmet davranışları listesine bir kez daha bakın. Eşinizin sizin için yapacağını umduğunuz dört iş seçin. Eşinizin de aynı şeyi yapmasını isteyin. Zorlama ya da adil bir değiş-tokuştan ziyade, karşılıklı sevgiye dayanan ayarlamalar yapın.
5- Birçok sorun, evlilikten sonra "flört davranışını" terk etmemiz gerektiği inanışından doğar. O süreçte düzenli hizmet davranışlarının sonucu olarak ortaya çıkan büyük sevgi ve yakınlığı hatırlamaya çalışın. Yakınlığı yeniden kazanmak amacıyla aynı hizmet davranışlarını tekrar yapmayı deneyin ve yakınlığın oluşmasında gerçekten katkısı olup olmadığına bakın.
Kapsamlı Grup Tartışması İçin
Bireylerin ve toplumların asırlar boyu sahip oldukları şu iki farklı görüş açısını inceleyin:
1- Doyum ve mutluluk, zirvede olmanız ve çevrenizdeki insanların size hizmet etmesi demektir veya
2- Doyum ve mutluluk, çevrenizdeki insanlara hizmet etmek ve sevginin anlamını onlara gönüllü olarak hizmet etmekte bulmaktır.
Bu sevgi jesti olarak fiziksel temas, varlığımızın derinliklerine ulaşır. Bir sevgi dili olarak, hafifçe omuza dokunmaktan tutkulu bir öpücüğe kadar güçlü bir iletişim şeklidir.
1- Fiziksel temasın tüm olumsuz formlarını eleyin. Eşinize en ufak bir zarar verdiyseniz özür dileyin ve kendinizi denetlemeyi öğrenmeye çalışın. Eğer herhangi bir şekilde dokunarak eşinizi rahatsız ettiyseniz bunu yapmaktan vazgeçin ve ona rahatsızlık vermeyecek, hoşuna gidecek biçimde dokunmayı öğrenin.
2- Belki de eşinize karşılıklı olarak size haz veren dokunuşları açık açık konuşmamışsınızdır. Vücudunuzun farklı bölgeleriyle ilgili duygusal, cinsel ve psikolojik hislerinizi eşinizle konuşun.
3- Fiziksel ilişkinizi zenginleştirecek uygun dokunma tarzlarının, yerlerinin ve durumların tümünün bir listesini çıkarın. Örneğin, arabaya girip çıkarken arzuladığınız fiziksel temasın doğası ve boyutu nedir? Eğer her biriniz farklı hissediyorsanız, ilk etapta birbirinizi memnun etmeyi hedefleyen uzlaşmacı bir çözümü varın.
4- Patsy ve Pete'e geri dönün, Patsy'nin nitelikli beraberlik için arzusunu ifade etmesi nispeten kolaydı. Fakat Pete, özellikle cinsel alanda fiziksel temas istemeyi çok zor buldu. Neden bunun normal olduğunu düşünüyorsunuz? Eşiniz zihninizi okuyamaz. Zor veya kolay, sevgiye duyduğumuz gereksinimi ve en çok sevildiğimizi hissetmemizi sağlayan sevgi dilini ifade etmeliyiz. Neden bunu eşinizle açık açık tartışmıyorsunuz? Birçoğumuz vücudumuzu kusurlu bulduğumuz için, cinsel anlamdaki fiziksel temas gereksinimimizi kendi kendimize bile zor kabulleniriz. Ne zaman ve hangi durumda sevilmediğinizi veya kendinizi güvensiz hissettiğinizi kendinizle ve eşinizle dürüstçe paylaşın.
5- Kriz durumları, çlümü, şiddetli hastalıkları vs. içerir; fakat aynı zamanda büyük duygusal etkileri olan günlük küçük sarsıntıları da içerir. Eşinize sessizlik ve boş sözlerden çok, ilgili veya şefkatli bir dokunuşla ulaşmak için bir yöntem bulun.
Kapsamlı Grup Tartışması İçin
Fiziksel temasın uyandırdığı duyguların gizemini tartışın. Örneğin incindiğimiz zamanlarda bazen duygusal depomuz bir kucaklamaya ihtiyaç duyar; fakat bazen de dokunulmak bile istemeyiz. Ruh halleri, tutumlar ve algılamaların tümü, dokunulma, sarılma veya seks yapma arzularımızı etkiler.
Birincil sevgi dilinizi keşfetmek için sormanız gereken bazı temel, fakat gerekli sorular vardır. Eşinizden en çok neyi rica ediyorsunuz? Size sevildiğinizi en çok hissettiren şey nedir? Sizi en çok üzen şey nedir? En çok neyi arzu ediyorsunuz? Bu sorular size kritik ipuçları verir.
1- Çoğumuz seksi karşılıklı bir zevk haline getirmek için çabalarız. Bazen teknik, sıklık ve çeşitlilik üzerine odaklanırız. Oysa bu mücadele daha çok sevgi depomuzun durumuyla ilgilidir. İlişkinizi ve ilişkinizin duygusal yanına daha çok odaklanarak fiziksel ilişkinizi de geliştirebilmenin yollarını düşünün.
2- genellikle eşimizin dilini öğrenmek yerine, sevgimizi kendi birincil sevgi dilimizde ifade ederiz. Geriye dönüp sevginizi gerçekten gösterebildiğiniz zamanlara bakın. Bunu kendi birincil dilinizde mi, yoksa eşinizinkiyle mi yapmıştınız? Eşinizin birincil sevgi dilini konuşma konusunda yeni bir girişimde bulunmaya istekli misiniz?
3- Eğer hala sevgi dilinizin ne olduğunu bulmakta güçlük çekiyorsanız, duygusal deponuz ya çok boştur ya da çok doludur. duygularınızı gözden geçirin ve bu iki durumdan hangisinin sizin için geçerli olduğuna karar verin. Eğer deponuz boşsa, "Hayatım boyunca sevildiğimi hiç hissettim mi?" diye sorun. Eğer yanıt "Evet" ise, ne zaman? Size sevildiğinizi hissettiren şey neydi? Yanıtınız, sevgi dilinizi açığa çıkaracaktır.
4- Eğer sevgi deponuz çok doluysa, flört ilişkinize geri dönün ve anıları uyandırın. Bu eşinizi seçmenizde neyin etkili olduğunun temeline inmenize ve bu gizemi çözmenize yardımcı olacaktır. O zaman sevgi dilinizi bilecek ve ilişkinizi daha da güzel hale getirebileceksiniz.
5- Eğer sevgi deponuz tamamıyla boş veya çok dolu ise, sevgi dilinizi bilseniz de, bilmeseniz de gelecek ay "Depo Kontrolü" oyununu oynayın. Haftada üç akşam eşinizden on üzerinden bir puan isteyin ve bu rakamı yükseltme konusunda eşinizin önerilerini alın. Eğer eşiniz sürekli on puan veriyorsa kendinizi kendinizi tebrik edebilirsiniz. Fakat sevmekten asla vazgeçmeyin.
Kapsamlı Grup Tartışması İçin
Birbirimizin gereksinimini karşılamak çoğunlukla yeni şeyler öğrenmeyi gerektirir -bu çamaşır yıkamak gibi basit bir şey olsa bile-. Eşlerin evliliklerinde maksimum doyuma ulaşmak için nasıl sabırlı ve eğitici olmaları gerektiğini tartışın.
Eşimizin diliyle sevmeyi seçmenin birçok yararı vardır. Geçmişteki yaraları tedavi etmeye, özgüven oluşturmaya, önemli ve güvende olma duygusu uyandırmaya yardımcı olabilir. Fakat aşık olduğunuzda içgüdüsel olarak yaptıklarınız, eşinizin derin duygusal gereksinimlerini karşılamak için yaptığınız bilinçli seçimlerden çok farklıdır.
1- Bölüm 10'da adı geçen Brent'te olduğu gibi, nedenini bilmememize rağmen sevgi depomuz neredeyse tamamen boşalmış olabilir. eşimize zarar vermeyi istemeyiz ama bu gereksinimi karşılamak için uygun olmayan birçok yol izliyor olabiliriz. Karşılanmamış gereksinimlerinizin ışığında bu düşünceleri ve eylemleri dürüstçe değerlendirin. Gereksinimlerinizin karşılanması için daha iyi bir yol var mı? "Verin, size de verilecektir." atasözünü sınamak için iki ayınızı vermeye istekli misiniz? Neden bugünden başlayıp sonucun ne olacağını görmüyorsunuz?
2- Almanın değil vermenin doyumu için sevmek, daha yüce bir hedeftir. Yakın geçmişte eşinize sevginizi ifade ettiğiniz zamanları düşünün. Karşılığında ne beklediniz? Sonuç olarak bir şey almadıysanız, bu gerçek sizin davranışınızı değiştirdi mi? Bazen acil sonuçlar bekleriz. unutmayın: "Roma bir günde inşa edilmedi." Sevgi Roma'yı inşa etmekten daha önemlidir. Sabırlı olun.
3- Eşinizin hoşuna gideceğini bildiğiniz, fakat içinizden gelmeyen sevgi davranışlarına odaklanın. Belki bu davranışları bastırıyorsunuzdur ve eşinizin bunlardan çok hoşlandığını hatırlamaya ihtiyacınız vardır. Bu davranışları uygulama seçiminde bulunun ki, eşinizin deposu dolsun ve size daha çok yakınlaşsın.
4- Özgüven, önemli olma duygusu, güvende olma duygusu... Bu üç şey hepimiz için hayati önem taşır. Birbirinize karşı açık ve hassas olun. Sözleriniz ve davranışlarınızla eşinizin sevgisi olmadan bunlara tamamıyla ulaşamayacağınızı karşılıklı ifade edin.
5- Yanlış sevgi dilini kullanmak zararsız bir davranış değildir; aksine çok zarar verebilir. Bölüm 11'deki Jean ve Norm'a bakın. Otuz beş yıl boyunca devam eden uç noktadaki anlaşmazlık, basit bir yanlış anlamaya dayanıyordu. Anlaşmazlıklarınızı gözden geçirin. Sadece ve sadece anlamsız bir ısrarla yanlış sevgi dilini kullanmanızdan kaynaklandıklarını görün.
Kapsamlı Grup Tartışması İçin
çiftler sık sık güvende olduğunu bilmek ve özgüvene duydukları gereksinimi karşılamak için birbirlerini zorlar. Diğer yandan, karşınızdaki kişiye elinizden gelenin en iyisini içtenlikle vermek, karşılığında sevgi alacağınızı garantilemez. Elinizden geleni yaptığınız halde, sizin gereksinimlerinizin karşılanmaması riskini tartışın. Sevgi dilinin dışında hangi prensipler evliliği zenginleştirmeye yardımcı olur.
Sevimsiz bir eşe sevgi göstermek, zor olsa da mümkündür. Fakat bize kötü davranıldığında ve zarar verildiğinde, ifade edecek olumlu duygumuz kalmaz. Yalnızca acı duyarız. Bununla birlikte, olumlu eylemler duygulara değil, seçime bağlıdır. Uygun sevgi dilini kullanmak, "mucizeler" yaratabilir.
1- Eğer evliliğiniz bu bölümde tanımlandığı gibi çok kötü durumdaysa, işe aşağıdaki deneyi uygulamak için güç bir karar vermekle başlamanız gerekir. Reddedilme ve daha fazla acı çekme riskini göze almalısınız. Fakat aynı zamanda sağlıklı ve mutlu bir evliliği yeniden kazanma şansınız da vardır. Böyle bir amaç için bu girişime değer.
Aşağıdaki dört adım (2'den 5'e kadar), Glenn ve Ann'in sonuçlarına benzer sonuçlara ulaşmanız için muhtemelen en azından altı ay alacaktır. Tanrı'nın yardımına olan inancınız, başarı şansınızı büyük ölçüde artıracaktır.
2- Nasıl daha iyi bir eş olabileceğinizi sorun. Karşınızdakinin tutumuna bakmaksızın, yanıtın bilgi verici yanına göre davranın. Hem daha fazla bilgi almayı, hem de bu arzulara bütün kalbiniz ve iradenizle uymayı sürdürün. Eşinizi niyetinizin iyi olduğuna inandırın.
3- Olumlu tepki aldığınızda gelişme olduğunu bilirsiniz. Eşiniz için kolay olan, korkutmayan, fakat belirgin olan bir ricada bulunun. İster hemen karşılık versin, ister vermesin, her ay bir ricada bulunun. Ricanızın birincil sevgi dilinizle uyumlu olmasına ve boş deponuzu doldurmaya yardım etmesine dikkat edin.
4- Eşiniz gereksiniminize yanıt verip karşıladığında yalnız iradenizle değil, duygularınızla da karşılık verirsiniz. Bu dönemlerde, aşırıya kaçmadan eşinize olumlu tepki vermeyi ve yaptıklarını onaylamayı sürdürün.
5- Evliliğiniz gerçekten iyileşmeye ve derinleşmeye başladığında bununla yetinmeyin ve eşinizin sevgi dilini ve günlük gereksinimlerini unutmayın. Hayallerinize giden yoldasınız. Bu yüzden bunu sürdürün! İlerlemeyi nasıl sürdüreceğiniz konusunu birlikte değerlendirmek için zaman ayırın.
Kapsamlı Grup Tartışması İçin
Birçok evliliğin boşanmayla sonuçlanmasının nedeni, insanların bir reddedilme ortamında bile alçakgönüllü olmayı ve eşlerine hizmet etmeyi başaramamasıdır. İsa'nın bu bölümde yer alan "Düşmanını sev" öğretisinin yararlarını tartışın.
Gerçek gereksinimlerinin bilincinde olmasalar ve kendi tepkilerini anlamasalar bile, beş sevgi dili çocuklar için de geçerlidir. Etkili bir ana-baba olmak için, her çocuğunuzun birincil sevgi dilini konuşmaya çalışın. Her çocuğunuzun birincil sevgi dilini keşfedene kadar, beş dili de düzenli olarak konuşun.
1- Onay Sözleri: Çocuklarımızı eğitirken başarısızlıklarını eleştiririz. eğer aşırıya kaçarsak, bu yetişkinliklerinde yıkıcı sonuçlara yol açabilir. Gelecek hafta boyunca çocuğunuzu yaptığı her doğru şey için övün. Günde en az iki övgü iyi bir hedeftir.
2- Nitelikli Beraberlik: Çocuğumuzun seviyesine inin. Onun ilgi alanlarını keşfedin ve bu alanlarla ilgili olarak mümkün olduğunca çok şey öğrenin. Çocuğunuza tüm ilginizi vererek onun yanında tümüyle var olun. Çocuğunuz (veya her bir çocuğunuz) için günde en azından beş dakika nitelikli beraberlik zamanı ayırın. Bunu bir öncelik haline getirin.
3- Armağan Alma: Armağanlar, aşırıya kaçılırsa anlamsız hale gelebilir ve çocuğa yanlış değerler öğretebilir fakat düzenli aralıklarla düşünerek seçilmiş ve "Seni seviyorum, bu yüzden senin için özel bir armağan aldım" gibi onaylayıcı ifadelerle verilen armağanlar, bir çocuğun sevgi gereksinimini karşılamaya yardımcı olabilir. Gelecek defa çocuğunuza bir armağan aldığınız veya yaptığınızda, armağanı sunarken sevginizi sözlerle de ifade edin. Sevginizi çocuğunuza uygun olmayan bir armağanı almayı reddederek de ifade edebilirsiniz: "Seni seviyorum, bu yüzden sana çıngıraklı yılan almayacağım" gibi.
4- Hizmet Davranışları: Çocuklarınız için sürekli olarak hizmet davranışlarında bulunuyorsunuzdur ama gelecek defa çocuğunuz için özellikle anlamlı olan bir iş yapın. Bunun çocuğunuza onu sevdiğinizi göstereceğinden emin olun. Sizin için çekici olmayan, fakat çocuğunuz için çok önemli olan bir işi ele alın. Örneğin bu onun için önem taşıyorsa, çok yönlü bir ebeveyn olmak için "akademik" veya mekanik alanda yeni bir şeyler öğrenebilirsiniz.
5- Fiziksel Temas: Kucaklamak, öpmek ve dokunmak çocuğun sevgi deposu için çok önemlidir. Her çocuğun yaş, huy, sevgi dili vs. konularını göz önüne alın ve bunlara dayanarak bir yaklaşım belirleyin. Yaşları büyüdükçe, dokunma alışkanlığını sürdürme konusunda duyarlı olmanız gerekecektir.
6- Çocuğunuzun birincil sevgi dilini keşfedince, bunu düzenlü olarak konuşmaya odaklanın. Fakat diğer dört dili de ihmal etmeyin. çocuğunuzun birincil sevgi dilini zaten konuşuyorsanız, diğerleri daha da önem kazanacaktır.
Kapsamlı Grup Tartışması İçin
Çocuklarınızla sevgi dilleri kavramını keşfetmenin ve paylaşmanın önemini paylaşın. Bunun yaşa dayanan, uygun bir anlayış seviyesinde yapılması gerekir. Çocuklarınızdan onlara sevildiklerini en çok gösteren şeyin ne olduğunu söylemelerini isteyin ve eşinizin ve sizin birincil sevgi dilinizi bilmelerini sağlayın. Değişik kültürlerde ve aile ortamlarında bütün bunlar nasıl yapılıyor?
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir. 5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp, yasaya aykırı yada telif hakkı içeren paylaşımlar BURADAN bize ulaşıldığı taktirde, ilgili konu en geç 48 saat içerisinde kaldırılacaktır. Sitemizde Bulunan Videolar YouTube, Facebook, Dailymotion, v.b. video paylaşım sitelerinden alınmaktadır. Telif hakları sorumluluğu bu sitelere aittir. Videoların hiç biri sunucularımızda bulunmamaktadır.
Gizliliğinize değer veriyoruz
Bu sitenin çalışmasını sağlamak için temel çerezleri ve deneyiminizi geliştirmek için isteğe bağlı çerezleri kullanıyoruz.